birgün

12° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 25.02.2021 09:09

İntiharı özendiren dilden kaçınılmalı

İntihar olgularında olası risk faktörleri ortaya konarak çözüm odaklı hareket edilmeli. İntiharı özendiren kahramanlaştırıcı bir dil ve üslup kullanılmamalı. Normalleştirme, sansasyonel yaklaşımdan kaçınılmalı.

İntiharı özendiren dilden kaçınılmalı

Dr. Ergün DEMİR

Açlık, yoksulluk, ekonomik kriz. Son dönemlerde intihar vakalarında büyük artış söz konusu.

İntihar girişimlerini göz ardı etmeden, sümen altı yapmadan insanları intihara sürükleyen nedenleri ve alınması gereken önlemleri, yapılması gerekenleri Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Halis Dokgöz’e sorduk.


► İntihara sürükleyen etmenler nedir?
Dünya üzerinde her yıl milyonlarca insanın intihar olgusundan etkilendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. İntihar olgularında sosyal, kültürel, ekonomik, psikolojik ve diğer birçok risk faktörü bulunmakta ve bu da bireysel ve toplumsal anlamda konuya duyarlı bir yaklaşım zorunluluğu getiriyor. İntiharı bireylerin karşılanmamış gereksinimleri, stres yaratan dayanılmaz depresyon duyguları ile bireysel yaşamları arasındaki çatışmalar sonucu bir çıkış yolu bulunamaması ve gerçeklikten kaçış isteği olarak ortaya çıkan bir halk sağlığı sorunudur. Özellikle psikolojik, psikiyatrik risk faktörlerinden olan depresyon, çaresizlik ve umutsuzluk gibi olumsuz duygulanım varlığı intihar için ruhsal bir zemin hazırlayabilir.

► Zor bir konu, intiharlar üzerine nasıl konuşmalıyız?
İntihar üzerinde çok düşünülmesi gereken ve çok düşünülüp az ve net konuşulması gereken bir olgu. Stres yaratan yaşam koşullarına tepki veren normal bireylerden ağır ruhsal bozuklukları olan bireylere kadar toplumun geniş bir kesiminde görebiliriz. İntihar olguları kuşkusuz konuşulmalı, tartışılmalı ve olası risk faktörleri ortaya konarak çözüm odaklı hareket edilmeli. İntiharı özendiren kahramanlaştırıcı bir dil ve üsluptan kesinlikle kaçınılmalı. İntihar yöntemleri ayrıntılı olarak ifade edilmemeli, intihar ortamı ve kişinin özel yaşamı deşifre edilmemelidir. İntihar olgularını olumlama, araçsallaştırma, normalleştirme, sansasyonel yaklaşımdan uzak durulmalı.

intihari-ozendiren-dilden-kacinilmali-845481-1.


► Özellikle son aylarda işsizlik ve yoksulluk üzerinden intihar haberleri kamuoyu gündemine geliyor. İntihar sayısında artış var mı?
TÜİK 2009-2019 verilerine baktığımızda 2009 yılında 2111 erkek, 787 kadın toplam 2 bin 898 kişi intihar sonucu ölürken 2019 yılında 2 bin 626 erkek, 780 kadın toplam 3 bin 406 kişi intihar etti. Göreceli olarak yıllara göre bir artış söz konusu diyebiliriz.

► Ekonomik gerekçelerin ötesinde intihar ve intihar girişimi için söz konusu olan sosyal ve ruhsal risk faktörleri neler?
İntihar ve intihar girişimlerinde biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörleri kapsayan kompleks bir davranış biçimi söz konusu olduğundan çok yönlü bir yaklaşım gerekir. İntiharda risk faktörleri olarak yaş, cinsiyet, bekâr ya da boşanmış olmak, fiziksel hastalıklar, çocukluk dönemi yaşantıları ve olumsuz bilişsel yapılanmalar, aile içi sorunlar, düşük ekonomik gelir düzeyi, psikiyatrik hastalıklar, çevresel ve genetik faktörler, psikososyal ve toplumsal dayanışma ve destek sistemlerinin eksikliği ve/veya yetersizliği, ölümcül silahlara/nesnelere kolay ulaşılabilirlik ve göç gibi transkültürel pek çok çeşitli risk faktörleri rol oynuyor.

► Hekimlerin, sağlık çalışanlarının tükenmesi, toplum sağlığı için koronavirüs enfeksiyonu kadar önemli bir sorundur. Özellikle genç hekim meslektaşlarımızın intihar artışını neye bağlıyorsunuz?
Hekimlerin uzun ve zor bir eğitim süreci kadar çalışma koşullarının ağırlığı da yadsınamaz bir gerçeklik. Pandemi dönemiyle birlikte hekimlerin sağlık hizmeti verirken yaşadıkları zorluklar kat be kat arttı. Hekimler kamuda ve özel iş yerlerinde çalışırken hem sağlık sisteminin getirdiği zorluklarla hem de hastalıklarla ve ast üst ilişkisi ve/veya usta çırak ilişkisi diyebileceğimiz eğitim süreçlerinde de mobbinge uğradıklarını çok net olarak söyleyebiliriz. Hekimler ve sağlık çalışanları pandemi ve diğer hastalıklarla mücadelede canlarını kaybederek ciddi bir tükenme yaşarken bir taraftan da mobbinge uğramakta ve bunun sonucu maalesef intihar sonucu ölümlerle karşılaşıyoruz. Özellikle uzmanlaşma sürecindeki genç meslektaşlarımız daha çok mobbinge uğruyorlar hem de deneyimli meslektaşları tarafından. Asistan hekimlerin özellikle cerrahi branşlarda daha yoğun yaşandığı mobbinge ilişkin geniş çaplı durumu ortaya koyan bilimsel çalışmalar yapılıp eğitim sürecinin yeniden yapılandırılması gerektiği kanısındayım.

► Dünyada intihar oranları ve intiharların ekonomik durum ile ilişkisi nasıl?
İntiharlar dünyada çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Her yıl 800 bin kişi intihar eylemi sonucu hayatını kaybediyor. Refahın yüksek olduğu Kuzey Avrupa ülkeleri, Rusya, ABD intihar oranlarının yüksek olduğu ülkeler olarak öne çıkıyor. Ancak sosyoekonomik açıdan geri kalmış ülkelerde de verilerin güvenilirliği ile ilgili bir sorunu da göz ardı edemeyiz. Ölümlerin yaklaşık üçte birini gençler oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütüne göre intihar, erkekler için 15-29 yaş aralığında en sık görülen ikinci ölüm nedeni iken, kadınlar için 15-19 yaş aralığında en sık görülen üçüncü ölüm nedeni olarak belirtilmektedir. Yapılan çalışmalarda intihar olgularının yüzde 79’u orta ve düşük gelir düzeyine sahip ülkelerde meydana geldiği belirlenmiştir. Kırsal bölgeler, ateşli silah sahibi olma, yoksulluk, işsizlik ve sosyal yalıtım gibi faktörler kuşkusuz intihar davranışında dikkat çekici unsurlardır. Fakat bunlar intiharı tek başına açıklayamaz. Kişinin psikoruhsal yapısından ekonomik durumuna, medeni durumundan sosyokültürel yapısına ve yaşadığı iklime kadar oldukça fazla değişkenin olduğunu vurgulamamız gerekir.

► Sosyal devlet ilkesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu bu dönemde devlete ve topluma düşen görevler neler?
Öncelikle intihar olgularında olası risk faktörleri ve koruyucu önlemler konusunu masaya yatırmalıyız. İntiharın nedenlerini anlamak için psikolojik otopsi şart. Psikolojik otopside kişilerin geçmişteki psikiyatrik öykü ve bulguları, aile, yakın arkadaş, iş arkadaşları ve çevreleriyle ilişkileri, ilişkide olan kişilerle yapılan görüşmeler sonrasında otopsi ve olay yeri inceleme bulguları dahil tüm bulguları birlikte değerlendirip ölüm nedenini açıklamak ve benzer olgular için de yeni yaklaşımlar getirilmesi söz konusudur. Batı Avrupa ülkelerinde sıklıkla baş vurulan bir yöntem olmasına karşı bizde psikolojik otopsi çok nadir yapılıyor. Ülkemizde intihar olgularındaki dinamiklerin araştırabilmesi ve olası risk faktörlerini ortaya koymak için psikolojik otopsi şart. Yapılacak psikolojik otopsi uygulamalarına katkıda bulunacak ve bu tarz olayların yaşanmaması için koruyucu-önleyici bağlamda görev alacak; birinci basamak sağlık hizmetleri veren sağlık profesyonelleri (aile hekimleri ve hemşireler) ve/veya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerinde görev yapan; psikolojik danışman/psikolog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişim uzmanlarının ruh sağlığı ve hastalıkları temelli hizmet-içi eğitimlerle güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra ülkemiz için bir psikolojik otopsi protokolünün hazırlanması ve ilgili meslek elemanlarının bu protokol dahilinde desteklenmesi ve uygulamaya sunulmalıdır. Psikolojik otopsi protokolleri sonrası ilgili meslek elemanları tarafından psikososyal değerlendirmelerin yapılması ile koruyucu-önleyici nitelikteki “psiko-sosyal inceleme raporlarının” oluşturulması büyük önem taşımaktadır.

► Toplumun her bireyi intihar önlemede bir katkı sağlayabilir. Artan toplumsal gerginlik, işsizlik, yoksulluk, umutsuzluk ve öfke için öneriniz ne olmalı?
Hem bireysel hem de toplumsal anlamda bireyi psikososyal açıdan güçlendiren yaklaşımlar getirmeliyiz. Ruh sağlığı hizmetleri verilemiyorsa insanlar ruhsal yönden destek alamıyor veya yetersiz ve eksik destek alıyorsa intihar eğilimleri de kaçınılmaz olarak artacaktır. Temel felsefenin risk faktörlerini ortaya koymak, sosyal devletin temel dinamiklerini harekete geçirmek, koruyucu ve önleyici hizmetlere odaklanmak gerekir diye düşünüyorum. Hem birey olma hem de toplumsal yapının bir üyesi olarak yaşamın çözüm odaklı bir perspetife evrilmesini daha sağlıklı buluyorum.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol