İyilik paylaşıldıkça çoğalır
ELİF ILGAZ
İyi adama bir iki soru
Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin?
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kiminki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa…
Uzun zamandır Ahmet Cemal’in muhteşem çevirisinden ve hatta Genco Erkal’ın o güzelim yorumuyla, Bertolt Brecht’in bu dizeleri dönüp dolaşıyor kafamda. ‘İyi’ olmak yetiyor mu? Anladık iyisin’ de neye yarıyor hakikaten iyiliğin? Etrafımız sıranın kendisine gelmesini bekleyen ‘iyi’lerle dolu. Sindirilmişlerle… Bunca hukuksuzluk, adaletsizlik yaşanırken, insanlar işlerinden olurken, açlıkla sınanırken siz ses çıkarmayarak ‘iyi’ kalabilecek misiniz? Akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler ve de sizin gibi, benim gibi sıradan vatandaş itirazını dile getirdiği için yargılanırken, cezaevleri aylarca hakim karşısına çıkmayı bekleyenlerle dolu iken, siz ‘iyi’ vatandaş olup gerçekleri görüp sustuğunuzda kendinizi daha iyi hissedebilecek misiniz? ‘İyi’liğinize halel gelmeden, sinip tavşan gibi sıranın size gelmesini mi bekleyeceksiniz? Sahi bu sindirilmişliği sindirebiliyor musunuz? Bir daha düşünün…
İyiliği kendine yetenler
Sonuçları şaibeli referandum sonrası en az yüzde 49 alan ‘Hayır’ oyuna gerektiği gibi sahip çıkmadığı için CHP çok eleştirildi. Oy veren seçmen sokakta hakkını ararken, CHP nerede diye. Sahi neredeydi?
Zafer Arapkirli’nin programına konuk olan CHP 24.dönem milletvekili Melda Onur, CHP’nin halkın sokaklardan gelen sesini duyması gerektiğini söyleyerek hatırlattı “Hukuk ortadan kalkınca, sokak haktır.” Benzer bir vurguyu geçen hafta CHP genel başkan yardımcılığı ve MYK üyeliğinden istifa eden Selin Sayek Böke de dile getirdi.
CHP ise, yaşanan haksızlık ve hukuksuzluk karşısında ‘aman olay çıkmasın. Kimseye bir şey olmasın’ diyerek yıllardır yaşanan adaletsizlikleri dile getirdiği bu ortamdahukuk arayışına çıktı. Onu da kısa kesip CHP’nin bundan sonra izleyeceği yol haritasını belirlemeye geçti. Böylece kendi elleriyle, yaşanan adaletsizliğin üstünü örttü. Peki ya bizzat devletin en üst makamı tarafından her türlü hakarete, aşağılanmaya maruz kalan, propaganda dönemi kapı kapıdolaşıp ‘Hayır’ı arttırmaya çabalayan, oyunu kullandığı gibi sandığına sahip çıkan ve sonuçlara itiraz edip hakkını demokratik yollarla sokakta arayan ‘Hayır’ seçmenininhakkına kim sahip çıkacak? Sözün özü CHP’nin ‘iyiliği’ kime yarıyor?
‘İyi’ gazeteciler
Yaşananlara biraz daha yakından bakalım. Kendi meslek grubumdan. Bilindiği gibi muhalefetin susturulma sürecinden en çok nasiplenenler gazeteciler oldu. Onlarca meslektaşımız arkadaşımız yargılanıyor ya da cezaevlerinde. Yine gazeteci olup ‘iyi’ birçok meslektaşımız var. İşlerini ‘iyi’ yapan, çalışma koşullarına sesini çıkarmayan, meslektaşının haksız yere yargılanmasına göz yuman, tutuklanmasına itiraz etmeyen. Hepsi ‘iyi’ insan, ‘iyi’ gazeteci, sorumluluk sahibi, ‘iyi’ vatandaşlar. Size iki haberim var. Biri iyi, biri kötü. Kötü olandan başlayayım isterseniz; 2011’den beri adalet arayan biz, bir avuç gazeteci gördük ki o büyük medya imparatorluklarının, afilligazetelerin başyazarından çaycısına, muhabirinden en çok okunan köşe yazarına, ne kadar ‘iyi’ olurlarsa olsunlar, o adalet sarayıyla tanışıyor, yargılanıyorlar. Kimi ön kapısından tekrar gelmek üzere çıkıyor, kimi de arka kapıdan tutuklu diğer meslektaşlarımızın yanına gönderiliyorlar. İyi habere gelince yalnız değilsiniz. Bu adaletsizliğe itiraz eden içerideki gazetecileri yalnız bırakmayan meslektaşları, okurları var. Sıra size gelmeden onlarla dayanışma içinde olursanız bir şeyleri değiştirme şansınız olabilir. Ve ‘iyiliğinizin’ bir faydası olur.
‘Yemeğe değil adalete açız’
Nuriye Gülmen ve Semih Özkoca… İkisi de Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) işlerinden ihraç edilen iki eğitimci. İşlerine geri dönmek için 120 gün Yüksel Caddesi’nde eylem yaptılar, defalarca gözaltına alınıp, yılmadan ertesi gün eylemlerine devam ettiler. Sonuç alamayınca da açlık grevine başladılar. Bugün eylemlerinin 187. açlıklarının 67. günü… Son KHK’larla birlikte yaklaşık 150 bin kamu emekçisi işinden oldu. Bu durum işinden olmakla kalmıyor sadece sağlık güvenceleri ellerinden alındı. Herhangi bir kamu ya da yarı kamu kuruluşunda çalışamıyorlar. Pasaportları iptal edildi, yeni pasaport da çıkaramıyorlar. İşsizlik maaşlarını da alamıyorlar, kayıtlarına eklenmiş bir kod nedeniyle engelleniyor. Yani sadece işten atılmıyorlar, açlığa da mahkum ediliyorlar.
Farklı bir sebeple açlık grevinde olan biri daha var. Kemal Gün, Dersim’de. 80 gündür çatışmada öldürülen oğlunun cenazesini istiyor.
Kimse canını ortaya atarak, açlık grevine girmez. Açlığı göze almışları ikna etmek yerine taleplerini duyurup, çözüm bulmak gerek. İşte şimdi bunu yapacak iyi insanlar aranıyor.
Bi’ susar mısınız…
Yazının başına dönecek olursak, hayatın gündelik rutinine kendini kaptırıp, kafasını kuma gömenlere lafım. Konu açılınca şikayet edip, karamsarlık tablosunu iyice karaya çalanlara. Her şeye rağmen umudunu ayakta tutmaya çalışıp mücadele edenlere burun kıvıranlara. Umutlu olana saf, salak muamelesi çekenlere… Her hukuksuzluğa, adaletsizliğe “Şaşırdık mı”, “Burası Türkiye” “Ne bekliyordunuz ki” tepkileri verenler, “bi’ susar mısınız” Sıradanlaştırmayın, kanıksamayın her şeyi. İyiliğinize sahip çıkın.
Madem ki iyisiniz mücadele edin, değiştirmeye çalışın şikayet ettiklerinizi. Demokratik yollarla hakkınız arayın. Hâlâ vakit varken her şey elinizden kayıp gitmeden, bir şeylerin ucundan tutun, Sizin gibi iyilerle yan yana durun. Örgütlü bir yapının içinde olun. İlla bir parti olması gerekmiyor, kendinizi yakın gördüğünüz bir STK’nın içinde yer alın. Size iyi gelecek. Çünkü iyilik de paylaşıldıkça çoğalıyor.
Korkuluk ol
Oyuncular #NuriyeVeSemihinAçlığınaSesVer etiketiyle açlık grevinin 63. gününde Rıfat Ilgaz’ın “Aydın mısın” şiirini seslendirmişler. Büyükbabamın şiirinin sanatçıların destek mesajında kullanmasından gurur duydum. Güç versin. Yazıyı bitirirken ben de bu şiiri paylaşacağım. Umudunu yitirmiş, elinden hiçbir şey gelmeyen, benden geçti diyenlere gelsin…
Aydın mısın
Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
Tabanında depremi kara güllelerin
Duymuyor musun
Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol
Tam çağı işe başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alın teri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol