birgün

29° AÇIK

Modern insanın trajedisi

Georgi Gospodinov’un zaman sığınağı yaratma çabası, küreselleşmiş bir dünyada insanın kendine ait bir yer ve zaman bulamamasının sonucu. Bu yüzden de ‘sana ait olmayan bir yerden ve zamandan kurtulabilir misin’ sorusunu önemsiyor ve cevap bulmaya çalışıyor.

BİRGÜN KİTAP 11.02.2022 11:48
Modern insanın trajedisi
Abone Ol google-news

İLKE KAMAR

Sadece filozoflar değil edebiyatçılar için de zaman önemli bir kavram. Hatta öyle ki eserdeki olayların sırasını belirlemekten öte yaratının en temel özüdür zaman. Örneğin Marcel Proust romanlarında, yüzlerce sayfalık zaman açsa da ona göre zaman aslında anlarda birleşir. Proust’un zaman anlayışına göre, insan psikolojik zaman sayesinde kabul edilen zamanının dışına çıkarak hayatın farklı dönemlerini aynı anda yaşayabilir. Çaya batırılan bir madlen kurabiyesinin tadıyla dünya tekrar şekillenir. Zamanın, ‘mantıklı şeylerle’ kurduğu bu kaçınılmaz ittifak sonucunda bütün dünya, insanların kullandığı ‘kaçak bir zamana’ sığınır. Proust’un ‘kayıp zamanı’ tekrar elde etme çabası, sadece bir konu olmanın ötesinde roman tekniğine de yansır. Geniş bir literatürde yer edinen yedi ciltlik ‘Kayıp Zamanın İzinde’ romanında Proust, uzun zaman dilimlerini, karakterleri, mekânları tek bir an içerisinde birbirine bağlayarak romanı yeni bir anlayışla ele alır.

Geçen günlerde Georgi Gospodinov’un Türkçeye çevrilen ‘Zaman Sığınağı’ romanı da Proust anlatısında olduğu gibi duyumlar, anılar, kokular ve renklerle şimdinin dışında duran zamana uzayıp gider. Öykü ve romanlarının yanı sıra şiir, tiyatro oyunları da yazan Gospodinov, Bulgaristan’ın en çok çevrilen yazarlarından. Metis Yayınları’ndan çıkan ‘Zaman Sığınağı’nın çevirmeni daha önce yazarın ‘Doğal Roman’ ve ‘Hüzün Fiziği’ romanlarını da Türkçeye kazandıran Hasine Şen Karadeniz. Gospodinov meselesini zaman, hafıza, geçmiş, unutuş, yaşlılık, ölüm zengin hatıralar örgüsüyle ele alan bir yazar. Olaylar farklı zaman algısıyla birbirini takip ederek bir anlam doğurur. Tüm bu meseleleri ele alırken toplumsal tarihi elden bırakmadan, izleklerin ve travmaların içinde yer alan bir zamana götürür bizi.

Geçmişe dönersek ne olur?

Gospodinov, ‘Zaman Sığınağı’nda geçmişle mesafeyi kaldırır ve mekânlarla geçmişi şimdiye taşır. Kendini tüketmeyen zamanın saklanabileceği bir klinik karşımıza çıkarır. Katlara bölünmüş klinikte her kat bir dönemi temsil eder. Mobilyasından, masada duran gazetesine, duvardaki posterlerden, masa lambalarına, avizelerine, müziğine, hatta kokusuna kadar imgelerle zamanı belirginleştirir… Kitapta Gospodinov’un anlatıcısının arkadaşı Gaustin tarafından kurulan bu kliniğin adı ‘Geçmiş Kliniği’dir.’ Geçmişlerinin şimdisinde yaşayan, yaşamak isteyen herkese kapısı açıktır bu kliniğin. Alzheimerli, demaslı gibi hafızasını kaybeden insanların dışında, geçmişe dönmek isteyenler için de bir sığınaktır klinik. Burada insanlar gibi, zaman da parça parça, dakika dakika alınarak ‘tedavi edilmeye’ çalışılır: “Bizim için geçmiş geçmiştir dedi Gaustin ve oraya girdiğimizde bile arkamızdaki kapının açık olduğunu biliriz, kolayca geri döneriz. Hafızaları tarafından terk edilenler içinse bu kapı sonsuza dek mühürlenmiştir. Onlar için yabancı bir ülke olan geçmiş değil şimdiki zamandır, geçmiş onların vatanıdır. Bu durumda yapabileceğimiz tek şey, onların içsel zamanlarıyla uyumlu bir alan yaratmaktır. Eğer benim içimde yirmi yaşındayken Paris, Krakow veya Sofya Üniversitesi’nin arkasında bir çatı katında kirada oturduğum, 1965 yılı hüküm sürüyorsa, dedi Gauistin, dışarıda da en azından bir odanın sınırları içinde, yıl 1965 olsun.”

Roman, Gospodinov’un üzerinde çalıştığı tüm konuları -yaşlılık, hafıza, geçmiş, ölüm, ötanazi, unutmak- kapsamakla birlikte ‘Zaman Sığınağı’ bizi dünün ve yarının dünyası hakkında düşünmeye, konuşmaya davet eder. Zaten roman boyunca kendi de bunu yapmayı seçer. Onlarca ülkede, yüzlerce şehirde geçen hikâyelerin çizgisel bir zamanın dışında ele alındığını görürüz. Toplumsal tarihin ve hafızanın derinliklerinde yol alırken ‘geçmişi bulmak için kapanlar dahi kurar. Bulur da: “Yıllar geçtikçe geçmişin özellikle iki yerde gizlendiğini anladım, öğle sonlarında (ışığın öğleden sonra düşme şeklinde) ve kokularda.” Ama soruları devam eder. Geçmişe dönmeye başlarsak ne olacağı muğlaktır.

‘Hafif Bellek Endüstrisi’

Yazarın bir dizi bağlantı aracılığıyla geçmişi yorumladığı hikâyelerinde tıpkı labirentteymiş gibi birçok yola saptığını anlarız. Benzer pek çok örnek diğer romanlarında da karşımıza çıkar. ‘Zaman Sığınağı’nda yazar, Bulgaristan’ın sosyalizm yılları ve sonrası, Çernobil, İkinci Dünya Savaşı, Prag Baharı, mitolojiler, 1876 Nisan Ayaklanması, göçmenlik, evsizler, Arjantin-Hollanda Dünya Kupası finali, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması gibi konuları ele alarak adeta geçmişin haritasını çıkarır.

‘Geçmiş Referandumu’

Gospodinov’un romanında dikkatle ele aldığı konulardan biri de Avrupa coğrafyasında bulunan ülkelerin Avrupa Birliği’ne dâhil olma sürecinde yaşayanlar ve her ülkenin birliğe katılma aşamasında yaptığı referandumlar. Yazar tüm kıta ülkelerini geçmişleriyle ele alırken, ülkedeki referandumların nasıl yaşandığını, ulus devlet ve küreselleşme kavramlarını ironik bir şekilde ortaya koyar diyebiliriz. Gospodinov’un anlatıcısına göre Avrupa’yı bölen bir geçmiş olsa da halkları bir arada tutan imparatorluklara dair yeterli hafıza vardı: “İnsanlar, kendisini Kitabı Mukaddes’ten bir ihtiyar gibi tanıtan ulus kavramının, özellikle cıyaklayan tarihsel bir bebek olduğunun farkında değillerdi.”

Romanın belki de en önemli taraflarından biri de birçok sayfada ‘geçmişin insanları iyileştireceğine’ dair yaklaşımından beklenmedik bir şekilde dönüş yapması. Evet Gaustin, Geçmiş Klinikleri ile insanları kendini iyi hissettiriyordu, ama ‘tüm dünyayı fethetmek için yola çıkarsa’ işler çığırından çıkabilirdi. Gospodinov, özellikle de devletler tarafından yeniden düzenlenmiş bir geçmişin, ucuz bir propagandadan başka bir şey olamayacağı konusunda nettir. Bu yüzden de Avrupa’yı ‘zorlama’ ve ‘sahte bir geçmiş yaratma’ konusunda uyarır: “Bir toplum ne kadar çok unutursa, birileri o kadar çok yedek bellek üretir, satar ve boşalan nişleri onunla doldurur. Hafif bellek endüstrisi. Hafif malzemelerden üretilmiş bir geçmiş. 3D yazıcılardan çıkmış gibi plastik bir bellek. İhtiyaç ve talebe göre bellek. Legoların yeni hali boş kısma tam uyacak farklı geçmiş modülleri sunuyor. Tarif ettiğimiz şeyin bir tanı mı yoksa ekonomik mekanizma mı olduğu hâlâ belirsizliğini korumakta.”

Gospodinov’un zaman sığınağı yaratmaya çabası, küreselleşmiş bir dünyada insanın kendine ait bir yer ve zaman bulamamasının sonucu. Bu yüzden de ‘sana ait olmayan bir yerden ve zamandan kurtulabilir misin’ sorusunu önemsiyor ve cevap bulmaya çalışır.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol