CHP İzmir Milletvekili ve Eski DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Deprem paralarının akıbeti gibi olmasına izin vermeyeceğiz. Kıdem tazminatlarımızı birilerinin siyasetinin finansmanında kullandırmayacağız” dedi

Kıdem tazminatı bizim kırmızı çizgimizdir

BİRGÜN İZMİR

CHP İzmir Milletvekili ve Eski DİSK Genel Başkanı Kani Beko, kıdem tazminatlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Beko açıklamasında “AKP hükümeti, tüm emekçileri güvencesiz ve kuralsız çalıştırmak istiyor! Emekçilere kölelik dayatıyor! Fona devretme iddiası ile kıdem tazminatını kaldırarak iş güvencemizi yok edeceğini ilan ediyor! Hükümetin 2016 eylem planında yer alan düzenlemeyle, patronların işçileri işten atma maliyetini düşürmek için adım atması kabul edilemez. İşçimizin kıdem tazminatına göz dikenler ödemeleri de erteleme derdine düşmüştür. İşçinin her tür kazanılmış hakkı, tazminatı “yük” olarak görülmektedir. Sermaye lehine işçinin emekçinin kazanımı, birikimi, hakkı, hukuku ayaklar altına alınmak isteniyor. Bunlar yeni değil diyebilirsiniz. Zaten AKP’den işçi, emekçi, emekli dostluğu da bekleyen yok. Ama artık sabrımızın sonundayız” dedi.

KIDEM TAZMİNATI KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR!

Açıklamasında AKP'nin emekçilere yönelik politikalarını sert bir dille eleştiren Beko; “’Kıdem tazminatını bütünleştirici emeklilik sistemi olarak görüyorum’ diyen Damat Beye bir kez daha ve üstüne basarak hatırlatmak isterim ki, kıdem tazminatı bizim kırmızı çizgimizdir. Türkiye’nin işçileri, emekçileri 1936’dan bu yana kıdem tazminatı hakkına sahiptir ve bu hak 83 yıllık temel bir işçi hakkıdır. AKP uzun zamandır bu hakkı gasp etmenin peşindedir. Büyük acılara yol açan depremin gösterdiği gibi deprem vergilerimizle yaptığınızı işçinin kıdem tazminatına yapamazsınız. Fona devretmenin ne olduğunu Depremde gördük. AKP yöneticileri, hakkının hesabını soran yurttaşa, ‘Deprem vergileri depreme gidecek diye bir şey yok!’ yanıtını verdi. İşte kıdem tazminatı fonunun da akıbeti budur. İşçilerin alın teri kendilerine ödenmek yerine birilerinin siyasetinin finansmanına kullanılmak isteniyor. İşçi, sermayedarın canı istediğinde sokağa atılsın isteniyor. İşçi sürekli ezilsin, hiç sesi çıkmasın, hiç hakkı hukuku olmasın deniyor. Bunu kabul etmemiz söz konusu değildir. Geleceğimize, çocuklarımızın geleceğine, ülkemizin geleceğine sahip çıkmak için mücadele etmek, ahlaki, sınıfsal ve siyasal bir görevdir. Hepimizin görevidir. Bu görevimizi de sonuna kadar yerine getireceğiz ve elbette ki onlar kaybedecek, biz kazanacağız!” açıklamasında bulunmuştur.