birgün

22° AÇIK

GÜNCEL 05.04.2017 16:02

Tahir Elçi, 5 Nisan Avukatlar Günü'nde vurulduğu yerde anıldı

Tahir Elçi, 5 Nisan Avukatlar Günü'nde vurulduğu yerde anıldı

28 Kasım 2015’te Diyarbakır'da barış çağrısı yaptığı esnada uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 5 Nisan Avukatlar Günü'nden Dört Ayaklı Minare önünde anıldı.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen ile avukatların katılımıyla yapılan kitlesel basın açıklaması için Yenikapı Sokak’ta buluşuldu. Avukatlar, 28 Kasım 2015 tarihinde kentteki polis ablukası ve operasyonları sonlandırılması, tarihi bölgelerin tahribatının önüne geçilmesi için yaptığı basın açıklamasından sonra başına isabet eden kurşunla yaşamını yitiren Tahir Elçi’yi andı. Avukatlar yakalarında Elçi’nin fotoğraflarını taşırken, en önde Kürtçe ve Türkçe, Elçi’nin fotoğrafının yer aldığı “Seni unutmayacağız” yazılı pankart taşındı.

Evrensel'in haberine göre, Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, “Bir Avukatlar Günü’nü daha, ağır mesleki ve toplumsal sorunlar içinde, ebedi başkanımız Tahir Elçi’nin yokluğunda karşılıyoruz” dedi.

"Güvenlik temelli çözüm arayışı mümkün değil"

Özmen, “28 Kasım 2015 tarihinde Baro Başkanımız Tahir Elçi’nin tam da bulunduğumuz alanda dikkat çektiği ve öngördüğü olumsuzlukların tamamı son bir buçuk yıl içerisinde bölgemizde maalesef bütün ağırlığıyla yaşanmıştır. Bölgedeki bir çok kent ve ilçe merkezinde başlayan çatışmalarla birlikte, binlerce insanımız yaşamını yitirmiş, yaşam alanları kullanılamaz hale gelmiş, yüzbinlerce insanımız yerinden edilerek zorunlu göçe maruz bırakılmıştır. Başta bugün bulunduğumuz Sur ilçesi olmak üzere, çatışmaların yoğun şekilde yaşandığı ilçelerdeki yurttaşların sorunlarını makul ve kabul edilebilir politikalarla çözmek yerine, güvenlik temelli çözüm arayışlarının ve buna bağlı olarak alınan kamulaştırma kararlarının kabul edilmesi mümkün değildir” dedi.

"Her türlü siyasi kaygılar bir tarafa bırakılmalı"

Özmen, bir kez daha Diyarbakır Barosu olarak uygulanagelen güvenlikçi politikaların ve siyasetçilere yönelik tutuklamaların, son 30 yılı çatışmalarla geçmiş, on binlerce insanın ölümüne sebebiyet vermiş, tarihi, toplumsal ve siyasal bir mesele olan Kürt meselesinin çözümüne bir katkısı olmayacağını vurguladıklarını söyledi. Kürt meselesinin yegane çözümünü, sorunun şiddet ve güvenlikçi politikalardan arındırılarak, diyalog ve müzakere kanallarının güçlendirilmesiyle mümkün olduğunu ifade eden Özmen, “Her türlü siyasi kaygıların bir tarafa bırakılarak bu can yakıcı meselenin çözümü konusunda diyalog ve müzakereyi önceleyen her türlü adımın atılmasının gerekliliğini bir kez daha vurgulamak isteriz” dedi.

"KHK ve kayyımlarla yönetim endişe verici"

Darbe girişiminden hemen sonra ilan edilen OHAL ve çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle başlatılan toplu ihraçlar, basın yayın kuruluşları ile dernek ve vakıfların kapatılması, belediyelere kayyım atanması gibi antidemokratik uygulamaların endişe verici boyutlara ulaştığını söyleyen Özmen, “Özellikle TBMM’nin yasama yetkisini elinden alacak şekilde yasal düzenlemelerin KHK’lerle değiştirilmesi, parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığı ilkesiyle bağdaşmamaktadır” diyerek eleştirdi.

"Referandum süreciyle yeni kutuplaşma alanları yaratıldı"

Anayasa değişikliğine ilişkin Özmen, şunları kaydetti: “Ülkemizde toplumsal barışa zarar verici meseleler bütün ağırlığıyla devam ederken mevcut anayasa değişikliğine yönelik referandum süreciyle birlikte toplumda yeni kutuplaşma alanları yaratılmıştır. Diyarbakır Barosu olarak daha önce de belirttiğimiz üzere; anayasa değişikliğinin hazırlanma sürecinde muhalif siyasi partilerin, toplumun farklı kesimlerinin ve sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerilerinin alınmadan hazırlanmış olmasını büyük bir eksiklik olarak dile getirmiş ve eleştirmiştik. Yapılan anayasa değişikliği bir darbe ürünü olan ve toplum ihtiyaçlarını karşılamayan, bundan dolayı da defalarca değişikliğe uğrayan 1982 Anayasası’nın ruhunu sürdürmeye devam ettirecektir. Oysa toplumun ihtiyacı olan anayasa, toplumsal sorunların çözümünü önceleyen demokratik, sivil ve kuvvetler ayrılığını esas alan yeni bir anayasadır.”

Newroz'da öldürülen Kemal Kurkut da hatırlatıldı

Yine, demokratik özgürlükler kapsamında olan gösteri ve yürüyüş hakkını kullanan vatandaşların güvenlik görevlilerinin aşırı ve ölçüsüz şiddeti yaşam hakkını ve bireylerin vücut bütünlüğünü ihlal etmeye devam ettiğini ifade eden Özmen, 21 Mart’ta Diyarbakır’da Newroz kutlamalarında Kemal Kurkut’un öldürülmesini hatırlattı. Yargının yürütmenin kontrolüne girdiğini belirten Özmen, “Son yıllarda yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin açık toplum ve demokratik bir hukuk devleti olma yolundaki iddiasına öldürücü bir darbe vurmuştur. Siyasal iktidarın yargıya açık müdahaleleri, yargıçların vermiş oldukları kararlarla açığa alınması, yasal ve idari düzenlemeler yargıyı tümüyle Yürütmenin kontrolüne götürmüştür. Savunma hakkına saygının sağlandığı, mesleğimizin onur ve saygınlığının korunduğu, adil ve demokratik bir ülke dileğinde bulunurken bir kez daha meslek hayatını cezasızlıkla mücadeleye adamış değerli başkanımız Tahir Elçi ile ilgili soruşturma dosyasının takipçisi olacağımızı, faillerinin cezasızlıkla mükafatlandırılmalarına müsaade etmeyeceğimizi belirterek tüm meslektaşlarımızın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü bu hüzünlü havada kutluyoruz” diye konuştu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız