birgün

8° PARÇALI BULUTLU

ÇEVRE 23.10.2021 07:30

Yangınlar duman değil zehir saçıyor

Her geçen gün sayısı artan geri dönüşüm fabrikaları zehir saçıyor. Çöp ithalatındaki artış ile çıkan yangın sayısında bir paralellik olduğunu belirten Dr. Mehmet Can Akpınar, denetimsizlik ve kasta dikkat çekti.

Yangınlar duman değil zehir saçıyor

Buse İlkin YERLİ

Ülkenin dört bir tarafında geri dönüşüm fabrikalarında çıkan yangın sayısı her geçen gün artıyor. Son olarak Kocaeli’nde ve Bursa’da elektronik eşyaların toplandığı geri dönüşüm depolarında yangın çıktı. Alevler, çevredeki iş yerlerine sıçramadan itfaiye ekiplerince kısa sürede söndürüldü. Plastik, metal vs. atıkların depolandığı yerlerde çıkan ve her geçen yıl sayısı artan yangınlar, kasıt ve ihmal tartışmasını beraberinde getirdi.

Geçen hafta, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan, “Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi. Yönetmeliğe göre geri dönüşüm tesislerinde, işletmeci tarafından “kasten” yangın çıkarıldığının tespit edilmesi durumunda tesisin çevre izin ve lisans belgeleri iptal edilecek. Bu işletmeler, 3 yıl süreyle tekrar çevre izin ve lisans başvurusunda bulunamayacak.

Her geçen gün artan yangınları ve bakanlığın yönetmenliğini değerlendiren Tübingen Üniversitesi’nden Dr. Mehmet Can Akpınar, “Yaşananlar yangın değil, zehirleme” dedi.

HER GEÇEN YIL ARTIYOR

Çukurova Üniversitesi’ndeki Mikroplastik Araştırma Grubu’nun yangınlara ilişkin veri tuttuğunu ifade eden Dr. Akpınar, “Rakamlar oldukça korkunç düzeyde. 2016’da 8, 2017’de 7, 2019’da 33, 2020’de 65 ve bu senenin ilk 9 ayında 105-100 civarı yangın çıktı. 2021 yılında her ay 10-12 tane yangın çıkıyor. Bu yıl sonunda 130’u bulacak gibi görünüyor” diye konuştu.

Bakanlığın yeni yönetmeliğinin olumlu ancak geç atılmış bir adım olduğuna dikkat çeken Dr. Akpnar, “Bakanlığın kasıt üzerinde durması, kendilerine ulaşan bazı bilgilerin üzerinde durduklarını gösteriyor. Mesela Manisa’daki Sahalar Metal’de 1 buçuk yıl içerisinde 3 yangın çıktı. Bunlarla ilgili bir soruşturma açıldı mı, bilmiyoruz. Bu konuda adım atacak olan yine bakanlık. Birçok tesiste özellikle atık depolama tesisinin bahçesinde, atıkların olduğu yerde yani yangının ana binada olmadığı görülüyor” ifadelerini kullandı.

YASA DIŞI BERTARAF

Türkiye’nin çöp ithalatındaki artış ile çıkan yangın sayısında bir paralellik olduğunu belirten Dr. Akpınar, “Şirketler, depolama alanlarına götürülüp belli bir ücret vermek yerine yakmayı tercih edebilirler. Çöp ithalatına ilişkin Interpol 2019 raporuna göre, aralarında Türkiye’nin de olduğu bazı ülkelerin atıkları yasa dışı bertaraf ettiği ortaya koyuldu. Zaten bakanlığın kasten yakılıyor ibaresini kullanması buna bir işaret olarak algılanabilir” dedi.

İhmal konusu üzerine konuşan Dr. Akpınar, “Tehlikeli maddeler, plastik ve aşırı sıcaklardan plastik yanması denen şey ortaya çıkabiliyor. İhmal ise iş güvenliğiyle ilgili bir problem var. 2008’de tesislerin yangın söndürme sistemi olması genelgede zorunlu ama nasıl olacağına ilişkin ilişkin kesin bir şey yok. Dalaman’da Mopak’da büyük bir yangın çıktı ve 10 gün söndürülemedi. Çevre il müdürlüğünün verdiği rapora göre, izin dışı atık alımı yapılmış ve yangın söndürme sistemlerinin çalışmadığı ortaya çıkmıştı. Denetimsizliği bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.

Yangınlar çok ciddi kimyasalların havaya, suya ve toprağa karıştığını belirten Dr. Akpınar, “Dioksin, furan ve ayrıca bazı ağır metaller de yangınlarda ortaya çıkıyor ve bunlar kaybolmayan kimyasal maddeler. Depolama tesislerinin yakınlarında tarım ve hayvancılık yapılıyor. Çıkan yangının ardından itfaiyeler hemen suyla müdahale ediyor ve böylece kimyasallar su havzalarına ,yer altı sularına ve toprağa karışarak gıda zincirine dahil oluyor. Yangınlara köpükle müdahale edilmesi lazım ancak itfaiyelerde böyle bir hazırlık ve alt yapı ne yazık ki yok” dedi.

Dr. Akpınar çözüm için ise şu ifadeleri kullandı:

“Eğer bu yangın çıkan tesis sahiplerine kasıt aranmaksızın Çevre Kanunu’nun 28 . Maddesi’ne göre ‘çevreye zarar verenler, kirletenler sebep oldukları kirlenme ve zarardan tazminat ödemek’ zorunda kalırlarsa bu yangınlar yarı yarıya azalır. Hem kasıt hem de ihmal azalır.”