birgün

11° PARÇALI BULUTLU

İşçinin sesi mutfakta

Vasıf Öngören’in 15-16 Haziran İşçi Hareketi’nden yola çıkarak tam 45 yıl önce yazdığı “Zengin Mutfağı” bugün de kapalı gişe oynuyor. Bir emekçinin dönüşümünü aktaran oyun, güncelliğini koruyor.

KÜLTÜR SANAT 24.11.2022 06:30
İşçinin sesi mutfakta Fotoğraflar: DasDas
Abone Ol google-news

Eda KÖPRÜ YILMAYAN

Bundan 52 yıl önce 15-16 Haziran’da Türkiye’nin en büyük işçi hareketi gerçekleşti. İşçiler İstanbul ve Kocaeli’de çalıştıkları fabrikalardan çıkarak şehir merkezlerine doğru yürüyüşe başladı. İstanbul’da Anadolu yakasında Ankara asfaltından Kartal- Kadıköy’e, Levent’teki fabrikalardan Şişli Taksim yönüne, Eyüp bölgesindeki işçiler ise Topkapı’ya doğru yürüdü. Bakırköy’deki fabrikalarından çıkan işçiler de Londra asfaltında bu yürüyüşe katıldı. 150 bine yakın işçi hakları için sokaktaydı. Ne asker ne polis durdurabildi onları. Ardından hükümet sıkıyönetim ilan etti. İşçilerin korkusundan patronlar ülke dışına kaçtı. Türkiye işçi hareketinde mihenk taşlarından biri olan 15-16 Haziran eylemleri 1977’de Vasıf Öngören’in ölümsüz eseri ‘Zengin Mutfağı’nda da yerini aldı. 1978 yılında ilk kez Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen oyun, iki yıldır DasDas’da kapalı gişe oynanıyor.

Oyunda aşçı Lütfü Usta’yı canlandıran sanatçı Şener Şen 45 yıl sonra yine aynı rolde. Şen, bu kez oyunun yönetmenliğini de üstleniyor. Bu görevde ona Doğu Yaşar Akal eşlik ediyor. Hizmetçi rolünde Gizem Ergün var. Genç kızın nişanlısını Onay Kaya canlandırıyor. Evin şoförü Uğur Arda Başkan ve şoförün ağabeyi rolünde işçi hareketini örgütleyen, devrimci Kutay Sandıkçı var.

KAYIP PATRON

Tüm detayların düşünüldüğü sahnede, bahçeye açılan büyük bir mutfakla karşılaşıyoruz. Dolap üstlerinde bakır tencereler, mutfağa inen halı kaplı merdivenler, her sabah kahvaltı için çalan zil, duvarlarda asılı tablolar, bahçedeki Alman kurdunu beslemek için hususi pişirilen biftek… Barış Dinçel’in tasarladığı dekor, zengin birinin evinin mutfağında olduğumuzu hissettiriyor. Patron ise ortalıkta yok! Oyun boyunca onu ve şımarık oğlunu görmüyoruz. Ancak metinle ve oyuncuların performansıyla “patron” imgesi izleyiciye o kadar güzel yansıtılıyor ki görmemize de gerek kalmıyor. Zaten oyun da patronun ortadan kaybolmasıyla başlıyor.

Aşçı Lütfü Usta ve yardımcısı ailenin başına mutlaka bir şey geldiğini aksi halde kendilerini haberdar edeceğini düşünüyor. Oysa patron 15-16 Haziran işçi eylemlerinin ardından soluğu Avrupa’da almıştır. Aşçı ve hizmetçi kızın telaşını oyunda şoför yatıştırıyor. Eylemler nedeniyle patronun bir süre ortalarda gözükmeyeceğini söylüyor. Aradan zaman geçip sular durulunca eylemlere katılan bazı işçiler tutuklanıyor, birçoğu işinden oluyor ve patronlar ülkeye geri dönmeye başlıyor. Ancak tarihe kazınan bu eylem Türkiye işçi hareketinin dönüm noktalarından biri oluyor.

Oyunda aşçı Lütfü Usta’yı canlandıran sanatçı Şener Şen 45 yıl sonra yine aynı rolde.Oyunda aşçı Lütfü Usta’yı canlandıran sanatçı Şener Şen 45 yıl sonra yine aynı rolde.

Gençlik yıllarında pehlivanlığı ile övünen Lütfü Usta patronun bir dediğini ikiletmiyor. Sorgulamadan ona itaat ediyor. Bir tek patronun oğlu bahçeye yurtdışından bir Alman kurdu getirip bağladığında işler değişiyor. Lütfü Usta, köpeğe hizmet etme yükümlülüğünün kendisine verilmesini kabullenemiyor. Üstelik köpek saldırgan. Yanına yaklaşan herkesi ısırıyor. En son bir çarşafçı kadını hastanelik edince Lütfü Usta kararını veriyor. Köpeği zehirliyor. Bir akşam kimse görmeden köpek için pişirdiği ete fare zehiri katıyor. Zaten yirmi yıldır hizmet ettiği evden ayrılma sebeplerinden biri de bu köpektir. Lütfü Usta her ne kadar politik bilinci olmayan, saf bir aşçıyı canlandırsa da insanlar bayramdan bayrama et yerken bu köpeğe her akşam et pişirmesi ağrına gidiyor ya da patronun ansızın talimat verdiği misafir yemeklerine kızıyor. “Aşçıysak eşek de değiliz ya” diyor. Şoförün ağabeyini canlandıran Ahmet’in sözleri sınıf farkını gözler önüne seriyor. “Zengin aşçısı değil misin eşek gibi hazırlayacaksın!”. Lütfü Usta mesaisinin bitmesini dört gözle bekliyor fakat o mesai bir türlü bitmek bilmiyor. Dekorda yer alan merdivenler yukarıdaki patronları ve aşağıdaki emekçileri çok iyi yansıtıyor.

Annesiz, babasız onun yanında büyüyen hizmetçi kız da sevdiği gençle evlenmenin hayalini kuruyor, nişanlanmak üzeredir. Oyunun başında gençliğinin en saf haliyle izlediğimiz Selim karakterinin oyun boyunca nasıl dönüştüğüne tanık oluyoruz. Ailesinden kalan mirası eniştesine kaptıran Selim sevdiği kıza verdiği sözü tutamıyor çünkü beş parasızdır. Çareyi 15-16 Haziran eylemlerine katılan, yerini bildiği birini gammazlamakta buluyor. Önünü arkasını düşünmeden yaptığı bu hareket yaşamının değişmesine neden oluyor. Bir anda polis muhbiri olup çıkıyor. Gözleri önünde polise ihbar ettiği işçi öldürülüyor. Artık herkes onun bir muhbir olduğunu öğrendiği için korkuyor, konağa sığınıyor. İşsizliğine çare ise bizim aşçı Lütfü Usta oluyor. “Patron halleder, iyi adamdır” deyip yanına çıkıp durumu anlatıyor. Patron, eylemci işçileri polise haber verdiğini öğrenen genci tanımak istiyor. “Tam bir vatansever delikanlıymış” diyor. Selim’deki değişim de bununla başlıyor. Önce ülkücü komando kampına gönderiliyor, ardından kılığı, kıyafeti, tavrı, konuşması değişen, astığı astık, kestiği kestik bir gence dönüşüyor. Selim’in hırçınlığı, paranoyaya varan komünist düşmanlığı köpeğin ölümüne kadar uzanıyor. Her kötülüğü komünistlere bağlayan Selim “Her şeyi onlar yapıyor. Sınıf, millet tanımazlar. Milleti birbirine düşürürler. Amaçları devleti yıkmak” diyor. Patronun oğlu, Selim’den köpeği öldüreni bulmasını istiyor. Bunu duyan Lütfü Usta ne yapacağını şaşırıyor, köpeği zehirlediğini itiraf da edemiyor. Selim onu delicesine seven, evlenmek için her ay maaşından belirli bir parayı ona veren genç kızı suçluyor.

Kutuplaşmanın net bir şekilde ortaya konulduğu oyunda ülkücü genci canlandıran Selim’in “Ya bizdendir ya değil!” sözleri bugün de yaşadığımız ayrışmayı, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bitaraf olan bertaraf olur” sözlerini hatırlatıyor. Oyunun başında politik bilinci olmayan Lütfü Usta tüm bu yaşananların ardından şu sözlerle oyunu bitiriyor: Biz kimlere hizmet ediyoruz? İnsan kimlere hizmet ettiğini düşünmeli.

iscinin-sesi-mutfakta-1091677-1.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun