birgün

26° PARÇALI AZ BULUTLU

"Yarın gelecek zammın, son yıllarda yapılan en yüksek zam olacağı söyleniyor"

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, yarın akaryakıtta olağanüstü bir zam beklendiğini belirterek, "Doların rekor kırıp 18 liranın üstünü gördüğü 20 Aralık tarihinde mazotun litresi 11 lira 54 kuruştu. Şimdi dolar 14 lira 30 kuruş, mazot 20 lira ama maalesef bunlar iyi günlerimiz. Yarın gelecek zammın, son yıllarda yapılan en yüksek zam olacağı söyleniyor. Bu artışlar sonrasında pompadaki fiyat artışı, uluslararası petrol fiyatlarındaki artışının 24 puan üstüne çıkacak" dedi.

EKONOMİ 07.03.2022 17:18
"Yarın gelecek zammın, son yıllarda yapılan en yüksek zam olacağı söyleniyor"
Abone Ol google-news

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Öztrak, akaryakıt zamlarıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, bugün motorin ve benzine gelen zammın ardından yarın da olağanüstü bir zammın daha beklendiğini dile getirdi. Öztrak, "Yarın gelecek zammın, son yıllarda yapılan en yüksek zam olacağı söyleniyor. Bu artışlar sonrasında pompadaki fiyat artışı, uluslararası petrol fiyatlarındaki artışının 24 puan üstüne çıkacak" dedi.

Öztrak, “İkinci Dünya Savaşı sırasındaki kuyrukları, Kıbrıs Barış Harekatı’nda bize uygulanan ambargolar nedeniyle görülen kuyrukları dillerinden düşürmeyenler; şimdi kıtlıkların hükümeti, kuyrukların efendisi oldular. Saray artık kınadıklarıyla sınanıyor. Şimdi bunlar da yetmiyor, ayçiçek yağı almak için insanlar birbirini eziyor… İşgal edilen Ukrayna, yaptırım uygulanan Rusya; yokluğu, kuyruğu sıkıntıyı çeken biz” diye konuştu.

“HÜKÜMETİN MAZRUF YERİNE ZARFLA UĞRAŞTIĞINI ANLAŞILIYOR"

Öztrak’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Bugün Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 12. günü. Ukrayna’da dünyanın gözleri önünde büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Çoğu yaşlı, kadın ve çocuk 1,5 milyondan fazla Ukraynalı, ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Bu, bugüne kadar Avrupa’nın gördüğü en hızlı göz dalgası. Ukrayna’da yaşayan binlerce vatandaşımız, hala savaş bölgesinde. Ukrayna’ya gönderilen iki askeri kargo uçağımız da savaş bölgesinde sıkışıp kaldı. Bu çerçevede Genel Merkezimizde kurduğumuz kriz masası, vatandaşlarımızın tahliyelerini dikkatle takip ediyor.

Bu; haksız, hukuksuz ve insanlık dışı bir savaş. Sürgünde bir Ukrayna Hükümeti kurulması senaryoları tartışılıyor. Savaşın uzama ihtimali artıyor. Biz, bir an önce kalıcı bir ateşkesin ilanını ve savaşın bir an önce sona erdirilmesini diliyoruz. Türkiye savaşan her iki tarafla da konuşabilen bir ülke ama yapılan açıklamalardan hükümetin, mazruf yerine zarfla uğraştığı anlaşılıyor. Önce, ‘Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanları Antalya’da görüşecek tefrikaları; sonra, ‘Erdoğan Putin’le görüştü, görüşecek’ haberleri… Kimin, kimle, nerede görüşeceği, ne yapıldığından, ne yapılacağından daha fazla yer tutuyor. Hiç olmazsa bu defa dış politikayı iç siyasete malzeme etmeyin. Diplomasiyi barışa yardımcı olacak şekilde yönetmeyi bir becerin. Daha fazla istikrarsızlığa ve itibar kaybına neden olmayın.

"SAVAŞIN, TÜRKİYE’YE 35-40 MİLYAR DOLAR FATURA ÇIKACAĞI ÖNGÖRÜLÜYOR"

Rusya’ya uygulanan yaptırımların, küresel ekonomiye de ciddi bir maliyeti olacak. Savaş; enerji, emtia ve başta buğday olmak üzere gıda fiyatlarında önemli artışlara sebep oluyor. Pandemi sonrasında dünyada yaşanan arz güvenliği sorunları ve enflasyonist süreç bu savaş nedeniyle daha da ağırlaşacak. Bu savaştan en fazla etkilenen ülkelerden biri de Türkiye. Bu iktidar döneminde Rusya ile ilişkilerimizin Türkiye aleyhine asimetrik bir biçimde gelişmesi ve Rusya’ya artan enerji bağımlılığı bunda önemli bir etken.

Diğer yandan iki ülke de turizmde en önemli ortaklarımızdan. Tarım ürünleri ticaretimizde de önemli bir yeri var. Sadece bu kanallardan Rusya-Ukrayna savaşının, Türkiye’ye 35-40 milyar dolar bir fatura çıkaracağı öngörülüyor. Bunlar görünen maliyetler. Diğer taraftan, savaş nedeniyle yeniden 600 puanın üzerine çıkan risk primimizi borçlanma maliyetimizi artırması bu hesapta yer almıyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline Türkiye, şahsım hükümetinin ülkeyi çok kötü yönetmesi sonucunda, büyük bir buhrandayken yakalandı. 2014’te başlayan tek kişilik ucube rejime geçiş süreci; demokrasimizi, hukuk devletini, köklü kurumları tahrip etti. Devlette yönetim krizine neden oldu. Şahsım hükümetleri ekonomide de hep işin kolayına kaçtı. Sıcak para pansumanıyla ekonomiyi şişirmeyi, sahte cennetler yaratmayı seçti.

"ŞAHSIM HÜKÜMETİ YİNE CİN FİKİRLERİN PEŞİNDE DÜŞTÜ"

Bu ay sonunda dolar kuru 14,5 lira olursa; kur korumalı mevduatlardan bütçeye 33 milyar TL ek yük gelecek. ‘Faiz sebep enflasyon’ sonuç diyerek azdırdıkları enflasyonu kontrol altına alabilmek için akaryakıtta eşel mobil sistemini sıfırlayan şahsım hükümeti, şimdi kur korumalı mevduatın yaratacağı yükü karşılamak için vatandaşın kullandığı benzine, çiftçinin, nakliyecinin kullandığı mazota zam üstüne zam yapıyor. Eşel mobil bugün kullanılmayacaksa ne zaman kullanılacak? Tek bildikleri, fukaranın cebinden alıp zenginin cebine koymak…

Şahsım hükümeti şimdi, bu faturayı, kendilerinden sonra geleceklere aktarmak için yine cin fikirlerin peşine düştü. Bugün sabaha karşı yayımladıkları bir tebliğle şirketlerin en az altı ay olan kur korumalı mevduat vadesi üç aya indirildi. Yetmedi vadesi dolan mevduatların ilk yatırıldıkları gündeki döviz kuru esas alınarak yenilenmesine imkan getirildi. Belli ki burada da iyice çıkmaza girdiler. Ödemeyi ertelemek için yeni tatlandırıcılar teklif ediyorlar.

"TÜRKİYE’DE KENDİ MİLLETİNİ HAYAT PAHALILIĞINA NASIL EZDİRDİĞİNİ İNCELEYİN, RUSYA’YA UYGULAYIN"

Amerikalı yetkili, ‘Rusya’ya uyguladığımız yaptırımların amacı Rusya’daki enflasyonu yükseltmek’ demişti. Buradan kendilerine sesleniyorum. Bakın, aldığınız tedbirler Rusya’yı caydırmıyor. Zelenski de bunu söylüyor. Rusya’yı enflasyonla dize mi getirmek istiyorsunuz, siz bir zahmet Türkiye’ye gelin. Bizdeki sarayın kibirlisinin enflasyonu nasıl azdırdığını, kendi milletini hayat pahalılığına nasıl ezdirdiğini bir inceleyin. Sonra da ambargo diye Rusya’ya bunu uygulayın. Emin olun, sarayın bu millete çektirdiğini, hiç kimse çektirmedi. Atalarımız ne güzel söylemiş, ‘ağacın kurdu içinde olur.’ Bir ülkede kibirli bir cehalet yönetimdeyse, başkaca hasma gerek yok. Bugün gerçekten bu ülkede, vatandaşın refahına ve geleceğine kastetmiş bir saray yönetimi var. Giderayak tencerenin dibini kazımaya uğraşan bir hükümet var. Kastetmedikleri hiçbir şey kalmadı.

"SARAY KUR KORUMALI MEVDUATIN FATURASINI VATANDAŞIN SIRTINA YIKMAKTAN VAZGEÇMELİ"

Doların rekor kırıp 18 liranın üstünü gördüğü 20 Aralık tarihinde mazotun litresi 11 lira 54 kuruştu. Şimdi dolar 14 lira 30 kuruş, mazot 20 lira. Ama maalesef bunlar iyi günlerimiz. Bu gece ve yarın olağanüstü iki zam daha bekleniyor. Yarın gelecek zammın, son yıllarda yapılan en yüksek zam olacağı söyleniyor. Bu artışlar sonrasında pompadaki fiyat artışı, uluslararası petrol fiyatlarındaki artışının 24 puan üstüne çıkacak. Saray, kur korumalı mevduatın faturasını vatandaşın sırtına yıkmaktan vazgeçmelidir. Elektrik faturalarına da cumhuriyet tarihinin en ağır zammını yaptılar. Bir de ‘vallahi daha azı kurtarmaz’ dediler. Sonra Genel Başkanımız devreye girdi. Zorlaya zorlaya fatura düşmeye başladı ama bu yetmez… Doğal gaz ve elektrikte, 31 Aralık’ta yapılan tüm zamlar geri çekilene kadar, mücadeleye devam edeceğiz. Yüzde 52 artırdıkları asgari ücret, enflasyona iki ay dayanabildi. Açlık sınırının altına düştü. AK Parti göreve geldiğinde 30 lirayla bir çeyrek altın alınabiliyordu. Bugün ancak iyisinden bir kilo salatalık alınabiliyor.

Bu yüksek enflasyon ortamında asgari ücreti 4 bin değil, isterseniz 40 bin lira yapın… Üç gün sonra açlık sınırının altına düşecekse kıymeti yok. Çarşı-pazar yanıyor. İnsanlar meyveyi-sebzeyi taneyle alıyor. Şahsım hükümeti çarşı pazardaki etiketlerle, çarşı-pazara operasyon çekmekle uğraşıyor. Müfettişleri esnafın üzerine gönderiyor. Hala kavrayamadılar, anlayamadılar. Enflasyonla mücadele markette sopayla yapılmaz. Etiketlerle boğuşarak olmaz. Çözüm tarlada. Çözüm üretimde. Gübre, tohum, ilaç fiyatı katlanmış. Tarlayı sürmek, ilaç atmak için, traktöre mazot lazım… Geçen sene bu zamanlar traktör deposu 820 liraya doluyordu. Bugün 2 bin 400 liraya doluyor. Geçen yılın üç katı. El insaf. Ülkenin buğday ambarı Konya’da mazotun litresi 20 lirayı geçti. Şaka gibi. Antalya’dan domates, narenciye sarayın ‘bir kuruş vermeden yaptırdık’ dediği paralı yollardan, köprülerden geçerek İstanbul’a geliyor. Mazot, köprü, yol ücreti, derken, TIR başına nakliye maliyeti, geçen seneye göre 3 kat artmış. 20 bin lira olmuş. Taşıdığı ürün bedava bile olsa, kilo başına 1 lira ekleniyor.

"KUYRUKLARIN EFENDİSİ OLDULAR"

Yıl 2022…Bu da Ankara’dan benzin ve mazot kuyruğu… Daha iş kuyrukları, pandemi döneminde test kuyrukları, gasilhane kuyrukları da var… İkinci Dünya Savaşı sırasındaki kuyrukları, Kıbrıs Barış Harekatı’nda bize uygulanan ambargolar nedeniyle görülen kuyrukları dillerinden düşürmeyenler; şimdi kıtlıkların hükümeti, kuyrukların efendisi oldular. Saray artık kınadıklarıyla sınanıyor. Şimdi bunlar da yetmiyor, ayçiçek yağı almak için insanlar birbirini eziyor… Bunun öyle marketler istif yapıyor diye açıklanır yanı yok. Çünkü bakanlıkla birlikte çalışan Tarım Kredi’nin marketlerinde de ayçiçek yağı rafları boş. Bu fotoğraf, bu sabah Ankara’da bir tarım kredi kooperatifi marketinde çekildi. İşgal edilen Ukrayna, yaptırım uygulanan Rusya; yokluğu, kuyruğu sıkıntıyı çeken biz. İnternette 18 litrelik ayçiçek yağı, 1.100 liraya 36 ay taksitle satılıyor. Sanki tek taş pırlantı, sanki araba. Ne alıyoruz, yemeğe koyacak yağ mı alıyoruz, başka bir şey mi alıyoruz? 36 ay taksit nedir?

Biz söyleyelim. Sonuçtur, sonuç. Beceriksizliğin, çakma ekonomistliğin sonucudur. Kendi çiftçisini tarlasına küstüren, ithalatla elin çiftçisinin yüzünü güldüren, iki buçuk Trakya büyüklüğünde tarım alanını işlenmez hale getiren saray politikalarının bir sonucudur. Çiftçi alın terinin karşılığını alamadığı için tarlasını terk ederken, buna seyirci kalınmasının sonucudur. Genel Başkanımızın defalarca, ‘gıda krizi geliyor, önlem alın’ diye uyarmasına rağmen, sarayın kulağının üstüne yatmasının sonucudur. Enflasyonu tarlada destekle değil, markette sopayla, fiyat denetimleriyle bitirmeye çalışan zihniyetin sonucudur. Saray sebeptir; kuyruk, açlık, yokluk ve pahalılık sonuçtur. Saray ve şürekası alışmış, çözüm bulmuyor, ‘dışarıda şöyle oldu, savaş çıktı da böyle oldu’ diye laf çevirip duruyor. Ama her ne hikmetse, gıda enflasyonunda, üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Taşkilatı (OECD) ortalamasını sekize katlamışız. Bütün dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu beş ülkeden biriyiz. Ukrayna’da savaş şubat sonunda başladı. Gıda enflasyonumuz ocak ayında yüzde 57, savaşın etkisinin ancak birkaç gün yansıdığı şubat ayında yüzde 66. Enerji enflasyonunda da OECD ortalamasını üçe katlamışız. Yani bu bahanelerin hiçbir geçerliliği yok."

"MİLLET AĞIR FATURA GÖNDERİR"

AK Parti MKYK üyesi, ‘bunun siyasi faturası ağır olur’ demiş. Daha anlaşılır bir şekilde söylemek gerekirse, millet kendisine bu kadar ağır bir faturayı ödetenlere sandıkta çok ağır bir fatura ödetir. Tasdiknamenizi elinize tutuşturup gönderir. Bu da doğru…”

Öztrak, basın mensuplarından gelen sorulara da yanıt verdi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “Altı muhalefet partisine ihtiyacımız yok, tek başına da çalışmalarımızı yürütüyoruz” yönündeki açıklamalarının üzerine Öztrak, “Kimse boşuna heveslenmesin, yuvarlak masada çatlak falan olmaz. Hem soruyu çarpıtarak hem Sayın Özel’in cevabının tamamını okumadan böyle bir soru soruluyor. Soruyu tastamam, cevabı da tastamam okursanız o zaman ne demek istediğimizi nereye doğru gitmekte olduğumuzu anlarsınız" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır ziyaretinin netleşip netleşmediği sorusuna Öztrak, “Evet, artık netleşiyor. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek. Nasıl tüm Türkiye’yi kucaklıyorsa; Diyarbakır’ı ve Diyarbakırlıları da kucaklaşacak” dedi.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun