birgün

17° PARÇALI AZ BULUTLU

EKONOMİ 11.07.2021 07:30

Tatil kimin hakkı?

Kamuya ait 18 sosyal tesis satışa çıkarıldı. AKP, Hazine’ye para bulmanın, sermaye rantın peşinde. Her gün saatlerce çalışan geniş halk kesimleri ise tatilin hayalini bile kuramıyor, izin günlerinde evde oturuyor.

Tatil kimin hakkı?

EKONOMİ SERVİSİ

Resmi Gazete’de kıyı şeridindeki kamuya ait sosyal tesislerin özelleştirme kapsamına alındığına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı yayımlandı. Manavgat, Kuşadası, Didim, Edremit, Seferihisar gibi turistik bölgelerde, yüzlerce dönüm arazide bulunan toplam 18 sosyal tesis yakın zamanda sermaye sahiplerine satılacak.

Ekonomideki durgunluk nedeniyle Hazine, vergi toplama yeteneğini kaybetti. Son yıllarda bedelli askerlik, varlık barışı, imar ve vergi aflarıyla kotarılmaya çalışılan bütçe, açık verdikçe Hazine’nin borçları arttı. Geçen mayıs ayı itibarıyla merkezi yönetimin toplam borcu 2 trilyon liranın ilk kez üzerine çıktı. Sadece 3 yıl önce 2018 yılının mayıs ayında bu tutar 956 milyar liraydı. Aradan geçen 3 yılda borcun 2 katının üstüne çıkması karşısında hükümet elde bulunan varlıkları satışa çıkarmaya başladı.


1994’e kadar böyle satışlar yasaktı

Mali krizler yaklaşınca neoliberalizmin ilk ezberi kamuya ait varlıkları sermayedarlara transfer etmek oluyor. Aynı sürecin benzeri 1994 Krizi’nin ardından yaşanmıştı. Krizle birlikte özelleştirmelerin önündeki engeller bir bir kaldırıldı. Taşınmazların özelleştirilmesine ilişkin kamu yararı gözetilme şartı da 1994 yılının Kasım ayında çıkarılan 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunla kaldırıldı. Kanuna göre Hazine sadece gelir elde etmek için taşınmaz satışları yapabilir hale getirildi. Böylece sosyal tesisler satılırken kamu yararının gözetilmesine gerek kalmadı. Ancak bu maddeden en çok kanunun geçmesinden 8 yıl sonra iktidara gelecek olan AKP faydalandı. Merkez Bankası’nın verilerine göre 1994 ile 2002 arasındaki 8 yılda Hazine’ye otel ve tesislerin satışından 445,9 milyon dolar para girmişti. 2003’ten 2011’e kadar geçen 8 yılda bu tutar 4 milyar 410 milyon dolara yükseldi. AKP dönemindeki 8 yıl, önceki 8 yıldan tam 10 kat daha fazla otel ve sosyal tesis satıldı. 2014 yılına gelindiğinde ise bu tutar cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. 1994’ten 2002’ye kadar otel ve sosyal tesis satışından elde edilen paranın 10 misli yalnızca 2014 yılında elde edildi. 2014 yılında otel ve tesislerin satışından Hazine’ye tam 4 milyon 828 milyon dolar girdi.

2010’dan sonra satışlar yavaşladı

Kamunun elinde olan ülkenin en değerli arazilerine kurulu sosyal tesisler, sermayedarların iştahını kabartıyordu. AKP iktidarının ilk yıllarında satılan KİT’lerin deniz kıyısındaki sosyal tesisleri hızla satılmaya başladı. Ancak KİT’lerin tasfiyesi tamamlanınca sosyal tesislerin satışlarında da yavaşlama yaşandı. Ta ki, Hazine, borçları yüzünden zor duruma gelene kadar. Bugün ise kamu arazileri ve bu araziler üzerindeki sosyal tesisler alelacele satılmaya çalışılıyor. O kadar ki, taşınmazların satışında satın alacak olan sermayedarlara da teşvikler sıralanıyor. Bu taşınmazları satın alan kişi, KDV muafiyetinden, 4 yıla kadar taksit imkânından faydalanabiliyor. Üzerine tapu harcına da para vermiyor.

Halka düşman turizm politikası

Yıllardır süren bu politika ile dünyanın en güzel kıyıları olarak yorumlanan Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyıları bir avuç varlık sahibine transfer edilmiş oldu. Ancak ülkenin turizm politikası nedeniyle bu kıyılarda geniş halk kesimlerinin tatil yapması imkansız hale geldi. Eskiden hiç değilse çalıştığı kurumun sosyal tesislerinden faydalanabilen ücretli kesimlerin artık tatil hakları ellerinden alındı. 1970’lerin sonlarında başlayan turizmde özel sektörün tesisleşme süreci 1980’lerde Özal dönemiyle hız kazandı. Bugün ise Türkiye’nin tümüyle yabancı turistlere odaklanan, turisti para getiren bir meta olarak gören, halkın tatil hakkını yok sayan turizm politikası nedeniyle turizm tekelleri oluşmaya başladı. Bu tekeller aslında halkın olan plajları fiilen kendi mülkü gibi kullanıyor, Türkiye’nin en güzel koylarında denize girmek böylece binlerce lira tutan tatil masraflarına dönüşüyor.

Öğrenciler artık tatil yapamayacak

Özelleştirme kapsamına alınan 18 sosyal tesis içinde Ankara ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nin sosyal tesisleri de bulunuyor. Ankara Üniversitesi’nin Manavgat’taki tesisleri 86 bin metrekare üzerine kurulu 94 odalı 20 bongalovlu büyük bir tesisti. Yakın zamanda satılacak. Böylece öğrenciler için ucuz tatil imkanı hayal olacak. Aynı şekilde satılacak bir diğer sosyal tesis ise Dokuz Eylül Üniversitesi’nin İzmir Seferihisar’daki tesisleri.

***

tatil-kimin-hakki-897612-1.

***

İhtiyaçtan acele satılık

Özelleştirme İdaresi’nin sitesine girildiğinde (oib.gov.tr) ziyaretçiler ana sayfada büyük bir ilanla karşılaşıyor. Üzerinde “Taşınmazların satışında, KDV muafiyeti, 4 yıla kadar taksit imkanı, harçsız tapu avantajlarından faydalanabilirsiniz” yazan ilanın arka planında ise plaj ve deniz görülüyor.

tatil-kimin-hakki-897613-1.

***

CHP milletvekili Ali Öztunç:

Bu özelleştirme aynı zamanda, kamu personelinin uygun fiyatlarla tatil yapabildiği, sosyalleşebildiği, dinlenebildiği yerlerin de ellerinden alınması anlamına geliyor. Kendisine yazlık, kışlık saraylar yaptıran Cumhurbaşkanı çok açık bir şekilde oluşan açığı kamu mallarını satarak, kamu emekçilerinin haklarını gasp ederek kapatmaya çalışıyor. Memurun tatil yerini satıp, kendisine yazlık ve kışlık saray yaptırıyor, kum döktürüyor”

***

İktisatçı Yazar Mustafa Sönmez:

Sosyal tesisler kamu çalışanlarının dinlenmeleri, makul fiyatlarla tatil yapabilmelerine imkân sağlayan bir sosyal desteklerdi. Şimdi bunu bile çok görüyorlar. Bu kamu çalışanlarının sosyal hakkının gaspıdır. Bir başka yerden bakarsak da Hazine’nin geldiği hali ortaya koyuyor. TEİAŞ’ın özelleştirmesinden tutun da, MKE’nin statüsünün değişmesine, sosyal tesislerin satışına kadar, tüm bunlar tencerenin dibini sıyırma noktasına geldiklerini de gösteriyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol