Şimdi şiiri görme zamanı

05.12.2018 10:37 KÜLTÜR SANAT
Kadıköy Belediyesi, 33 şairin şiirlerinin sergilendiği ‘Şiirin Seyri’ adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Serginin moderatörü Haydar Ergülen ile Küratör Ayşecan Kurtay serginin oluşumunu anlattı

DERYA AYDOĞAN [email protected]

İlki Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan ‘Şiir Sergisi’ yıllar sonra tekrar yaşama geçirildi. Şair Haydar Ergülen ve Kadıköy Belediyesi Kozyatağı Kültür Merkezi’nin destekleriyle düzenlenen, küratörlüğünü Ayşecan Kurtay’ın yaptığı Şiirin Seyri Sergisi sanatseverlerle buluştu. 31 Aralık’a kadar KOZZY AVM’de izlenebilecek sergi, ay boyunca yapılacak paneller ve atölyelerle de destekleniyor.

Serginin ikinci günü Onur Barış’ın yönettiği Sait Faik Abasıyanık’ı anlatan ‘Benden Hikâyesi’ belgeselinin gösterimiyle başladı. Belgesel gösteriminin ardından Haydar Ergülen’in moderatörlüğünde ‘İlk Kitaplar ve Şiirde Acemilik’ paneli gerçekleşti.

Ergülen açılış konuşmasında yaşamını yitiren usta şair Refik Durbaş’ın ‘Öteki’ adlı şiirini okudu. Panelde Şair Baki Ayhan ve Şair Cenk Gündoğdu ise ilk kitaplarının basılma sürecindeki deneyimlerini anlattılar.

Panelin ardından Haydar Ergülen ve Şiirin Seyri Sergisi Küratörü Ayşecan Kurtay ile konuştuk.

simdi-siiri-gorme-zamani-538456-1.


► Neden şiirler için sergi hazırlamak istediniz?
Haydar Ergülen:
Yurtdışında çeşitli şiir etkinliklerine gidip gelirken müzeleri ve galerileri geziyorum. Dadacıların 1920’lerde, 1930’larda yaptığı işlere ve çıkardıkları dergilere ve bazı sergilerin haberlerine rastladım. Bazı müzelerde de onları gördüm. Türkiye’de aslında Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir şiir sergisi yapıldığını biliyorum. Sergimizin ilk günü yaşlıca bir bey geldi ve ‘Bir gazetede Türkiye’nin ilk Şiir Sergisi diye bir haber yer aldı. Ama bu ilk değil. İlk kez 1949’da’ yapıldı’ dedi. Ben de ‘Evet ilk olmadığını biliyorum, bu ikincisi’ dedim. Bunca yıl boyunca bir daha hiç yapılmamış.

Eskiden her yıl şiir yıllıkları, antolojiler çıkardı. Geçen yılın şiirleri, seçme yazıları, tartışmaları ve ödülleri olurdu çıkan yıllıklarda. Son yıllarda kâğıt sıkıntısından belki de artık çıkmıyor. Kendi kendime görsel bir çağdayız ve şiir de her yerde dedim. Şiir sadece sokakta değil, her yerde. Göğümüzde, kapımızda, cebimizde... Şiirin olmadığı bir yer yok. Şiir sergisi daha önce yapılmış bir şey. Biz de yapalım dedim. 2-3 müzeyle konuştum, ilginç buldular ama hemen yapamayız dediler. Bunun üzerine belki bir şiir yıllığı yaparım sonra diye düşündüm. 4-5 yıldır yazı evinde yaptığım bir atölye var orada arkadaşlarla konuşurken bir şiir sergisi açalım, ürünlerimizi sergileyelim dedim. Atölyeye gelen insanlar aralarında Ayşecan Kurtay başta olmak üzere çok heyecanlandılar. Ben fikir dedesiyim diyorum kendime.

Ayşecan Kurtay: Aslında Haydar Hoca topu attı ve kaçtı. Haydar Hoca’nın tohumundan sonra biraz düşünmek gerekti. Bir şiir sergisi nasıl olmalı? Şiir okumayı özellikle çok seviyorum. Sevdiğim için de karalamaya çalışıyorum. Bir sergide ya da bir AVM’de kaç şiir okuyabilirimden yola çıktım. Kendimi zorladım ve 4-5 ve 6. 6’ncıdan sonrayı çok okuyamayacağımı düşündüm. İnsanları şiire nasıl yaklaştırırız diye düşünmeye başladım ve böylelikle sergi başka bir şeye dönüştü. Sergi kendini bu düşünme süreci içinde kendiliğinden oluşturdu. Bir performansa dönüştü. Performans dememin nedeni de, herkes şiirini aldı getirdi.

simdi-siiri-gorme-zamani-538460-1.



► Sergide kaç şiir var?
H.E.:
Buradaki çeşitli atölyelerde arkadaşlarımıza yazdırdığımız şiirler burdaki şiirler. Yüz tane şiir var burda ve 100 tane ayrı iş yaptı onlara Ayşecan. Konsepti de o buldu. Hem kendi yaptı tasarladı hem fikir sahibi, küratörü. Sonucu açılışta gördüm. Sonraki yıllarda yeni katılımlarla yeni şeyler yapmayı düşünüyoruz.

A.K.: 100’ü aşkın şiir var. Her tarzda şiir var. Onun için de sergiyi sokak fikrinde oluşturmak çok uygun oldu. Çünkü çok naifler de var çok sertler de var. Her duyguya karşılık şiirler var... Bunu en güzel sokakla anlatırız dedik.

H.E.: Herkes şiir yazmalı diye düşünüyorum. Şiir yazmak şairlerin tekelinde değil, edebiyat tanrıları da yok artık. Nasıl artık denemeler yazılıyor, sosyal medyada yazılıyorsa, şiir de öyle bir şey. Şiir insana en yakın şey. Şair olmak gerekmiyor illa bir şiir yazmak için. Ve şiir de Cemal Süreya’nın da dediği gibi beş duyunun işi. O yüzden okuyoruz, seslendiriyoruz, yazıyoruz, dokunuyoruz... Ve görmek...

► Objeler nasıl dahil oldu?
A.K.:
Atölyede aramızda sanatçı arkadaşlarımız da vardı ve onlarla da konuştuk, onlar kendi işlerini yaptılar. Şiirlerini okuduk ve yazanlarla konuştuk, tanıştık. Onların ruh iklimini yansıtacak bir şeyler yaratma duygusuyla objeler istedim.

‘Ne getirirseniz getirin, mesleğinizle ilgili bir şeyler getirebilirsiniz, eski bir kutu da olabilir. Bir şeyler getirin bana ben de onlarla bir şey yapayım’ dedim. Şiirler geldi, objeler geldi... Ben de bu süreçte gelen şiirleri ele alıp, temaları oluşturdum.

Bazıları çok duygusal ev içi şiirler, bazısı biraz daha sokak biraz daha karanlık. O zaman da işte buradaki sokak oluşmaya başladı. Aslında biraz ‘gel gel’ demek istedik. Bunun sağlamasını da oğlumla yaptım, oğlumun şiir okumakla pek ilgisi yok ama dedi ki ‘Bu objelere bakmak için o şiirleri okumaya giderim.’

Sadece sergi yok. Bir ay süren atölyeler ve paneller ile desteklenen bir etkinlik. Her hafta sonu bir atölye çalışması var.

► Şiire yeni gönül veren ve bir şeyler yapmak isteyenler için de öğretici değil mi?
A.K.:
Gerçekten çok faydalı. Programdaki atölyeler müthiş atölyeler gerçekten. Bu atölyelerin farkına varılmasını çok isterim. Çok büyük bir imkân bu atölyelere ulaşmış olmak. Hocalar konularında çok iyi olan kişiler.