birgün

10° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 29.02.2020 06:00

"NATO dahil edilmek isteniyor"

İdlib saldırısıyla tırmanan krizi uzmanlar değerlendirdi. Prof. Dr. Uzgel, “Ankara krizin boyutlarını genişleterek NATO’yu daha fazla dahil etmeye çalışıyor” dedi. Sezer, “Savaş riski var” uyarısı yaparken Doç. Dr. Dürre ülkelerin çıkar çatışmalarına dikkat çekti. Eski Amiral Ertürk’e göre İdlib’e birlik göndermek bir intihardı

"NATO dahil edilmek isteniyor"

ANKARA KRİZİ BOYUTLANDIYOR

Prof. Dr. ilhan Uzgel

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İlhan Uzgel, Türkiye’nin mevcut çatışma ve gerilimi tırmandırarak hiçbir şey elde edemeyeceğini söyledi. Hava üstünlüğü olmadan bölgede çatışma yürütülmesinin daha büyük kayıplara yol açacağı uyarısında bulunan Uzgel, bu stratejinin başarısız olduğuna dikkat çekti. Uzgel, Türkiye'nin Suriye’ye savaş ilan edeceği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını kaydederek, “Şu an fiilen savaş yaşıyoruz aslında” dedi.

Gerilimin tırmandırılması durumunda Türkiye’nin oradaki pozisyonu koruyacağını ancak karşılığında daha büyük kayıplar verebileceğini anlatan Uzgel, “Hava üstünlüğü olmadan Türkiye’nin orada bir çatışmayı yürütme olasılığı yok. Çatışmayı tırmandırmaktan çok sağduyu ile hareket edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

nato-dahil-edilmek-isteniyor-694499-1.

Uzgel, Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan, “Türkiye’den verilen bilgiye göre, Türk askerleri orada olmamalıydı” açıklamasını da değerlendirdi. Soçi Mutabakatı’na göre, Türkiye’nin cihatçı grupları silahsızlandırması gerektiğine dikkati çeken Uzgel, “Rusya, ‘Orada cihatçılar, militanlar var. Onlarla işbirliği yapıyorsunuz’ diyor hükümete” yorumunu yaptı.

Uzgel, mültecilerin Batı’ya geçişlerinin engellenmemesi yönündeki karara ilişkin de Ankara'nın krizin boyutlarını genişletmeyi ve Almanya üzerinden Rusya’ya baskı yapmayı planladığını belirterek bu hamlenin sonuç getirmeyeceğini söyledi.

Uzgel şöyle konuştu: "Krizin boyutlarını genişletiyor Türkiye. NATO’yu daha fazla dahil etmeye çalışıyor. Sonuçta NATO, Suriye’deki stratejisini Türkiye üzerinden yönetiyor. İzlenen politikanın temeli bu. Türkiye’nin kendisi, zayıf kaldığı bir dönemde bu tür bir şantajla sonuç alamaz. Almanya üzerinden Rusya’ya baskı yapılması yönündeki bu hamlenin sonuç getirmeyeceğini düşünüyorum.”

İDLİB'E GİTMEK BİR İNTİHARDI

Türker Ertürk (Emekli Tuğamiral)

İdlib'e hava üstünlüğü, hava sahasının kontrolü karşı taraftayken; yakın hava desteği veremiyorken oraya birlik göndermek intihar etmektir. İktidar resmen bunu yaptı. Bir an önce yanlışlardan dönülmesi gerekiyor. Ama iktidar 'öc alacağız, rövanş alacağız, kanını yerde bırakmayacağız' söylemleriyle ilerliyor. Mesele anlaşılmamış. Bu kafada, bu rotada seyredersek acı çekeriz. Ortadoğu bataklığında, zaten ekonomik iflastayken kaynaklarımızı orada tüketiriz, evlatlarımızın canını veririz. Biz orada hangi siyasi hedef peşinde koşuyoruz ki? İdlib’de yanlış işler yapıyorlar, yanlışı yanlışla düzeltmeye çalışıyorlar. Yanlışta hâlâ ısrar ediyorlar.

Bu bir şekilde satranç oyunuydu: Amerika’nın hamlesiydi İdlib. Ve Amerikalılar başarılı oldu. Nedir bu başarı, Türkiye’yi Rusya’dan tekrar kopardılar, kendi tarafına aldılar. ABD Suriye’deki hedeflerine ulaştı, Rusya da ulaştı. Defacto olarak birbirlerini çıkarlarını tanıma durumu söz konusu.

Türkiye kendi güvenliğini sağlasın, sınırlarının güvenliğini sağlasın, ekonomik kaynaklarını 80 milyonun refahı için kullansın. Yapması gereken bu ama hem Suriye’de hem Libya’da yanlış işler peşinden koşuyor. Bu kafada gidersek daha çok acı çekeriz. Birçok insan evladını kaybetti. Kim ödeyecek bunun hesabını?

nato-dahil-edilmek-isteniyor-694500-1.

Türkiye’nin güvenliği peşinde koşabilirlerdi. Esad yönetimiyle anlaşabilirlerdi. TSK’yi sınırlarımıza çekebilirlerdi. Sığınmacı akınını engelleyecek koordineli girişimler yapabilirlerdi. İhvanın peşinden koşmayabilirlerdi. Afrin’de, İdlib’i içine alacak şekilde ihvancı bir radikal sunni otorite, otonom yönetim peşinde koşmayabilirlerdi.

Çünkü bizim ülkemizin çıkarları, güvenliği bunların politikalarıyla çelişiyor. 2011 Mart’tından itibaren hep yanlış işler yaptılar. Yanlışlarla oluşan Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden sonuçları yine başka yanlışlarla çözmeye çalıştılar. 2020’nin Şubat ayındayız hâlâ kötü sonuçlar yaşatıyorlar. Bu kötü sonuçları düzeltebilmek yine mümkün ama görüyorum yine yanlış işler peşindeler.

DENGE POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR

Doç. Dr. İkbal Dürre

Rusya’daki yayın organlarından ve yetkililerin söylemlerinden anlaşılan şu ki, her ne kadar iki taraf da birbirlerinin yapmış olduğu hareketlerden memnun olmasa da ipleri koparma noktasında değiller. Bu yüzden söylemler her şeye rağmen yapıcı. Rusya diyor ki: “Evet biz Suriye’yi destekliyoruz. Ama bu Suriye’yle Türkiye’nin savaşıdır. Türkiye’nin de orada desteklediği bazı güçler var. Bu belki de, oradaki güçlerle Suriye’deki güçlerin savaşıdır. Bu ister Suriye’nin direkt Türkiye’yle savaşı olsun, isterse Türkiye’nin orada desteklediği güçlerin Suriyelilerle savaşı olsun, bu hiçbir şekilde Rusya’yla Türkiye’nin savaşı gibi algılanmamalı. Çünkü bizim ilişkilerimiz çok daha geniş boyutlu ve Suriye krizinden dolayı sorun yaşamasını istemeyiz.

Rusya’nın Suriye denkleminde Türkiye’yle bazı operasyonlarda işbirliği yapması, Türkiye’nin NATO’nun bir üyesi olduğu ve asıl stratejik partnerinin NATO olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Türkiye, Rusya’yla ilişki geliştirerek Suriye denkleminde Rusya’yı Amerika’yla olan çelişkili ve sorunlu ilişkilerine bir denge olarak kullanmak istedi.

Rusya da Türkiye’nin bazı hareketlerine göz yumarak, ekonomik ve diğer projelerini sonuna kadar gerçekleştirmek istedi. NATO’nun içinde yeni bir çelişki olması ve bu çelişkinin ne kadar büyürse Rusya için de o kadar iyi olacağından dolayı, Türkiye’nin bazı hareketlerine göz yumdu.

Bu gerçekler şunu ortadan kaldırmıyor: Türkiye’nin Rusya’yla ilişkileri, Suriye denklemindeki konjonktürel ilişkiler. Herkes biliyor ki, Türkiye’nin stratejik ortağı NATO. Bu düğümün bugün veya yarın çözümlenmesi gibi bir beklenti yok. Rusya’nın bakış açısı şöyle: M5 Karayolunu vermemek şartıyla, süreci dondurup, olayı bölgedeki diğer gelişmelere göre zamana yaymak ve çözüm sürecini son saldırılar gibi olaylar tekrar etmeyecek biçimde diplomatik yollarla ve zamana yayarak çözmek. Rusya Türkiye’nin Suriye’deki alanını daraltarak sınırlarına doğru yakınlaştırmak istiyor.

nato-dahil-edilmek-isteniyor-694498-1.

SÜREÇ TEHLİKELİ BOYUTA EVRİLEBİLİR

Aydın Sezer (Rusya Uzmanı)

Rusya, saldırı sonrası “Bilgimiz yoktu, bize haber verilmedi, bulunmamaları gereken yerde bulunuyorlardı” şeklinde açıklamalar yaptı. Ardından saldırıyı kendileri düzenlemediklerini belirterek Suriye Ordusu’nun saldırısı olduğunu belirtti. Suriye Ordusu’nun teknik ya da siyasi olarak böylesine bir saldırıyı Rusya’dan bağımsız yapması mümkün değil. Rusya, İdlib sahasındaki her türlü olumsuzluğu rejime fatura ederek Türkiye ile karşı karşıya gelmemeye özen gösteriyor. Ancak Rusya bunu çekindiği için yapmıyor. Saldırının bu şekilde yorumlanacağını bilseler de kamuoyuna “biz karşı karşıya gelmiyoruz Suriye yönetimi yapıyor” algısı yaratıyor. Bunun yolunu da Türkiye açtı çünkü her saldırıda Türkiye, Suriye’yisuçlayan açıklamalar yaptı.

nato-dahil-edilmek-isteniyor-694501-1.

Rusya açısından, Türkiye’nin saldırıdan sonra NATO ve ABD ile temas sağlıyor olması dikkat çekici bir gelişme. Türkiye’nin sorunun tecelli ettiği İdlib ve Suriye’de partnerleriyle temas yerine Batı’yı desteğe çağırması dikkat çekici bir gelişme. Kaldı ki İran duyduğu üzüntüyü dile getirdi. İran üzerinden Rusya’yla temas kanalları açılabilir.
Türkiye’nin sığınmacıların Avrupa’ya geçebileceğini açıklaması dış politikada odaklanamadığımız görüntüsü veriyor. Bu saldırı bir başlangıç değil bir son da. Bundan sonraki süreç tehlikeli bir boyuta evrilebilir. Bu Türkiye açısından da Rusya açısından da büyük risk. Rusya açısından bu, askeri bir risk teşkil etmiyor ama siyasi açıdan risk. Esad’a verdiğimiz sürenin doluyor olması, hava desteği olmaksızın, kara birlikleriyle çatışmanın daha fazla kayıplarla ve Rusya’yla doğrudan karşı karşıya gelinmesi tehlikesini barındırıyor. Savaş büyük ve süreklilik arz eden bir çatışma hali. Karşılıklı gerilim tırmandırılmamalı. Her iki tarafın da anlaşmaları gerekiyor. Taraflar aynı tutumda devam ederlerse savaş riski devam eder.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız