birgün

7° PARÇALI BULUTLU

KADIN 18.11.2020 14:44

KESK İstanbul Kadın Meclisi'nden 25 Kasım çağrısı: Şiddetin her türlüsüne karşı bir kez daha alanlardayız

KESK İstanbul Kadın Meclisi, 25 Kasım'da Kadıköy’de buluşma çağrısı yaptı.

KESK İstanbul Kadın Meclisi'nden 25 Kasım çağrısı: Şiddetin her türlüsüne karşı bir kez daha alanlardayız

KESK İstanbul Kadın Meclisi, 25 Kasım’a çağrı yapmak için, İstanbul Cevahir AVM önünde bir araya geldi.

“Yaşamımızı savunmak için alanlardayız, her yerdeyiz!” başlığıyla okunan açıklamada, “ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlikler, ayrımcılıklar, savaşlar, derinleşerek devam ederken bugün de Covid-19 pandemisiyle birlikte devletler, uyguladıkları baskıcı politikalarla kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve dozajını arttırmıştır” denildi.

Dünya genelinde her gün en az 137 kadının yakınındaki erkekler tarafından öldürüldüklerine dikkati çeken kadınlar, “Şiddetin her türlüsüne karşı bir kez daha alanlardayız” dedi.

''Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz'' diyen kadınlar, 25 Kasım’da Kadıköy’de buluşma çağrısı yaptı.

KESK İstanbul Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

"Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlikler, ayrımcılıklar, savaşlar, derinleşerek devam ederken bugün de Covıd19 pandemisiyle birlikte devletler, uyguladıkları baskıcı politikalarla kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve dozajını arttırmıştır. Böylesi bir gerçekliğin yaşandığı bugün, biz kadınlar ataerkil kapitalizme ve yarattığı şiddetin her türlüsüne karşı; savaşa, tacize, tecavüze, yoksulluğa, haklarımızın yok edilmesine, eşitsizliğe ve gericiliğe karşı bir kez daha alanlardayız.

İsyandayız çünkü; dünya genelinde her gün en az 137 kadın, en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor, her üç kadından biri yakın aile fertlerinden biri ya da eski eşi tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor,her yıl 12 milyon kız çocuğu zorla evlendiriliyor ve milyonlarca kadın sıradanlaştırılan erkek şiddeti tehdidiyle yaşamaya zorlanmaya devam ediyor.

OECD ülkeleri içinde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri sıralamasında birinci durumda olan ülkemizde erkek şiddeti hergün daha da vahşileşirken kadınlara, LGBTİ+lara yönelik şiddette ve çocuk istismarında cezasızlık özel bir politika olarak uygulanıyor. Eril yargı kararlarıyla birleşen iktidarın kadın düşmanlığı, şiddet faillerini cesaretlendirmeye devam ediyor.

Devletin tüm olanakları şiddeti önlemek için seferber edilmesi gerekirken infaz düzenlemeleriyle failler pandemi koşullarında hiç bir önlem alınmadan evlerine gönderiliyor, kadınları şiddete karşı koruyan yasalar esnetiliyor, sığınma evlerine erişim zorlaştırılıyor, kayyumlar marifetiyle gasp edilen belediyelerin kadın birimleri kapatılıyor, İstanbul sözleşmesi ve 6284 gibi yaşam güvencemiz sayılabilecek kazanımlarımız yok edilmek isteniyor.Kadın cinayetlerinin %59' u eski koca/koca, % 20' si erkek akraba, % 16' sı eski sevgili/sevgili tarafından işlenirken şiddete karşı savunmasız bırakılmamız için nafaka hakkının gaspı,arabuluculuk gibi hazırlıklarla boşanmaların önlenmesinin hesapları yapılıyor.

'DAYANIŞARAK KAZANACAĞIZ'

Biz kadınlar yaşadığımız her türlü erkek-devlet şiddetinin karşısında birlikte mücadele ederek ve birbirimizle dayanışarak kazanacağımızı biliyoruz. Yılmadan ve bıkmadan yıllardır söylediğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz; '' kadına yönelik şiddet münferit değil, politiktir'' ve bu şiddeti önlemenin en önemli yolu toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında sağlanmasından geçer. Şiddeti önlemenin yolu İstanbul sözleşmesinin tüm maddeleriyle birlikte hayata geçirilmesinden, caydırıcı yargı kararlarından, yeterli sayıda sığınma evinin açılmasından geçer. İktidarların şiddeti besleyen gerici, militarist, kadın düşmanı ayrımcı politikalarından vazgeçmesinden geçer. Tüm bunların hayata geçirilmesinin tek yolu da kadın mücadelesinden ve kadın dayanışmasından geçer. Bugün çok daha güçlü ve çok daha örgütlü olarak hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkıyor ve yaşamlarımızı savunmak için sokaklara çıkıyoruz!

Sokaklardayız çünkü; pandemi fırsatçılığıyla kazanımlarımız yok edilmek isteniyor, sermayeyi gözeten salgın tedbirleri bizi daha da yoksullaştırıyor,emeğimiz üzerindeki sömürü katmerleşiyor.Pandemi koşullarında derinleşen ekonomik kriz var olan cinsiyet eşitsizliğini derinleştirirken artan kadın işsizliği ve yoksulluğuna dair hiç bir önlem alınmıyor.BM verilerine göre Türkiye' de pandemi sürecinde erkeklere göre işini kaybeden kadınların oranı %32 daha fazla oldu.Kadınların ücretsiz izin kullanım oranı erkeklerden % 42, ev içi iş yükü artışı ise % 65 daha fazla. Sağlık alanı başta olmak üzere pandeminin etkilediği kadın emeğinin yoğun olduğu sektörlerde ağır iş yükü altında çalışmak zorunda kalan kadınlar bakım hizmetlerinin paylaşılmasını önceleyen sosyal devlet sorumluluklarının yerine getirilmemesi nedeniyle hem evde hem işte bitmeyen mesai içerisinde tükeniyor. Bakım sorumluluklarıyla birlikte ev içinde artan iş yükü cinsiyetçi iş bölümünü belirginleştirirken kadınları koruyan ve güçlendiren uygulamalar yerine esnek çalışma modeliyle bizi düşük ücretlerle güvencesiz, örgütsüz çalıştırmanın, ücretli-ücretsiz emeğimizi daha da değersizleştirmenin yolları aranıyor.Yaşadığımız bu deneyimler haklarımıza,kazanımlarımıza ve mücadelemize her zaman olduğundan daha çok sahip çıkmamız gerektiğini gösteriyor.Bu nedenle sokaklardayız.

'HESAP SORMAK İÇİN SOKAKLARDAYIZ'

- Kadınları erkeğe, sermayeye ve devlete daha da bağımlı hale getirmek için her türlü krizi fırsata çevirmenin hesabını yapanlardan hesap sormak için sokaklardayız.

-Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki binlerce yıllık erkek egemen sömürü düzenine karşı sokaklardayız.

-Sermayeye, ranta, savaşa aktarılan bütçe hakkımıza sahip çıkmak için sokaklardayız!

-Fetvalarıyla ne giyeceğimizi, ne söyleyeceğimizi, nasıl yaşayacağımızı buyur ederek bize sınır çizenlere karşı sokaklardayız.

-İstanbul Sözleşmesi yaşatır demek için sokaklardayız.

-Her türlü yasağa ve baskıya rağmen''Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz !'' demek için sokaklardayız.

-Binbir emekle elde ettiğimiz kazanımlarımıza ve haklarımıza sahip çıkmak için sokaklardayız.

-Bir kişi daha eksilmemek için sokaklardayız.

- Ev işi kadın işidir'' diyen ataerkiye karşı bakım hizmetlerinin toplumsallaştırılması için sokaklardayız.

-İşsizliğe, yoksulluğa,güvencesizliğe,gericiliğe,tacize,tecavüze,istismara, katliamlara ve savaşlara karşı YAŞAMIMIZI SAVUNMAK İÇİN sokaklardayız.

Hakkımız olanı ancak sokaklarda olarak alacağımızı, evde, işte, sokakta, cezaevinde,okulda ve yaşadığımız her yerde mücadeleyi büyütürsek kazanacağımızı biliyoruz ve VAZGEÇMİYORUZ! Bir kişi daha eksilmemek için, yaşamlarımızı savunmak için 25 Kasım’da Kadıköy’e çağırıyoruz!"

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol