birgün

25° AZ BULUTLU

SİYASET 06.05.2020 11:29

Kılıçdaroğlu'ndan AKP'lilerin kopardığı 'darbe' yaygarasına ilk yorum

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ve Saray yetkililerinin günlerdir darbe tartışmalarını sıcak tutmasıyla ilgili ilk kez konuştu. Kılıçdaroğlu, AKP'nin tabandaki erimeyi durdurmak için sanal düşman yaratma çabasında olduğunu ifade etti

Kılıçdaroğlu'ndan AKP'lilerin kopardığı 'darbe' yaygarasına ilk yorum

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabandaki erimeyi durdurmak için sanal düşman yaratmaya çalıştığını söyleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Önümüzdeki süreçte Erdoğan ve onun yapılandırdığı bütün kurumlar CHP’ye yönelik bir kampanya açacaklardır. Bundan hiçbir endişem yok… CHP’yi tasfiye edecekmiş. Kendi tasfiyesini hazırlıyor aslında, bunu söyleyerek” dedi.

Gazete Duvar'dan Nergis Demirkaya'nın haberine göre "Ben Erdoğan’a cevap vermek istemiyorum. Çünkü cevap vermeye değmez" diyen Kılıçdaroğlu, darbe tartışmaları için şunları kaydetti:

Biz Türkiye’de demokrasiyi savunan en büyük partiyiz. AK Parti’nin ve kurmaylarının, -kurmay yok zaten- bir kişi var burada, demokrasiyi katlettiklerini hepimiz görüyoruz, biliyoruz. Parlamentonun bir bağımsız iradesi var mı? Yok. Yargı organı siyasi otoritenin vesayeti altında mı? Evet. Yasama organı siyasi vesayet altında mı? Evet. Medyanın büyük bir kısmı yine siyasi otoritenin talimatıyla terbiye edilmeye çalışılıyor mu? Basın İlan Kurumu, RTÜK, yargı aracılığıyla medya dizayn edilmeye çalışılıyor mu? Evet. O zaman hangi demokrasiden söz ediyoruz? Parlamentoda 23 Nisan’da yaptığım konuşmada, önümüzdeki süreç içinde Türkiye’de gerçekten bir demokrasinin olması için 16 madde saydım. Bana desinler ki, bu 16 maddenin mesela 5. maddesi ya da 1. maddesi demokrasiye aykırıdır. Peki, birinci sınıf demokrasiye geçiş için 16 madde saymamızın temel nedeni nedir? Çünkü Türkiye’de demokrasi yoktur.
Yine ben orada Türkiye’nin hukuk sistemini bozan temel olgunun geçmişteki darbeler ve 20 Temmuz darbesi olduğunu, bu darbelerden, bu darbe hukukundan Türkiye arınmadıkça da demokrasiye geçilemeyeceğini söyledim. Üstelik bunu AK Partili milletvekillerinin yüzüne bakarak söyledim. Demokrasi yok Türkiye’de. Ben söylemiyorum ki bunu tek başıma. Aklı başında herkes Türkiye’de baskı rejiminin olduğunu, Saray rejimi tarafından Türkiye’nin yeniden dizayn edilmek istendiğini biliyor zaten. Yeni bir şey söylemiyorum aslında.
20 Temmuz sonrası giderek artan baskı ve demokrasinin rafa kalkmasının doğurduğu bir tablo var. Bu tabloyu demokrasi olarak satmak istiyorlar. Biz de bunun demokrasi olmadığını, tam tersine, baskıcı bir yönetim olduğunu, bir dikta yönetimi olduğunu, tek adam yönetimi olduğunu ısrarla söylüyoruz. Bu Erdoğan’ı müthiş rahatsız ediyor. Çünkü bizim söylemlerimizi elini vicdanına götürüp AK Partililer de dinliyorlar, “Bu kadar da olmaz” diyorlar. Otoriter rejimi demokrasi kılıfı altında topluma satmaya çalışıyorlar.

"CHP'YE KARŞI KAMPANYA AÇACAKLAR"

Önümüzdeki süreçte Erdoğan ve onun yapılandırdığı bütün kurumlar CHP’ye yönelik bir kampanya açacaklardır. Bundan hiçbir endişem yok. Oda TV ile ilgili, “hesabını verecekler” dedi. Oda TV kapatıldı, yazarları içeride. “Medya virüsüne izin vermeyeceğiz” dedi. Bu açıklamadan sonra RTÜK tarafından belli televizyon kanallarına verilen cezaların maddeleri, ileride kapatılmalarına yol açacak şekilde değişti. Şimdi CHP için aynı şeyi söylüyor. CHP’yi tasfiye edecekmiş. Kendi tasfiyesini hazırlıyor aslında, bunu söyleyerek. Siz, kalkacaksınız, muhalefet partisini, üstelik hep doğruları söylemesini içinize sindiremediğiniz için, “onu tasfiye edeceğim” diyeceksiniz. Dün bizim Faik Bey’in (Öztrak) dediği gibi, ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın. CHP’yi tanımıyor.

DARBE TARTIŞMALARI

Saray ve AKP yöneticileri, koronavirüs salgını sırasında yaşanan ekonomik sıkıntıların artması ve maske dağıtım işinin dahi krize dönmesi üzerine yaklaşık 3 haftadır 'darbe' tartışmasını sıcak tutuyor. İlk olarak CHP'li vekil Özgür Özel ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun açıklamaları üzerine darbe tartışması açılmıştı.

Özgür Özel'in AKP'lilerin hedefine oturan sözleri şöyleydi:

"Saray rejiminin, saray düzeninin sonu geliyor. O son bu Atatürk'ün kemiklerini sızlatacak bütün bu atamaları.. Bütün bu liyakatsizliklerin de sonunu getirecek. Herkes şunu bilsin bütün devlet memurları. Görevini devlet memuru gibi yapan devlet memurları… Hangi ülkeye hizmet ettiğini bilen çok değerli bürokratlar hiç korkmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti devleti gelir, saat gibi işlemeye başlar. O saatin en kıymetli çarkları siz olursunuz. Eğer koltuğunuza liyakatle oturdunuz, devletinize sadakatle çalışıyorsanız."

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise uzun bir konuşmasında “Önümüzdeki süreçte bir erken seçimle veya başka bir şekilde… İktidar değişikliği değil bir sistem değişikliğine gidişatı görüyorum ve böyle olacaktır” ifadelerini kullanarak AKP'lilerin hedefine girmişti.

Son olarak da Evrensel ve Artı Gerçek yazarı Ragıp Zarakolu'nun Adnan Menderes ve Tayyip Erdoğan'ı konu edindiği yazısına yönelik 'darbe' yaygarası koparılmıştı.

AKP MYK toplantısının ardından bir açıklama yapan parti sözcüsü Ömer Çelik, konuyla ilgili şöyle konuşmuştu:

"İnternet sitesindeki bir yazar, bugün Cumhurbaşkanımızı, merhum Cumhurbaşkanımız Menderes’in akıbeti ile tehdit ettiği bir yazının çıkmasına kadar varan bir süreç yaşadık. Türkiye'de belli odaklar, onlara ben 'demokrasiyi felç etme örgütü' diyorum. Onlar çeşitli şekilde hatta bazen baro açıklamasıyla kendilerini gösterirler. Bunlar, bildikleri yola başvurarak yine bir rejim tartışması açmaya çalışıyorlar. Seçilmiş Cumhurbaşkanlığı makamına 'saray rejimi' demeye başladılar. Bu bizim bildiğimiz ve mücadele ettiğimiz bir yöntemdir. Türkiye'deki demokrasi mücadelesinin önündeki en büyük engellerden bir tanesidir. Bir iktidarı seçimle göndermek istemek her muhalefetin hakkıdır. Fakat 'seçimle veya başka yolla gidecek' demek bunun Türkiye tarihindeki anlamı bellidir. Bu millete karşı silah çekmenin referansıdır"

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız