birgün

24° AÇIK

DÜNYA 31.05.2021 09:13

Kolombiya, direnişin birinci ayında

Kolombiya’da sokağa çıkanlar, neoliberal politikaların dışında aynı zamanda anayasal hakları olan eylem hakkına saygı gösterilmesini talep ediyorlar.

Kolombiya, direnişin birinci ayında

Peoples Dispatch

Kolombiya’da ülke çapında devam eden ve sağcı hükümete başkanlık eden İvan Duque’nin neoliberal politikalarına karşı çıkan grev, 28 Mayıs günü itibarıyla birinci ayını doldurdu. İşçi sınıfı açısından önemli sonuçlar doğuracak vergi reformu yasa tasarısına tepki olarak şekillenen mücadele, köklü yapısal değişiklikler talep eden toplumsal bir harekete dönüştü. Toplumsal eşitsizliği derinleştiren ve toplumun büyük bölümünü eğitim, sağlık gibi temel hizmetlerden mahrum bırakan politikalara son verilmesi talep ediliyor.


28 Nisan’dan bu yana yüz binlerce işçi, öğretmen, öğrenci, doktor, köylü, yerli topluluklar, kadınlar, LGBTQ hareketleri, insan hakları örgütleri ve ilerici siyasi liderler hem şehirlerde, hem köylerde örgütlendiler. Yıllardır ortaya konan çeşitli talepleri tekrar ettiler. Barışçıl eylemler, oturma eylemleri, kültürel etkinlikler ve farklı eylem biçimleri uyguladılar. Salgın dolayısıyla kötüleşen sosyo-ekonomik koşullar, bir türlü hızlanmayan aşı kampanyası, paramiliter şiddet, artan işsizlik ve enflasyon karşısında hükümetin harekete geçmesini talep ediyorlar.

Sokağa çıkanlar, aynı zamanda anayasal hakları olan eylem hakkına saygı gösterilmesini talep ediyorlar. Polis şiddetinin ve askeri baskının sona ermesini, ordunun şehirlerden çıkmasını, kolluk kuvvetlerinin hak ihlallerinin araştırılmasını, çevik kuvvet biriminin lağvedilmesini ve savunma bakanı Diego Molano’nun istifasını talep ediyorlar. Eylemler karşısında hükümet eylemleri kriminalize etmeyi ve eylemlere katılanları düşmanlaştırmayı seçti. Bu şekilde uygulanan şiddeti meşru göstermeyi amaçlıyor. ‘Toplumsal düzenin yeniden tesis edilmesi’ gerekçesiyle şiddete maruz kalan eylemcilere ‘vandallar’ diyor. İnsan hakları örgütü Temblores’in paylaştığı verilere göre 28 Nisan – 24 Mayıs tarihleri arasında 3 bin 155 polis şiddeti olayı kaydedildi. 955 kişi fiziksel şiddete uğradı, 43 kişi öldü, 1388 kişi keyfi olarak tutuklandı, 46 kişi gözünden yaralandı, 165 kişi ateşli silahlarca yaralandı, 22 kişi cinsel şiddet gördü. Dahası, yerel medya organlarına göre çevik kuvvet tarafından gözaltına alınan yüzden fazla insan halen kayıp.

BARIŞ, ADALET, DEMOKRASİ

Topluluk örgütlerini ve işçi sendikalarını bir araya getiren Ulusal Grev Komitesi 27 Mayıs günü bir açıklama yaptı ve hükümetin varılan ‘öncü mutabakata’ imza atmayı reddetmesini kınadı. Öncü mutabakat, hükümet karşıtı eylemlerin sona erdirilmesi ve taleplerin değerlendirilmesi için ortaya konmuştu. Komitenin aktardığına göre hükümet önkoşul olarak ‘ülke çapında kurulan yol barikatlarının kaldırılmasını’ talep ediyordu. Komite bir sonraki toplantıda anlaşmaya varmayı umduklarını açıkladı ve direnişin tüm gücüyle sürdüğünü göstermek için ülke çapında eylem çağrısı yaptı. İnsanlar sabahın erken saatlerinden itibaren sokağa çıktı; yaşam, barış, adalet ve demokrasi taleplerini dile getirdi. İktidar partisi eylemleri şiddetle bastırmayı ve eylemcilerin taleplerini görmezden gelmeyi sürdürürken, muhalefet partileri tarafından meclise sunulan gensoruyu da reddetti. Önerge barışçıl eylemlerine yönelik orantısız şiddetin araştırmasını amaçlıyordu.

Gensoruyu öneren partilerden Alternatif Demokratik Kutup temsilcisi Senatör İvan Cepeda Castro kararı şiddetle kınadı. “İnsanlığa karşı suçlar işlenirken senato soru önergemizi reddetti. İvan Duque ve bakanları, barışın mezarını kazan siyasetçiler olarak tarihe geçecekler” dedi. İşçi Merkez Sendikası (CUT) da twitter hesabından açıklama yaptı ve “Molano’ya destek verenler ülkenin dört bir yanında devam eden katliamın ve hak ihlallerinin suç ortağıdır” ifadelerini kullandı. Çeşitli ulusal ve uluslararası insan hakları örgütü tarafından da orantısız güç kullanımı konusunda kaygıları dile getiren açıklamalar yapıldı. Inter-Amerikan İnsan Hakları Komisyonu ülkedeki sivil toplum temsilcilerinden, akademisyenlerden ve politikacılardan binlerce başvuru aldıktan sonra ülkedeki hak ihlallerini araştırmak üzere 15 Mayıs’ta hükümetten yetki talep etti ve hükümetin yanıtı halen bekleniyor.

Çeviren: Fatih Kıyman
Kaynak: Peoples Dispatch

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol