birgün

12° PARÇALI AZ BULUTLU

Neşet Ertaş’ın ‘yorulup gitmesinin’ üzerinden 10 yıl geçti

“Bozkırın Tezenesi” olarak anılan ve “Bana ‘öldü’ demeyin; ‘yoruldu gitti’ deyin” sözleriyle bilinen halk ozanı Neşet Ertaş hayata gözlerini yumalı 10 yıl oldu. Ertaş, Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı olduğu dönemde kendisine verilmek istenen 'devlet sanatçısı' unvanını, “Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu” diyerek kabul etmemişti.

KÜLTÜR SANAT 25.09.2022 15:32
Neşet Ertaş’ın ‘yorulup gitmesinin’ üzerinden 10 yıl geçti
Abone Ol google-news

Türk halk müziğinin en önemli isimlerinden Neşet Ertaş’ın ölümünün ardından 10 yıl geçti.

Usta sanatçı, 25 Eylül 2012 günü 74 yaşındayken İzmir'de tedavi gördüğü özel bir hastanede kanser hastalığı nedeniyle yaşamını yitirmişti.

“Bozkırın Tezenesi” olarak anılan halk ozanı, sevenlerine “Bana ‘öldü’ demeyin; ‘yoruldu gitti’ deyin” şeklinde seslenmişti.

Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesi, Abdallar (Kırtıllar) köyünde dünyaya geldi. 8 yaşına kadar doğduğu köyde yaşayan Ertaş, daha sonra ailesi ile birlikte İbikli (Çiçekdağı) köyüne yerleşti.

Müzik hayatına kendisi gibi saz üstadı babası Muharrem Ertaş sayesinde başlayan sanatçının ilk çalgısı ise annesi Döne Ertaş'ın çamaşır tokacına tel takmak suretiyle yaptığı oyuncak bağlama oldu.

Ertaş, müzisyen bir babanın oğlu olması sebebiyle çok küçük yaşta bağlama ve keman çalmayı öğrendi. Okula gidemeyen Neşet Ertaş, okumayı da abisi Necati Ertaş'tan öğrendi.

neset-ertas-in-yorulup-gitmesinin-uzerinden-10-yil-gecti-1067768-1.

BABASIYLA BİRLİKTE BİRÇOK YERİ GEZDİ

Çocuk yaşlarında babasıyla yörenin eğlencelerinde saz çalıp türküler söylemeye başlayan saz üstadı, Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Keskin, Yerköy, Kayseri, Yozgat gibi birçok yeri gezdi.

Ertaş, "Bozkırın Tezenesi Belgeseli"nde babası Muharrem Ertaş ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:

"Benim müzik duygularımın hepsi babamdan gelir. Babamı olduğu gibi verebilmem imkansız. Alabildiğim kadar ile babamdan ne alabildimse onu icra edebiliyorum. Bir de ben 13 're'den çalınca renk değişmiş oluyor, ahenk olmuş oluyor. Bir de gençliğe, geleceğe, biraz daha ahenkli, günün zevkine uygun şekilde, biraz zamana göre çalıp söylüyorum."

Babasıyla aynı ruhun insanı olduğunu belirten Ertaş, 14 yaşındayken İstanbul'a geldi ve babasının yazdığı "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" adlı türküyle ilk plağını çıkardı. İstanbul Şen Çalar Plak'tan 1957'de çıkan bu çalışmasıyla halk tarafından çok beğenilen Ertaş, geniş kitlelere ulaşmayı başararak, tüm Anadolu'da dinlenen bir halk ozanı haline geldi. Sanatçı, İstanbul'da iki yıl yaptığı plak, kaset ve konser çalışmalarının ardından Ankara'ya yerleşti ve sanat hayatına burada devam etti.

RADYO PROGRAMLARI YAPTI, ALMANYA’YA GİTTİ

Ankara Radyosu'nda "mahalli sanatçı" unvanıyla programlar da yapan Ertaş, Ankara'da çalıştığı bir gazinoda Leyla Hanım'la tanışıp evlendi ve 3 çocuk sahibi oldu.

Eşinden, 7 yıl sonra 1970'de ayrılan Ertaş, yaşadığı sağlık sorunları sebebiyle enstrüman çalamaz hale geldi ve kardeşinin daveti üzerine tedavisi için Almanya'ya yerleşti. Ertaş, çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun süre Almanya'da ikamet etti.

Türkiye'de çıkardığı plaklar, yaptığı radyo programları, konserler ve düğün performansları sayesinde büyük bir üne sahip olan Neşet Ertaş, Almanya'daki birinci kuşak Türk göçmenlerin de gönlünü kazandı.

Gelenekten gelen türküleri kendi üslubuyla icra eden Ertaş, 2000'de İstanbul'da verdiği konserle sevenlerinin karşısına yıllar sonra yeniden çıktı. Eski plak kayıtları da CD olarak kaydedildi.

neset-ertas-in-yorulup-gitmesinin-uzerinden-10-yil-gecti-1067769-1.

DEVLET SANATÇILIĞINI REDDETTİ

Usta müzisyen, Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine teklif edilen "Devlet Sanatçısı" unvanını kabul etmedi. Sanatçı, gerekçesine dair ise şunları söylemişti:

“O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.”

Eserlerinde Anadolu insanının acı ve kederini dile getirdiğini ifade eden Ertaş'a, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından 2011'de fahri doktora unvanı verildi. Aynı zamanda sanatçının bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuarlarda ders olarak okutuldu.

Abdallık kültürünün son efsanesi olarak bilinen Neşet Ertaş, hayatta olduğu dönemde "Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi" kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığınca "Yaşayan İnsan Hazinesi" ilan edildi.

400 PLAK ÇIKARDI

Yaşamı boyunca yaklaşık 400 plak, onlarca kaset ve bir o kadar "long play" kaydeden Neşet Ertaş külliyatının önemli bir kısmı "Kalan Müzik" tarafından 16 CD halinde piyasaya sunuldu.

Türkülerinde yoğunlukla aşk temasını le alan sanatçının bazı albümleri ise şöyle:

“Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde", "Kendim Ettim Kendim Buldum", "Kibar Kız", "Gel Gayri Gel", "Türküler Yolcu", "Gitme Leylam", "Kova Kova İndirdiler Yazıya", "Seher Vakti", "Polis Lojmanları", "Benim Yurdum", "Gönül Yarası", "Zülüf Dökülmüş Yüze", "Zahidem", "Gönül Dağı", "Ölmeyen Türküler 2", "Ölmeyen Türküler 3", "Sazlı Sözlü Oyun Havaları", "Niye Çattın Kaşlarını", "Yar Gönlünü Bilenlere", "Garibin Dünyada Yüzü Gülemez", "Altın Ezgiler", "Gurban Olduğum", "Ağla Sazım", "Hata Benim", "Mühür Gözlüm."

Neşet Ertaş, 2012'de İzmir'de prostat kanseri sebebiyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol