birgün

16° AZ BULUTLU

SPOR 16.09.2021 09:56
author

Akyarlar yanardağı

Geçen hafta köyümüze anne babamı ziyarete geldim. Maç falan da yoktu mis gibi anamla babamla ilgilendim, ayıptır söylemesi denize girdim, kalamarı midyeyi gömdüm geri döndüm.

Köyümüzün Bodrum’da olması dışında bir problem yaşamadım. Çocukken toprak yolu olan köyümüze genelde dışarıdan tekneyle yabancı turistler gelirdi. Yerli turist sayısı azdı. Plajda 12 milyon insan, binlerce şemsiye, yüzbinlerce şezlong ve plajı kafasına göre kapatan otel vs. olmadığı için gönlümüzce futbol oynayabilirdik. Yıl olmuş 2021 köyümüzün yolları asfalt grisi gözükse de benim çocukluğumdaki yollardan daha beter halde tutmayı başarmışız. Milyonlarca insanı da ufacık yarım adaya toplamışız. Artık plajda futbol oynamayı geçtim, Eylül ayının ilk haftası olmasına rağmen denizde birine çarpmadan yüzmek maharet olmuş. Bütün bunlara rağmen denizin hâlâ tertemiz kalması ise doğanın bir mucizesi olsa gerek.

Abimle akşam biraları gömerken plaj futbolu muhabbetine girdik. Eskiden baya 11’e 11 takımlar kurar, kum üstünde akşamüstleri saatlerce maç yapardık. Kumda maç yapmanın dezavantajları olduğu gibi avantajları da vardır. Kaleciysen korkusuzca uçarsın, forvet oynayan herkes bir maç içinde en az bir defa rövaşata, vole vs. fantezi vuruşları dener. Pas kabiliyetin, tekniğin gelişir. Kumda öyle kafana göre topu alıp süremezsin. Benim gibi kazmalar hemen denize yakın taraflara kaçar. Dalgalar sayesinde düzleşmiş alanda topa daha iyi sahip olur hızına güvenirsen de topu sürersin. Şimdiki çocuklar çok şanssız. Güneşin batayazdığı bir yaz akşamında kumda rövaşata denemeyen çocuk da, ne bileyim…

Brezilya’yla ilgili “Abi adamlar kumda antrenman yapıyorlarmış o yüzden teknikleri çok iyi” efsanesini de ilk o yıllarda duymuştuk. Yıllarca kumda top oynayarak inanılmaz tekniğe sahip olup akabinde bir takıma gireceği hayaliyle plajlarda top koşturdu bir nesil. Bir kısmı da becermiştir muhtemelen. Ben gibi kazmalar önce defansa sonra kaleye geçtiği için bizim o tarz bir geleceğimiz olmadı. 80’lerde plajlarda, mahalle arası arsalarda, çıkmaz sokaklarda iki taşı bir araya getirip maç yaptı bu ülkenin çocukları. Muhtemeldir ki o çocukların arasından çıkan nesil 96 Avrupa, 2000 Avrupa, 2002 Dünya Kupası’na katılıp, UEFA kupası, UEFA Süper Kupası gibi zaferler elde etti. 90’ların ortasından itibaren ise hayatımıza halı sahalar girdi. Şehirler dev şantiyelere dönüştü. Bizim köyümüz gibi Ege köylerinin plajları parsellendi, satıldı, otellere ve Beach Club’lara peşkeş çekildi. Artık plajlarda futbol oynayan çocuklar yok onun yerine Beach Club’larda dans eden gençler ve genç gibiler var. Üst üste yığılmış güneşlenen kalabalıkların arasında top oynamaya kalksan kendini bir anda kafes dövüşünde bulman işten değil. Plajda yapılabilecek tek spor deve güreşi kalmış gibi gözüküyor. Onu da havalı Beach Club’larda yapamazsın. Şehirlerdeki boş arsalara çocuklar taştan kaleler kurana kadar 93483948 katlı bloklar dikiliyor. Dünyanın en ucuz ve kolay oyunu futbolu oynamak için bir yerleri saatliğine kiralaman gerekiyor. Maçı bile kafana göre oynayamıyorsun. Sana verilen süre içinde bitirmen lazım. Eh bu şartlarda kurulan milli takım uluslararası turnuvalarda çimlerde sürünüyor haliyle. Ufacık çocukların futbolcu olma hayalleri dandik kulüp altyapılarında torpil bulmaya kalınca, torpili ve yeterli parası olan yeteneksizler geliyor altyapıdan. Eskiden de torpil dönerdi o işlerde ama sokakta yeteneğini kazanan bazı çocuklar o torpil duvarını yıkıp geçerdi. Şimdi sokakta, plajda yeteneğini kazanamayan, ailesi belli bir gelir seviyesinde olmayan torpilsiz çocuklar uzaklaştı futboldan. Futbol ülkemizde artık fakir oyunu değil. İki taş bir plastik topla maç yapan o çocuklar, o güzel plajlarda Beach Club’ların, o güzel mahalle arası arsalarda devasa sitelerin altında kaldılar.

Bari plajlarda dans edenler sayesinde dansımız ilerlese yine razıyız da o da olmadı be abi. Neyse ama köyümüz yine de güzeldi. Babamla hâlâ boş olan tepelere baktık, “Bu kadar bina site yapıldı, yapılıyor yine de boş tepeler var.” dedik dolacaklarını bildiğimiz için hüzünle... Rakıları yudumlarken “Memleketin 10 uykudaki yanardağından biri Akyarlar Yanardağı, Karaada volkanitiyle beraber aktif Kos volkanının bir parçası haberini herkese duyursak mı baba? Belki bir kısmı kaçar, plajlarda yine futbol oynar çocuklar” dedim. “Volkan mı?” dedi. Babamın haberi yokmuş… “Neyse, boşver baba sağlığına” dedim. “Patlar mı?” dedi. Durduk yere adamı korkuttuk elalemi korkutucaz derken.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol