birgün

17° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 23.06.2021 06:25

Müzik devam etmeli!

Erdoğan’ın pandemi tedbirleri kapsamında “kusura bakmasınlar” diye duyurduğu gece 12.00’den sonra müzik yasağı kararı müzik dünyası tarafından sektörü bitirmeye yönelik bir adım olarak değerlendirildi. “Yaşam tarzına müdahale” diyen müzik dünyası sivil itaatsizlik uygulanması konusunda hemfikir.

Müzik devam etmeli!

Işıl ÇALIŞKAN

Pandeminin başından bu yana tamamen duran canlı müzik sektörünün tek umudu normalleşme adımlarıyla birlikte sahnelere geri dönmekti. Fakat gün geçmiyor ki müzikle ilgili bir yasak daha gündeme gelmesin…

Müzisyeniyle, organizasyoncusuyla, sesçisiyle, rodisiyle bir buçuk senedir eli kolu bağlı olan on binlerce emekçinin hevesi yine kursağında kaldı. Pandeminin başından bu yana üvey evlat muamelesi gördüklerini düşünen müzik emekçileri bu kez de gece 12’den sonra gelen müzik yasağı ile karşılaştı. Mekânlarda canlı müzik saati verilen ruhsata göre 00.00, 02.00 ve 04.00 olmak üzere değişiklik gösteren izin saatleri de hiçe sayıldı. Karar yine on binlerce emekçinin mağduriyetiyle sonuçlandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Temmuz itibarıyla normal hayata dönüş açıklamasının ardından “Müzikle ilgili sınırlamayı daha ileri bir saat olan 24.00’e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar. Gece, kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur” demesi sosyal medyada tepkilere neden oldu. Twitter’da #kusurabakıyoruz etiketi birinci sıraya oturdu. Başta müzisyenler olmak üzere yüz binlerce kişi bu yasağın pandemiyle alakası olmadığını ve kararın ideolojik olduğunu belirtti. Müzik dünyası ile müziğin ve müzik emekçilerinin akıbetini konuştuk.

BU DOĞRUDAN YAŞAM TARZINA MÜDAHALE

Kararın çok net bir şekilde müzik sektörüne karşı bir tavır ve tutum olduğunu belirten MÜYAP Genel Koordinatörü Bülent Forta, yapılmak istenenin “bu tür bir hayat tarzının ortadan kaldırılması” olduğunu söylüyor. Kararın yaşam tarzına müdahale etmekle ilgili olduğunu ifade eden Forta, “Virüsle ilgili bir kısıtlama olsa virüs tedbirleri üzerine konuşulurdu. Doğrudan doğruya müziğin kısıtlanmasına yönelik bir şey olduğu zaman belli bir yaşam tarzına müdahale dışında başka bir anlam taşımıyor. Her şeyin serbest olduğu bir dönemde müziğe bir kısıtlama getirilmesi anlaşılabilir değil. Örneğin 50 bin kişi bir araya gelip maç seyredebilecek bundan sonra. E peki müzik niye gece 12’ye kadar bir kısıtlamaya tabi? Sonuç net, böyle bir şey olmasını istemiyorlar” diye konuşuyor.

muzik-devam-etmeli-890863-1.

Gece 12’den sonra müzik yapan insanların çok büyük bir bölümünün ya bar müzisyenleri ya DJ’lik yapanlar olduğunu anlatan Forta, açıklamanın ardındaki anlamı şöyle açıklıyor: “Bizim kamuoyunda ismini bildiğimiz müzisyenlerden çok daha farklı müziğin emekçisi diye görebileceğimiz yaygın bir kitle bu. Bu müzik yasaklaması belli bir segmentteki müzisyenler için hayat yasaklaması demek. “Sen bu işle para kazanamazsın, bu işle hayatını idame ettiremezsin. Ben senin para kazanmanı sanat yapmanı engelliyorum” demek bu. Eğlence sektörü diye ifade edilen zaten 1 buçuk senedir 5 kuruşluk geliri olmayan bir sektörün yeniden gelirsizliğe mahkûm edilmesi demektir. Belli bir sanat türünü yasaklamak ne demektir anlamadım ben. Bir tiyatro salonu 12’den sonra varlığını devam ettirebilir. 12’den sonra film seyretmeye gidebilirsiniz. Bu öyle absürt bir şey ki filmin içindeki müzikleri silip mi seyredeceğiz! Bir devlet muazzam bir mağduriyeti olan bu kitlenin mağduriyetini nasıl gidereceğim diye düşünür. Bu kitleyi daha çok nasıl mağdur edebilirim diye düşünmek herhalde sadece bizim ülkemize ait bir şey.” Forta, “Yapılması gereken bu kanunsuz açıklamanın üstüne gitmek. İnsanlar yasal bir ruhsat sahibiyse ve desibel gibi uygulamalara tabii ise müziği yapmaya devam etmeli. Ve buna karşı bir toplu kamuoyu yaratılmalı” diyerek sözlerini sonlandırıyor.


muzik-devam-etmeli-890864-1.

KORONAVİRÜSÜN FATURASI MÜZİSYENLERE KESİLİYOR

İstanbul Beyoğlu’ndaki konser mekânı Bova Sahne’in işletmecisi Ahmet Bawer Aydemir, ruhsat izninin gece 4’e kadar sürdüğünün altını çizerek anlatıyor: “Biz hafta içi 20.00’de hafta sonları da 23.00’te başlıyorduk konserlere. Tabii canlı müzik gece 12’den sonrasına sarkıyordu hep. Ama zaten konser bittikten sonra müzik devam ediyordu. İnsanlar oturmaya devam ediyordu. Bizim ruhsatımız gece 4’e kadar. Temmuz’dan itibaren müzik etkinliklerimizi başlatmayı planlıyorduk. Ancak 12’den sonra açık olacağız ama müzik yapamayacağız. Saçma bir durum çıkacak ortaya. Zaten bir buçuk yıldır ne müzik yapabiliyoruz ne doğru düzgün çalışabiliyoruz. Aldıkları yasak kararlarını artık herhalde sürekli hale getirmeye çalışıyorlar. Böyle bir hayat tarzına zorlamaya çalışıyorlar. Biz de kötü etkileneceğiz tabii ki. Benim mekânım 4’e kadar açık ve 12’de müziği kapatırsam insanlar 4 saat orada ne yapacak? Sonuçta insanlar müzik dinlemeye geliyor ve müzik üzerine bir mekân orası. Dolayısıyla ben gelir kaynaklarımın önemli bir bölümünü kaybetmiş olacağım.”


Bugüne kadar koronayla ilgili alınan bütün önlemlerin politik olduğuna vurgu yapan Aydemir, “Bu da onun devamı. Şimdiye kadar alınan önlemlerin hepsi tamamen alkollü mekânların, gece hayatının bitirilmesine yönelik adımlardı. Sanki virüs bu mekânlardan yayılıyormuş gibi davranıldı. Bütün virüsün faturası müzisyenlere, müziğe gece hayatına kesiliyor anlamadım ben” diyor ve ekliyor: “Gönül ister ki bu saçma yasağa karşı sivil itaatsizlik oluşsun.”

muzik-devam-etmeli-890865-1.

GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRMELİ TEPKİMİZİ GÖSTERMELİYİZ

Piyanist Ayşe Tütüncü ise tepkisini şu sözlerle dile getiriyor: “Sokağa çıkma yasakları mademki bütün alanlarda kaldırılıyor o zaman müziğin de bu alana dâhil olması gerekirdi. Fakat burada müziğin 24.00’te susması bekleniyor. Bu ayrımcılık neden? Ayrıca o ruhsatı 2.00’ye kadar 4.00’e kadar olan mekânların hiçbir gerekçe göstermeden çalışmaları da engellenmiş oluyor. Dolayısıyla o mekânların içinde müzik yapacak insanların da işi engelleniyor. O halde bunun bir izahatı gerekir. Ama izahat yerine kimsenin kimseyi rahatsız etmeye, gürültü etmeye hakkı yoktur denince bu anlaşılmaz keyfi bir uygulamaya dönüşmüş oluyor. Biz de bu keyfi uygulamadan dönülmesini bekliyoruz. Güçlerimizi birleştirmeli ve birlikte tepki göstermeliyiz.”

muzik-devam-etmeli-890866-1.

HANGİ SAATTE NASIL ÇALACAĞIZ!

Kararın en çok etkilediği mesleklerden biri de Dj’ler. DJ Ozzy’ye kararın onları nasıl etkilediğini sorduğumuzda şöyle yanıtlıyor: “Bir DJ 20.00’den, 21.00’den 22.00’den bazen 23.00’ten önce çalmaya başlamaz. Hal böyle olunca mekânlar o DJ’i saat skalasına göre tercih eder. After bir şeyin bitmesi demektir ve o andan itibaren başlayan bir süreçtir. After saat 20.00’de olur mu? Bu gece 12’yi 1’i 2’yi bulurken 12’de müzik kesilecekse bizler nasıl çalabiliriz ki? Mekânda çalıyorsun diyelim. Sabah 3’e 4’e kadar süren bir süreç o. 12’de kapatacaksan 11 buçukta toparlanman demektir. Sen 22.00’de çalmaya başlarsan hangi mekân sana gel bir saat çal da şu parayı al der? O kendi doğru düzgün kazanabilecek mi ki sana ödesin… Sen şimdi oradan para kazanamadın kiranı neyle ödeyeceksin! İnsanların aklında birçok soru var. Konuşuyoruz ama konuştuğumuzla kalıyoruz.”

muzik-devam-etmeli-890867-1.



TÜM BUNLAR KÖTÜ NİYETİN GÖSTERGESİ

Müzik yasağının pandemiyle ilgili bir önlem gibi dursa da öyle olmadığını aktaran Müzik tarihçisi Murat Meriç, şöyle konuşuyor: “Açıklama sırasında sarf edilen “kimse kusura bakmasın” ifadesi, kötü niyetin göstergesi. Uzun zamandır açık alanda verilen konserler ve yapılan etkinlikler gece yarısı sonlandırılıyor çünkü ses yüksekliği çevreyi rahatsız edebiliyor. Bu yasak, her alanda uygulanması gereken bir yasak ama cami hoparlörlerinden duyulan ezanın sesi alabildiğine yüksekken, insanlar aşka gelip havaya ateş edebilirken, kornalar çalınırken ya da havai fişekler patlatılırken kimse onlara bir şey demiyor. Dahası, “insanlar rahatsız oluyor” diye müziği yasaklayan, o saatlerde dolanırken sirenlerle yol açılıyor ve iki helikopter sürekli onu takip ediyor. Rahatsızlık sesle ilgiliyse, bunlara da bir çözüm bulmak gerekiyor. Yazık ki durum öyle değil. Mekânlarda müzik çalınmasın, insanlar geceleri evine kapansın isteniyor. Başarılı olamayacakları muhakkak çünkü ne kadar isteseler de bu böyle olmayacak. Her şey bir yana, insanları rahatsız eden şey, bizzat yasaklar ama manasız olunca işe yaramıyor. Bir BaBa ZuLa şarkısı, tam da bunu anlatıyor: “Dört duvar arası kapanmaz ki sendeki özgür ruh / Ölünce parçalanmaz ki bendeki özgür ruh / Sevişe sevişe azalmaz ki tendeki özgür ruh / Kopyalayarak çoğalmaz ki gendeki özgür ruh…” İnsanları belli kalıplara sokamazsınız. Özgürlük her zaman kazanır, bu unutulmasın.”

ÇALIŞMAYA EN ÇOK BİZİM İHTİYACIMIZ VAR

Sokak müzisyeni Hazan Kaya ise, Erdoğan’ın üslubundan duyduğu rahatsızlığı şu sözlerle dile getiriyor: “Biz sanki insanlara rahatsızlık veren bir kitleymişiz gibi bir üsluptu. Çok ağırdı. Bu kitleden, bu işi yapan insanlardan ne kadar rahatsız oluyormuş meğer. Tamamen onları bitirmek içinmiş. Her şey bizi bitirmek içinmiş. Alkolün, eğlencenin, belli bir saatte dışarıda olan insanların önüne geçmek için bir bahane gerekiyordu ve virüs bahanesiyle çok da güzel oynuyorlar bunu. Biz müzisyenler ve sahne emekçileri onların umrunda değiliz. Sadece dünyadan tepki almamak için yalandan destek oluyormuş gibi yapıyorlar. Herkes kendi çabasıyla hayatını sürdürüyor.” Kaya, “Hiçbir şeyde kısıtlama yoksa neden müzikte kısıtlama var? Sokağa çıkma yasağı yok, sadece müzik yasak. Zaten en çok yıpranan bizdik. En çok bizim ihtiyacımız vardı çalışmaya” diyerek sözlerini sonlandırıyor.

***

Demokrasiye aykırı yasak!

Denizli’de yaşayan ses teknisyeni Engin Kaplan: Bu ülkede 24.00’ten sonra müzik yapamazsın demek toplumu mutluluktan ve eğlenceden ne kadar uzaklaştırabiliriz isimli çalışmanın bir parçasıdır. Saat 23.00 demek konserin başlangıç saatidir. Saat 21.00 kapı açılış saatidir. Saat 01.00’de konser biter. Sen bu etkinliği 24.00 da bitirmeye çalışırsan eğer altında siyasi bir sebep ararım ben. Kültür bakanlığı aylık yardım yapıyor. Bin TL. Sadaka seviyesinde. İstanbul’da yaşayan bir müzisyen kirasını ödeyemez o parayla. Ekmek parası bulamayan müzisyenler var, intihar edenler oldu. Şimdi sadaka verir gibi alın bakalım 24.00’e kadar eğlenin diyemezsiniz. Bu demokrasiye aykırıdır.

Denizli’de yaşayan işletmeci Atakan Güngör: Biz müziği 23.30’da kapatıyorduk. Şehir merkezinde olduğumuz ve çevremizde haneler olduğu için. Buna sınırlandırma getirmek hem pandemi süresince kapalı olan işyerleri hem de enstrümanlarını satılığa çıkarıp meslekleri dışında her şeyi yapan müzisyenlere olan karşıtlıktır. Türkiye’de 103 tane müzisyen intihar etti. Yapmayın insanların ekmekleriyle oynamasınlar. Ne esnaf ne de müzisyenler bilinçsiz değil. Müzik insanları sosyal hayatlarından bir tanesidir. Müzik insanları dünyaya bağlar.

***

Müzisyen rahatsız etmez sanatını icra eder

Ünlü isimlerin müzik yasağına karşı tepkileri şu şekilde:

Cem Adrian: Yıllardır verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı hepinizden özür dileriz.
Aylin Aslım: Müzik rahatsızlık vermez, rahatsız ruhlara şifa olur. Müzisyen rahatsız etmez, sanatını icra eder.
Gaye Su Akyol: Rahatsız oluyorsan dinleme beyefendi #kusurabakıyoruz
Mabel Matiz: Müziği de, hayatı da, memleketi de bırakmıyoruz şekerim.
Redd: Kimseyi rahatsız etmek gibi bir amacımız yok. Müziği, bizleri böyle görenler #kusurabakıyoruz
Ceylan Ertem: Sabır sabır sabır sabır sabır sabır #kusurabakıyoruz
Hüseyin Turan: Müzik iyileştirir. Rahatsızlar!!! #kusurabakıyoruz
Güvenç Dağüstün: Müzik ruhun gıdasıdır! Ayrıca müzik müzisyenin de gıdasıdır!

***

Rap müzisyeninden konserle protesto

Rap müzisyeni Ağaçkakan, Erdoğan’ın açıklamasından sonra “Gece 12’de müsait olanı Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Parkı’na ya da herkesin bildiği ismiyle havuza bekleriz. Mini bir konserimiz olacak” diyerek yasağa tepkisini gösterdi. Konser için alana giden Ağaçkakan ve 6 dinleyici gözaltına alındı. Ağaçkakan ve protesto konserine katılan dinleyicilere “sokağa çıkma kısıtlamasına uymadıkları” gerekçesiyle para cezası kesildi. Gözaltına alınan sanatçı ve 6 dinleyicisi yaklaşık 2 saat sonra serbest bırakıldı.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol