birgün

26° AÇIK

RÖPORTAJ 20.02.2019 03:50
author

Tanzimden sonra sırada karne mi var?

Tanzim satışlarla başlayan haftada ekonomide yaşanan gerçekler, üstelik devletin resmi rakamlarıyla hepimizi çarptı. Söyleyegeldiğimiz, dikkat çektiğimiz, uyardığımız gibi… Maalesef korkulan ne varsa, işte onun tam ortasındayız. Sanayi üretimi, yüzde 9.8’lik düşüşle çakıldı. İmalat sanayi üretimindeki yıllık düşüş yüzde 10.8 oldu. Perakende satışlar bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.2 düştü. Sadece gıda satışlarındaki düşüş […]

Tanzim satışlarla başlayan haftada ekonomide yaşanan gerçekler, üstelik devletin resmi rakamlarıyla hepimizi çarptı.

Söyleyegeldiğimiz, dikkat çektiğimiz, uyardığımız gibi… Maalesef korkulan ne varsa, işte onun tam ortasındayız.

Sanayi üretimi, yüzde 9.8’lik düşüşle çakıldı. İmalat sanayi üretimindeki yıllık düşüş yüzde 10.8 oldu. Perakende satışlar bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.2 düştü. Sadece gıda satışlarındaki düşüş yüzde 2.7. Gıda dışı satışlardaki düşüş ise yüzde 12.6’yı buldu.

Yani üretebilen de, tüketebilen de yok…

Bütün bu göstergeler Türkiye ekonomisini derin bir durgunluğun beklediğine işaret ederken, ekonomideki yavaşlamanın reel sonuçlarını da bir yandan hissetmeye başladık. İşsizlikte deprem yaşandı, işsizlik oranı yüzde 12.3’e çıktı. Gençlerde işsizlik yüzde 23.6’ya ulaştı. Genç kadınlarda işsizlik yüzde 27.7’ye tırmandı. Resmi rakamlara göre son bir yılda 706 bin kişi daha işsiz kaldı, toplam 3 milyon 981 bin kişi işsiz. İstihdam 1 milyon kişi azaldı. Ne eğitimde ne istihdam olan gençlerin oranı ise resmi rakamlara göre yüzde 24.3’e çıktı. Yani 2 milyon 852 bin genç boşta geziyor. Üniversiteli işsiz sayısı ise 1 milyon 31 bin kişi…

Yani genç işsiz, kadın işsiz, üniversite mezunu işsiz, işsizlik artık her evde her hanede her sektörde…

Hükümetin çaresiz bir “iyi haber” arayışıyla pembe tablo gibi sunduğu cari açık, üretenin refahını ve zenginliğini arttıracak bir üretim atılımı yapıldığı için değil, Türkiye ekonomisine olan güven azaldığı ve bu TL’nin değerinin kaybolmasına yol açtığı için 20 milyar dolar azaldı. 27.6 milyar dolara indi. Türkiye ekonomisine olan güven kaybı TL’nin değerini eritti. 2017’de doğrudan ve sıcak para akışı Türkiye’ye net 38.5 milyar dolar döviz girişine neden olmuşken, 2018’de yaklaşık 4 milyar dolar döviz çıkışına yol açtı. Açığı, MB rezerv birikimlerinden 10.4 milyar dolar azaltarak ve 21.2 milyar dolarını ise nereden geldiğini bilmediğimiz kaynaklardan finanse edildi. Kaynağı belirsiz paralarla, ülkenin kaderini belirsiz dış kaynaklara teslim edildi.

Yani açık, malımız ucuzladığı için düşerken, düşen açık da artık kaynağı ve adresi belli finansal piyasalardan para bulunamadığı için, rezervlerimizle, kaynağı bilinmez paralarla kapatıldı.

Ocak ayı bütçesindeki Merkez Bankası hilesi, elbette gerçeklerin üstünü örtmeye yetmedi. Yapılan bir yasa değişikliğiyle, her yıl Nisan ayında Hazineye devredilen Merkez Bankası kârı bu yıl Ocak ayında avans olarak bütçeye gelir yazıldı. Merkez Bankası, 33 milyar TL karını bütçeye devretti. Gerçekte bütçe giderleri, geçen yıla göre yüzde 60’ın üzerinde artarken, vergi gelirleri sadece yüzde 7 arttı. Ocak ayı bütçesi, bir defalık Merkez Bankası geliriyle makyajlandı. Yani Merkez Bankası karı, aceleyle Ocak ayına kaydedilmeseydi, bütçe gerçekte 29.3 milyar TL açık verecekti.

Yani bir yandan durgunluk derinleşirken, diğer yandan uzun süreler Türkiye ekonomisinin kalan tek güvenilir mevzi olarak düşünülen devletin bütçesi de açık veriyor, gelir toplanamıyor, gider hızla artıyor…

AKP Genel Başkanı’nın talimatıyla başlanan Tanzim satışlar ise şimdilik sürüyor. Bazı market zincirleri de görevden vazife çıkararak, tanzim satışlara başlamıştı. Ama bir gelişme oldu. Tanzim satışlardaki 3 kilo sınırı bazı sebze ve meyvelerde önce 2 kiloya, şimdi de bazı marketlerde 1 kiloya kadar indirildi. Yani 1 kilodan fazla satın alınamayacak.

Bunun bir adım sonrası ne?
Karne mi?

Üretim olmadan istihdam, istihdam olmadan gelir olmaz.

Demokrasi, hukuk, özgürlük, güven olmadan da üretim olmaz.

Katılımcı, şeffaf, kurallı bir siyasal ve ekonomik düzen kurulmadıkça ekonomi çökmeye, kaynağını bilmediği odaklara teslim olmaya, istikrarsız ve güvensiz bir salınımda kalmaya, bir duvara çarpmaya doğru devam ederiz.

Buna devam edecek miyiz?

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız