birgün

23° AZ BULUTLU

SİYASET 13.05.2020 04:00

İşsizlikte karanlık bölge

İşsizlikte karanlık bölge

ÖZGÜR KARABAT
CHP İstanbul Milletvekili

Türkiye Istatistik Kurumu (TÜIK) henüz salgın günlerindeki işsizlik bilgisini kamuoyuyla paylaşmadı. En son 11 Mayıs’ta yayımladığı işgücü göstergeleri şubat ayına ilişkindi. Buna göre işsiz sayısı 4 milyon 228 bin. Bu sayı geçen yıla göre 502 bin kişi azalmış. Ilk bakışta bu durum olumlu görünüyor ama durum çok daha can sıkıcı. Çünkü işsiz sayısı azalıyor ama çalışan sayısı da azalıyor. Yine şubat ayı itibariyle ülkede istihdam edilen sayısı geçen yıl 27 milyon 355 binken bu yıl 26 milyon 753 bin kişi. Yani en az 602 bin kişi işinden olmuş. Buna rağmen işsizlik azalmış. Bu vahametin arkasında büyük bir sosyal kriz yatıyor. Açıklayalım.

Istihdamın ve işsizliğin aynı anda düşmesi için ya işten çıkarılanların iş aramaması ya da halihazırdaki işsizlerin iş aramaktan vazgeçmesi gerekiyor. Yani aktif işgücündeki insanların bir biçimiyle işgücünden ayrılması gerekiyor. Nitekim veriler de bu önermeyi doğruluyor. Fakat bu kriz günlerinde iş aramamak da ne demek? Işte karanlık tablo burada başlıyor.

ÜMİTSİZLER ORDUSU MİLYONU AŞTI

issizlikte-karanlik-bolge-730597-1.

TÜIK verilerine göre 1 milyon 70 bin işsiz 1 yıldan uzun süredir aktif biçimde iş arıyor. Ancak insanlar bu zorlu iş arama ve bulamama sürecinden bir süre sonra vazgeçiyorlar. Hayatta kalmak için başkaca yollar aramaya başlıyorlar. Kimi evi kapatıp anne-babasının yanına yerleşiyor, kimi kursağından kısıyor ve mutlak yoksulluğu kabulleniyor.

Peki kaç kişinin iş arama ümidi kalmadı veya kaç kişi bu süre içinde eve kapandı? Şubat ayı itibariyle TÜIK anketine ümitsiz olduğu iş aramadığını beyan eden tam 1 milyon 107 bin yurttaşımız var. Bu sayı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 78 oranında artmış durumda. Başka bir deyişle ilave 486 bin kişi geçtiğimiz bir yıl içinde iş bulma ümidini kaybetti.

KADINLARIN DURUMU DAHA KÖTÜ

TÜIK verilerinde kadınların durumu ise daha trajik. Zira kadına biçilen ataerkil rol yüzünden, işten çıkarılan veya iş aramayı bırakan kadınlar, ev içi emeğin parçası olarak “ben artık ev kadınıyım” demeye başlıyor. Şubat ayı itibariyle Türkiye’de 8 milyon 276 bin kadın istihdamı var. (Erkek istihdamının sayısı 18 milyon 477 bin). Geçen yıl bu sayı 8 milyon 740 bindi. Yani geride bıraktığımız 1 yıl içinde 464 bin kadın işinden oldu. (Işinden olan erkeklerin sayısı 137 bin)

Peki işinden olan yüzbinlerce kadın ne yaptı? Iş aradı mı? Çoğu bir süre iş aradı, buldu veya bulamadı. Ama şunu biliyoruz, kadınlarda işsizlik azaldı. Evet… Çünkü geçen yılın şubat ayında 1 milyon 773 bin kadın işsiz varken bu sayı bu yıl 1 milyon 524 bine düştü.

Çünkü ümitsizleştiler, yurttaşlarımız artık aktif biçimde iş aramıyor. Böylece istatistiklerde işsiz de sayılmıyorlar. Geçen yıl iş bulma ümidi kalmadığı için iş aramayan kadın sayısı 245 bindi. Bu sene bu sayı neredeyse 2 katına çıkarak 455 binle rekor kırmış durumda. Bu nedenle işsizlikte “artık karanlık bölgedeyiz” diyoruz.

KENT NÜFUSLARIYLA YARIŞIYOR

Sayılar bir süre sonra bizi gerçeklikten soğutabilir. Şöyle ifade edelim.

Iş bulma ümidi olmayan 1 milyon 70 bin yurttaş 21’inci büyükşehir olan Tekirdağ’ın nüfusuna denktir. Sadece 1 yıl içinde iş bulma ümidini kaybeden ilave 486 bin yurttaş Giresun’un nüfusundan fazladır. Son 4 hafta içinde iş başvurusu yapmış fakat iş bulamamış 4 milyon 228 bin işsiz eğer bir il olsaydı 4’üncü büyükşehir olacaktı. Bu haliyle Türkiye’nin işsiz sayısı Hırvatistan’ın toplam nüfusundan fazladır. Türkiye’de şubat ayı itibariyle 31 milyon 137 bin kişi 15 yaşın üzerinde olmakla beraber işgücünde değildir. Bu sayı Hollanda nüfusunun 1,8 katıdır.

Bundan sonra artık korona günlerine ilişkin verileri takip edeceğiz. Fakat işsizlikte artık karanlık bölgedeyiz.Çünkü sayısal ifadeler sosyal krizi anlamamıza yetmeyecek.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız