Kılıçdaroğlu'ndan Filistin'e selam, Boğaziçi'ne destek

15.11.2016 13:49 SİYASET

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. KKTC'nin kuruluşu kutlayarak konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, Filistin'e "Nerede bir mazlum varsa CHP orada. Ve bugün Filistin'in bağımsızlık günü, onuruyla mücadele eden, bağımsızlığı için çalışan Filistin halkı... Geçmişte Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin'e gidip mücadelesine destek verdiği Filistin halkı... Mahmut Abbas'ın şahsında onlara da CHP'den sevgilerimizi ve saygılarımızı gönderiyoruz" ifadeleriyle selam yolladı.

Kılıçdaroğlu, Binali Yıldırım'ın "Rejim tartışması 1923'te bitti" sözlerine de yanıt vererek "Tutturmuşlar başkanlık olacak, hayır olmayacak. Başkanlık rejim tartışmasıdır, sen rejimi değiştiriyorsun. Rejimi 1923’te ilan ettik, bu başka diyorlar, hayır. Cumhuriyeti diktaya dönüştürsen rejim değişmiş olur." dedi.

Kılıçdaroğlu, rektör seçimlerinin kaldırılmasıyla ilgili olarak da "Harvard'da rektörü oradan mezun olanlar seçiyor. O nedenle dünyanın en saygın üniversitelerinden biridir. Kendi kültürünü, geleneğini oluşturmuştur. Bizde de ODTÜ, Boğaziçi kendi geleneklerini, kültürlerini oluşturmuşlardır. Bunu reddediyorlar. Benim sözüm var, CHP iktidarında seçimi getireceğiz. Öğrenci temsilcileri de oy kullanacak. Üniversiteleri özerk hale getireceğiz" dedi.

CHP liderinin konuşmasının satırbaşları şöyle:

Biz her türlü desteği size sağlayacağız, çünkü halkın partisiyiz biz Bugün KKTC'nin kuruluşunun 33. yılı. Sayın Cumhurbaşkanı'nın şahsında tüm Kıbrıslıları yürekten kutluyorum. Ve CHP olarak biz sürekli sizin yanınızda olacağız. Bizim işimiz öyle lafla değil, eylemledir. Bir şeye karar veririz ve gereğini yaparız. Rahmetli Ecevit de akan kana dur dedi ve gereğini yaptı. Bugün yine Ahıska Türklerinin sürgün edilişlerinin yıl dönümü. Acı vardır, gözyaşı vardır. Oralardan kimse ayrılmak istemezdi. O nedenle sakın Ahıska Türklerini de unuttuğumuzu sanmasınlar. Nerede bir mazlum varsa CHP orada. Ve bugün Filistin'in bağımsızlık günü, onuruyla mücadele eden, bağımsızlığı için çalışan Filistin halkı... Geçmişte Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin'e gidip mücadelesine destek verdiği Filistin halkı... Mahmut Abbas'ın şahsında onlara da CHP'den sevgilerimizi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Onların haklarını gerek Türkiye'de gerek uluslararası arenada sonuna kadar savunacağız. Biz aynı zamanda Filistinlilerin de partisiyiz.

Mavi Marmara gemisini gönderdiler, kaçak gönderdiler. Cesaret edip resmi gönderemediler, 9 yurttaşımız uluslararası alanda hayatını kaybetti. Kıyameti kopardılar, biz de kopardık. Gazze ablukası kalkmadan İsrail'le barışmayacağız dediler, aradan bir süre geçti yeri göğü inletenler resmi bir özür mektubu olmadan dahi kabul ettiler. Gazze ablukası kalkacaktı, kalkmadı. 20 milyon dolara Türkiye'nin itibarını sattılar. Filistinli kardeşlerime söylüyorum; onlar bizim itibarımızı sattı, biz sizin itibarınızı, sizin gücünüzü sonuna kadar savunacağız. Dediler ki; tazminat olarak vermeyiz dediler. Bizimkiler de süklüm püklüm vakıf gösterdiler. Şimdi merak ediyorum bu 20 milyon dolar o hayatını kaybeden çocukların ailelerine verildi mi? Verilmedi, verilmiyor. Gelin açtığınız davalardan vazgeçin, imzanızı atın, sonra bu parayı size vereceğiz diye. Ben diyorum ya size bunlarda insanlık, ahlak yoktur. Ailelerin davasını sonuna kadar takip etmezseniz biz takip edeceğiz biz! "

REKTÖR SEÇİMİ

Parlamentoya bir kanun geldi, rektör seçimi kaldırılıyordu. Buna itiraz edildi, Adalet ve Kalkınma Partisi de bunu geri çekti. Daha sonra KHK ile bu düzenlemeyi yaptılar. TBMM Başkanı'na sorum şu, niye itiraz etmiyorsunuz. Parlamentonun saygınlığını korumak önce sizin görevinizdir. Aklını kiraya verenler, geleceğini iki kişinin dudağı arasında arayanlar TBMM Başkanlığı yapamazlar. Yeri gelince milli irade diyorlar. Üniversitelerde seçim yapacaklar. Koskoca profesörler kendilerie başkan seçecekler, YÖK de üç aday gönderiri bu kadar basit. Kaldırdılar bunları. Bir yerde bir olay olduğu zaman tümüyle kaldırmak mı lazım? 12 Eylül'e döndüler. Kenan Evren de kendisi atıyordu. Peki ne zaman kalktı? DYP ile SHP bir koalisyon yaptı o koalisyonda rektörün seçimle gelmesi için gereği yapıldı. Şimdi 12 Eylül dönemine dönerek üniversitelerde seçim yapılması engellendi. Gülay Barbarasoğlu aylarca bekledi. Yüzde 86 oy aldı. Atamayı yapmadılar. Arkasından da hiç yarışa girmemiş birisini alıp rektör atadılar. Bunların demokrasi anlayışı budur.

Avrupa'da hemen hemen tümünde bir seçim ile rektör atanıyor. Harvard'da rektörü oradan mezun olanlar seçiyor. O nedenle dünyanın en saygın üniversitelerinden biridir. Kendi kültürünü, geleneğini oluşturmuştur. Bizde de ODTÜ, Boğaziçi kendi geleneklerini, kültürlerini oluşturmuşlardır. Bunu reddediyorlar. Benim sözüm var, CHP iktidarında seçimi getireceğiz. Öğrenci temsilcileri de oy kullanacak. Üniversiteleri özerk hale getireceğiz.

Önümüzdeki salı günü ağırlıklı olarak esnafların sorununu dile getireceğim. Hangi sorununuzu dile getirmemi istiyorsanız bana yazabilirsiniz. Onlar mektuplardan korkarlar, biz korkmuyoruz. Eleştirebilirsiniz de, biz vatandaşın düşüncesine hep saygı gösterdik, saygı göstermeye devam edeceğiz. Biz milletimizi seviyoruz, ona hizmet etmeyi de kutsal bir görev sayıyoruz.

Türkiye bu hale liyakat sistemi çöktüğü için geldi. Liyakat sisteminin üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Devlet ayakta kalsın diye. Devleti yöneten kişilerin gelecek hedefleri olmalıdır. Efendim 2023'te ithalatımız şu kadar olacak, böyle olacak. Bu hedef değildir, hangi yöntemi izleyerek gerçekleştireceksin? Bunu ortaya koyamıyorlar, ceplerini düşünüyorlar. Biz zulmedene karşıyız, onlar zalimlerden yana. Bunun yolu nedir? Planlama arkadaşlar. Yumurta üreticisini planlayacaksın, tarım ürünlerini lanlayacaksın, gelecek hedefi koyacaksın. Türkiye ne olacak, nüfusu ne olacak, hangi sektörler öncelikli olacak? Emin olun bunlardan haberleri yok. Sabah akşam konuşuyorlar, ama tamamen boş konuşuyorlar. Halk uzun vadeli düşünmez arkadaşlar, dünyanın hiçbirinde düşünmez. Uzun vadeli düşünen devleti yöneten siyasetin aklıdır. Ama bunlar kendi ceplerini düşünmekten Türkiye'nin geleceğini ateşe atmış bulunmaktadır.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Tutturmuşlar başkanlık olacak, hayır olmayacak. Başkanlık rejim tartışmasıdır, sen rejimi değiştiriyorsun. Rejimi 1923’te ilan ettik, bu başka diyorlar, hayır. Cumhuriyeti diktaya dönüştürsen rejim değişmiş olur.

Bu cumhuriyeti kuranların temel hedefi cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmaktı.

Bunların Genel Başkan Yardıcısı var, ismi lazım değil, profesör ama nasıl profesör bilmiyorum. Hadi biz saftık inandık diyor. Kılıçdaroğlu yargılanacka diyor. Sevgili Yasin Aktay sana bu örgüt tehlikeli bir örgüt denildi. Amma da büyütmüşsünüz dediniz. Şimdi de kandırıldık diyorlar. Herkesin kandırdığı adam Türkiye’yi yönetebilir mi?

YASİN AKTAY'A YANIT

Bir Genel Başkan Yardımcısı profesör Anadolu Ajansı'na açıklama yapıyor. "Haydi biz saftık onların hain olduğunu bilmiyorduk. Kılıçdaroğlu biliyordu, Kılıçdaroğlu yargılansın" diyor.

Sevgili Yasin Aktay, 2008 yılında bir rapor önünüze konuldu. Amma da büyüttünüz dediler. Herkesin gelip kandırdığı adam Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetebilir mi? Yarın öbür gün birileri daha gelip sizi kandırısa ne olacak? Her gelen sizi kandırdı, yetmedi mi artık? Siz kandırılacaksınız biz yargılanacağız. Şu akla bakın!

Bakın onların yandaş gazetesi ne manşet atıyor. 'CHP'den Gülen'i bitirin önergesi'. Sonra başka bir manşet atıyorlar 'Gülen'i AK Parti kurtardı'. 'Saftık, kandırıldık' diyorlar. Saf değildiniz şimdi size başka bir şey diyeceğim ama burada söylenmez. Safmışsınız!