birgün

22° AZ BULUTLU

SİYASET 10.07.2020 08:02

Türkiye’yi uçuracaktı ama sınıfta bıraktı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesi iki yıl önce bugün kuruldu. CHP’nin hazırladığı rapora göre, ülke iki yılda büyük bir savrulma yaşadı. Yargı bağımsızlığı, ekonomi ve basın özgürlüğü, gerilemenin en çok yaşandığı alanlar oldu

Türkiye’yi uçuracaktı ama sınıfta bıraktı

Hüseyin Şimşek

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinin göreve başlamasının üzerinden iki yıl geçti. İki yılda ortaya çıkan veriler, yeni sistemin ülkeyi ileri götürmek bir yana birçok yeni sorunu ve gerilemeyi beraberinde getirdiğini ortaya koydu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye’ye etkileri üzerine bir çalışma hazırladı. Açıkel, yeni sisteme eşlik eden şahsi ve keyfi politikalar nedeniyle Türkiye’nin “uygar dünyanın önemsediği” tüm alanlarda diplere savrulduğu tespitini yaptı.

Açıkel, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bilindik bir hükümet sistemi olmaktan çok, kişiselleşmiş bir siyasetle şekillenen dar bir aile, ahbap ve zümre kabinesi olduğunu, kendi içinde bile yeterince tartışılmadan kararlar alındığı için kararların ulusa ve gelecek kuşaklara maliyetinin gün geçtikçe arttığına dikkat çekti. Açıkel hazırladığı çalışmada, bu haliyle tek adam rejimi ve kabinesinin, günü birlik kararlar alan, stratejik planlamadan yoksun ve liyakatli insan kaynaklarını heba ederek ülkeyi yönetmeye çalışan bir "kayırmacı ve otoriter sistemsizlik" ürettiğini ifade etti. Saray kabinesinin kendi koyduğu tüm hedefleri bile açık ara ıskaladığını, Türkiye’yi gelecek kuşakları ipotek altına sokan bir iflas rejimiyle karşı karşıya bıraktığını belirten Açıkel, "Saray rejimi, Türkiye’nin yapısal hiç bir sorununu çözemedi, rezervlerini tüketti ve büyük bir borç sarmalı içine sürükleyerek adeta ikinci bir Düyun-u Umumiye Rejimi yarattı" dedi.


MADDE MADDE GERİLEMELER

Keyfileşmiş otoriterliğin, Türkiye’yi "küme düşürdüğünü" söyleyen Açıkel’in Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin iki yılını incelediği çalışmasından öne çıkan tespitleri şöyle:

♦ Freedom House’un 2019 yılı raporunda Türkiye, 100 üzerinden 31 puan alarak özgür olmayan ülkeler statüsünde değerlendirilmiş ve temel özgürlükler bakımından, Pakistan, Irak gibi ülkelerden daha az özgür olarak nitelendirilmiştir.

♦ Türkiye, siyasal hak ve özgürlükler bakımından 41 OECD ülkesi arasında son sırada yer almaktadır. İfade özgürlüğü konusunda ise 149 ülke arasında 129'uncu sırada bulunmaktadır.

♦ Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında 126 ülke arasında 109'uncu sıradadır.

♦ Yargı bağımsızlığı sıralamasında 2007’de 50'nci sıradayken 2019 yılında 104'üncü sıraya gerilemiştir.

♦ Basın özgürlüğü konusunda Türkiye 2002’de 100'üncü sıradan, 2020’de 154'üncü sıraya düşmüştür.

♦ Türk lirası, son 13 yılda 124 ülkenin para birimine karşı değer kaybetmiştir. AKP döneminde Türk Lirası, Avro ve Dolar karşısında yaklaşık dört kattan fazla değer kaybetmiştir.

♦ Makroekonomik göstergelerin istikrarına dair yapılan sıralamada Türkiye, son dokuz yılda 64'üncü sıradan 129'uncu sıraya gerilemiştir.

♦ Türkiye, enflasyon endekslerinde 141 ülke içerisinde 131'inci oldu.

♦ Ekonominin kötü yönetimi, gıda ve enerji fiyatlarında büyük artışlara neden olmuştur. Türkiye, 35 OECD ülkesi içerisinde 2018 yılında gıda enflasyonu en yüksek ülke.

♦ AKP’nin belirlediği asgari ücret açlık sınırı seviyesindedir. Türkiye’deki asgari ücret, Avrupa’daki 30 ülke arasında en düşük dördüncü asgari ücrettir.

♦ Türkiye Dünya Bankası’nın yaptığı beşli sınıflamaya göre, gelir dağılımında en kötü dördüncü grupta, 38 OECD ülkesi arasında ise 34'üncü sırada yer almaktadır.

♦ Türkiye, sosyal adalet bakımından 41 OECD ülkesi arasında 40'ıncı sıradadır.

turkiye-yi-ucuracakti-ama-sinifta-birakti-754875-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız