birgün

24° AZ BULUTLU

GÜNCEL 01.06.2020 07:44

Irkçılığın tedavisi bulunmayacak

Doktorlar er ya da geç koronavirüs aşısı geliştirecekler. Fakat Amerika’nın siyahları ırkçılık aşısını sonsuza dek bekleyebilirler

Irkçılığın tedavisi bulunmayacak

ROXANE GAY
Çeviren: Fatih Kıyman

2018 yılında Donald Trump gelişmekte olan dünyayı ‘leş çukuru ülkeler’ olarak tanımladığında bizi bu devlet başkanından kimsenin koruyamayacağını yazmıştım. İşte salgın esnasında tam olarak buna şahit oluyoruz.

Ekonomi paramparça. İşsizlik hızla artıyor. Federal seviyede liderlikten söz etmek mümkün değil. Amerikalıların yaşamlarını kurtarabilecek tüm önlemler başkan tarafından alay konusu ediliyor. Covid-19 sebebiyle 100 binden fazla Amerikalı yaşamını yitirdi. İki ayı aşkın süredir sosyal izolasyon içindeyiz. Bizim kadar şanslı olmayanlar ise evlerinden çıkıp çalışmak zorunda. Sistemin dışına itilmiş insanlar her gün maddiyat kaygısıyla yaşıyor ve bu baskıyı devletin 1200 dolarlık ‘teşvik’ ödemesi hafifletemez. Konut krizi kapıda. Ülkede birçok eyalet erkenden normalleşmeye gidiyor. Eyaletlerin başkentlerinde eylemler yapılıyor. Ülke bilime inanlar ve inanmayanlar arasında bölünmüş durumda.

Kimileri devletin sağlayamadığı ‘kurtuluş’ için çalışıyorlar. Topluluk temelli girişimler yaşlılara ve bağışıklığı baskılanmış kişilere temel ihtiyaçlarını ulaştırmaktan, zaruri işçilere koruyucu ekipman sağlamaya birçok faaliyet üstleniyor. İnternette farklı yardım kampanyaları var. Yerel kitapçınızdan kitap alın. Yerel işletmeleri destekleyin. İşe gelemeseler de çalışanlarınıza maaşlarını ödeyin. Yapabileceğinizi yapın.

Bunlar iyi niyetle yapılan, güzel fikirler. Fakat yapabilecekleri sınırlı. Toplumsal kültürü küçük parçalara ayıran adaletsizlikler, neyi kurtarmayı tercih ettiğimiz ve neyi kurtarılmaya değer bulduğumuz ışığında daha da belirginleşiyor.

Irkçılık, salgın esnasında da her zaman olduğu kadar tehlikeli. Covid-19 ABD’deki siyahları asimetrik olarak etkiliyor fakat bunu değerlendirme fırsatı bile yakalayamıyoruz çünkü siyahlarının yaşamlarının değerli olduğu tek bir bağlam bile yok.

POLİS CİNAYETLERİ

Louisville’de yaşayan Breonna Taylor’ı evinde öldüren polisler başkasını arıyorlardı ve aradıkları kişi Breonna’nın apartmanında dahi yaşamıyordu. 26 yaşındaydı. Takip eden eylemlerde polis altı kişiyi vurdu.

Ahmaud Arbery Güney Georgia’da vuruldu. Onu vuran beyaz adamlar Arbery’nin soygundan kaçtığını öne sürdüler ve ‘yurttaş tutuklaması’ yapma niyetinde olduklarını söylediler. Biri Arbery’yi vururken, diğeri olanları videoya alıyordu. Video basında yer bulana kadar soruşturma dahi başlatılmamıştı. Arbery 25 yaşındaydı.

George Floyd tutuklama esnasında boynunu yere bastıran bir polis tarafından öldürüldü. İşkence etmeyi bırakması için polis memuruna yalvarıyordu. Eric Garner gibi, nefes alamadığını söylüyordu. Diğer üç polis memuru olan biteni izliyordu ve hiçbiri müdahale etmedi. Floyd 46 yaşındaydı.

Bu yaşamların bir değeri vardı. Bu insanların sevenleri vardı. Floyd’un ölümü sonrasında Minneapolis sokaklarında eylemler başladı. 2017 yılında eylemler esnasında polise ‘yumuşak olmamalarını’ telkin eden Trump şimdi twitter’da, “Yağma başladığında silahlar ateşlenir” yazıyordu. Beyaz Saray’ın resmi hesabı da bu mesajı yaygınlaştırdı. Düştükçe düşüyorlar.

BEYAZLARIN İHBARI

Kuş gözlemcisi Christian Cooper Central Park’ta yürürken, beyaz bir kadın olan Amy Cooper’a kurallara uymasını ve köpeğine tasma takmasını söyledi. Olan biteni videoya alıyordu. Bayan Cooper ise öfkeleniyordu. Telefonunu çıkardı ve polisi arayıp Afrikalı Amerikalı birinin onu tehdit ettiğini ihbar edeceğini söyledi. Polisi aradı. Ne yaptığının bilincindeydi. Ondan önce birçok beyaz kadının yaptığı gibi, o da beyazlığını silah olarak kullanıyordu. Videoda gitgide histeriye kapıldığı görülüyordu. Ona kuralları hatırlatan siyah bir adamı ölüm tehdidiyle karşı karşıya bıraktığının bilincinde olduğuna şüphe yok. Cooper’ın polis şiddeti istatistiklerinde yeni bir sayı haline gelmemesi tamamen şans eseri.

Son 11-12 yıldır kâğıda döktüğüm kültürel eleştirilerimin büyük bölümü maalesef siyahların ölümleri üzerine. Mike Brown. Trayyon Martin. Sandra Bland. Philando Castile. Tamir Rice. Jordan Davis. Atatiana Jefferson. Charleston Dokuzu.

Bu isimler çok kötü bir tekerleme gibi, kaçınılması mümkün olmayan bir yük. Bu isimler birer ağıt, birer savaş narası. Fakat hiçbir şey değişmiyor. Yeni bir skandal, videolar ile deşifre olduğunda ırkçılık mahkemeye taşınıyor. Siyahlar bir kez daha gerçeklerle yüzleşirken beyazlar tartışmalara entelektüel egzersiz gibi yaklaşıyor.

Ayrıcalıklı beyaz kadınlara yakıştırılan bir lakap olarak kullanılan “Karen” isminden alınmayı bilenler, kendi önyargılarına dönüp bakmaya asla tenezzül etmiyorlar. Öldürülen siyah insanların, bu kaderi hak etmek için ne yapmış olabileceklerine dair fikir üretmeyi biliyorlar. Sanki öne sürülen suçlamalar kanıtlansa bile yargısız infazı haklı kılabilirmiş gibi… Siyah tenle var olabilmenin ön koşulunu ‘mükemmeliyet’ olarak belirliyor, başka kimseyi bu tip yüksek standartlara tabii tutmuyorlar.

SİYAHLARIN İSYANIirkciligin-tedavisi-bulunmayacak-738238-1.

Bazı beyazlar sanki ırkçılığın ‘iki tarafı’ olabilirmiş, ırkçılarla mantık ekseninde tartışılabilirmiş gibi hareket ediyorlar. Eylemler esnasında maddi zarar oluştu diye yakınıyor, herkesin barış içinde yaşamasını istiyorlar. Siyahların neden isyan ettiğini anlamakta zorlanıyor, fakat yaşamları boyunca öfke, yetkisizlik ve adaletsizlikle yaşamış bu insanlara başka bir alternatif sunmuyorlar.

2018 yılında kimsenin bizi kurtarmaya gelmeyeceği uyarısını yaptığımda yalancı umutlardan yorulduğumu söylemiştim. Şimdi daha da yorgunum. Birçok siyah insan gibi öfke doluyum, bıktım ve bu kimsenin umurunda değil.

Siyah insanların yaşamıyla ilgili aynı şeyleri tekrar tekrar yazıyorum. Kendi kendime bu konuda artık yazamayacağımı söylüyorum. O esnada yeni bir trajedi yaşanıyor ve bir şeyler yazmak zorunda olduğumu anlıyorum. Fakat asıl dinlemesi gerekenlerin dinlemediğini de biliyorum. Siyahların yaşamlarını umursamıyorlar. Kimsenin yaşamını umursamıyorlar. Tedavisi olmayan bir virüsün yayılmasını engellemek için maske takmayı dahi reddediyorlar.

Virüse er ya da geç aşı bulunacak. Fakat siyahlar ırkçılık aşısını beklemeyi sürdürecekler. Twitter’da ‘trend’ konular arasında giren bir etiketin ırkçılığı tedavi edemeyeceğini bilerek yaşayacağız. Bizi kimsenin kurtarmaya gelmeyeceğini bilerek yaşayacağız. Dünyanın geri kalanı normale dönmek için can atıyor. Siyahlar için normal demek, kurtulmaya çalıştığımız düzen demek.

Kaynak: The New York Times

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız