birgün

12° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 25.10.2020 08:44

Sokağın kurduğu sandık: Bolivya

Geçtiğimiz günlerde yapılan seçim sadece bahanesizlikten dolayı değil, tabandan gelen güçlü baskı sayesinde oldu. İlk baştaki saldırıları savurmuş, iktidarını geri isteyen devrimci bir halk hareketine karşı ne parlamentodan ne sivil-askeri bürokrasiden doğru ciddi bir baskı hamlesi gelemedi.

Sokağın kurduğu sandık: Bolivya

Yusuf Tuna Koç

19 Ekim günü Bolivya’da üçüncü kez ertelenerek yapılan başkanlık seçimini Sosyalizme Doğru Hareketi (MAS) adayı Luis Arce kazandı. Arce, 13 yıllık Morales iktidarı boyunca aralıksız şekilde ekonomi bakanlığı görevini yürütmüş, ülkedeki toplumsal reformların bir kısmının doğrudan sorumlusu olarak bilinmekteydi. Seçimi henüz ilk turda yüzde 50 üzerinde oy alarak kazanışını, son bir yıldır fiilen iktidarda olan darbe koalisyonu dahil kabul etmek zorunda kaldı. Sonuçları iradeleri gasp edilen halkın rövanşı olarak yorumlamak mümkün. Peki, geçtiğimiz 1 senede ne olmuştu ve bu seçim galibiyetinin ifade ettiği mücadele biçimi bize neler söylüyor?

Yaklaşık 1 yıl önce, yıllardır her seçim yüzde ellinin üzerinde oy alarak ilk turdan seçimi kazanan Evo Morales liderliğindeki MAS, ilk kez yüzde 45 oyla ikinci tura kalmıştı. Görünürde çok ciddi bir halk desteği kaybı ya da tökezleme anlamına gelmeyen bu durum, Morales’in ve partinin hatalarıyla birlikte Amerikancı muhalefetin elinde bir darbe kozu haline geldi. Uzun yıllardır kıtadaki tüm halkçı iktidarlara karşı işbirlikçi siyasi alternatifleri fonlayan, yapabildiği ölçüde bu ülkelerin ordu ve bürokrasilerini darbe için yönlendiren ABD, Bolivya’da da MAS’ı iktidardan alabilmek için tüm kozlarını masaya sürdü. Bolivya’nın tek çekiciliği, iktidarın antiemperyalist karakteri değil sadece. Bolivya hem yüz yıldır Latin Amerika’da bağımsızlığın simge ülkesi, diğer bağımsızlık mücadelesi veren ülkelerin en büyük destekçilerinden biri hem de sahip olduğu lityum madenleri dünyadaki miktarın yarısından fazla ve şu anda sanayi ve teknoloji üretiminde en önemli kaynaklardan biri. Bolivya’da darbe sonucu üretimde lityuma ihtiyaç duyan Elon Musk’ın Tesla şirketinin hisselerinin yükselmesi ve yeni yapılan seçim sonrası yaşanan düşüş de darbenin açıktan bir emperyalist bağımlılık meselesi olduğunun en büyük kanıtlarından. Musk da geçtiğimiz dönemde darbeyi bir Amerikan müdahalesi olarak tanımlayan ve destekleyen açıklamalarda bulunmuştu.

Tekrardan darbenin yaşandığı döneme baktığımızda, ABD’nin komşu kıtasındaki pozisyonunu ve hamlelerini daha iyi görebiliriz. Hatırlarsanız tam o dönemde Venezuela’da da muhalefet lideri az bir miktar askerle darbeye kalkışmış, fakat o zamana kadar muğlak bir pozisyonda olan ordunun yanaşmamasıyla başarısız olmuştu. Brezilya’da da 2016 yılında Lula’nın başkanlığı yolsuzluk iddiasıyla düşürülmüş, adaylığı engellenmiş ve bugünkü faşist Bolsonaro iktidarının temeli atılmıştı. Bolivya’da da bundan bir yıl önce olanlar, Morales’in hatalarıyla ele aldığımızda tam olarak bu şekilde gerçekleşti. Öncelikle bu cepheden başlayalım. Morales ve partinin önde gelenleri açısından uzun yıllardır iktidarda olmanın getirdiği bir ağırlık ve bürokratikleşme hissedilmekteydi. Özellikle tabandan gelen eleştirileri ciddiye almadığı, başlangıçtaki radikal dönüşümcü çizgisinin uzağında olduğu gerekçeleriyle eleştiriliyordu. Tüm bu eleştiriler de aslında liberal akademinin dört başı mağdur diktatör yakıştırmaları için idealdi. Tüm bunlara ikinci turda Morales favori olarak girdiği seçimde sandıklar yüzde seksen beşteyken muhalefet adayı sağcı Carlos Mesa’nın kazandığını açıklaması ile başlayan gerilim eklenince, liberal teorisyenler emperyalist müdahale aygıtına gereken kılıfı sunmuşlardı. Önce, güya seçim hilelerine karşı sokağa inen silahlı çeteler seçim merkezlerini basmaya, sandıkları yakmaya başladı. Çıkan çatışmalarda MAS sempatizanları hem polis hem çeteler tarafından katledildi. Ardından, MAS’ın en büyük sembollerinden olan Belediye Başkanı Patricia Arce’yi darp ederek, işkence yaparak zorla istifa ettirdiler.

Darbenin üç ayağı: Parlamento, sokak, bürokrasi

Tüm bu tek taraflı çatışma ortamında Morales, üst üste sakinliği koruma açıklamaları yaptı. Bu tek taraflı kışkırtmanın karşılık alamadığı takdirde söneceğini ve iktidarının süreceğini düşünüyordu Morales. İsteği meselenin bir iç savaş noktasına gelmemesiydi. Bu da aslında kuruntu değil. Çünkü MAS, ülkede sınıfsal olarak yoksulların büyük çoğunluğunun desteğini almasının yanında aynı zamanda ülkenin gerçek çoğunluğu olan fakat Morales’e kadar hiçbir zaman ciddi bir siyasi temsil hakkı bulunmamış yerlilerin de partisiydi. Bu gerilimi, ülkenin yerlileri ve beyazları arasındaki iktidar savaşı olarak algılamak, ülkenin eski sahibi sömürgecilerle onları iktidardan def eden yerli halk arasındaki sınıfsal mücadeleyi küçümseyip meseleyi sınıfsız bir kimlik çatışması tablosuna itmesi açısından yanlış olsa da iki siyasi yönelimin toplumsal olarak birbirine uzaklığını ifade etmek açısından Bolivya’daki yerli halkların MAS konusundaki hassasiyetini vurgulamak gerekiyor.

Fakat her ne kadar Morales’in, -muhtemelen ordunun da aleyhinde hareket eden taraf olarak müdahale edeceğini varsayarak- gerilimin bir iç savaşa tırmanmasından çekinmesinin haklı gerekçeleri olsa da tamamen pasif bir pozisyonda kalması ve halkı da buna çekmek istemesi, Amerikancı muhalefeti ve onun paramiliter güçlerini geri adım atmaya değil daha da saldırgan olmaya sevk etti. Karşı tarafın sessizliği muhalefetin sadece sokakta değil aynı zamanda parlamento ve devletteki temsilcilerini de harekete geçirdi ve Morales’e istifa baskısı tutuklanmasını talep etmeye kadar yükseldi. Tüm bu baskıların sonucunda Morales istifa edip Meksika’ya iltica etti. Fakat seçimde hile olduğu iddiasıyla ortalığı yakan muhalefet, erken seçime gitmek yerine hızla iktidara el koydu. Sağcı Senatör Jeanine Anez elinde İncil ile meclise girerek kendisini başkan ilan etti.

MAS halka dönüyor

MAS Amerikancı darbenin ardından hızla erken seçim talebiyle kampanya yapmaya başladı. Muhalefet pozisyonuna düşmek, aslında iktidarının son yıllarında eleştirilen ‘ağır’ halinden çıkması için bir şans oldu. Önce sokaklardan paramiliter çeteler temizlendi. MAS’ın güçlü olduğu tüm mahalleler teker teker geri alındı ve hızlı bir örgütlülük ve radikal bir mücadele çizgisi tekrar benimsendi. Kent meydanlarında rekor katılımlı mitingler yapıldı. Tüm bunlar olurken Anez hükümetinin tek yaptığı ise pandemi sürecini berbat yönetmek, yolsuzluk skandalları ve seçim ertelemeleri oldu. Daha iktidarı ilk aldıkları anda olası herhangi bir seçimde koltuklarını tekrar devretmek zorunda olduklarını bilen darbe hükümeti, seçimleri üç kez erteledi. Geçtiğimiz günlerde yapılan seçim sadece bahanesizlikten dolayı değil, tabandan gelen güçlü baskı sayesinde oldu. İlk baştaki saldırıları savurmuş, iktidarını geri isteyen devrimci bir halk hareketine karşı ne parlamentodan ne sivil-askeri bürokrasiden doğru ciddi bir baskı hamlesi gelemedi.

Sokakları terörize eden paramiliter çetelerin de işi bitmişti. Üstüne üstlük medyada bu çetelerin silahlandırılması için polisin para aldığı haberleri ortaya çıktı. Tüm bunların yanında Morales’in ilticasına kadar giden süreçteki en önemli bahane olan seçim hilelerinin de hiçbiri kanıtlanamayınca halkın gözünde de herhangi bir meşruiyeti kalmayan darbe hükümeti bir yılın sonunda seçimi yenilemek zorunda kaldı ve gasp ettiği iktidarı halka geri verdi. Geçtiğimiz dört günde seçim sonuçlarına yönelik herhangi bir itiraz olmadı, darbeciler sonuçları kabul etti, Morales, Meksika’dan bir tebrik konuşması yaptı. Kişisel siyasi kariyerinin ne noktaya evrileceği şu an için muallak olsa da Bolivya’ya bıraktığı siyasi miras tekrardan ayakta. Bugün MAS’ın geçen bir yıldan ders çıkararak, sadece reform politikalarıyla gözeterek değil, aşağıdan yukarıya bir temsille tekrardan halkın sesi olacağı bir yeniden inşa sürecine gitmesi, Amerikan emperyalizmine karşı verdikleri bağımsızlık mücadelesinin en büyük dayanağı olacaktır.

Bolivya’nın son bir yılı, dünyanın geri kalanı için de demokrasiyi öyle ya da böyle raftan kaldıran veya kısıtlayan güçlere karşı iktidarın tek başına sandıkla değil ancak o sandık sonucunu güvenceye alabilecek bir halk mücadelesiyle mümkün olabileceğini göstermiş oldu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız