ÇKP’yi eleştirdim eyvah
KAMURAN KIZLAK KAMURAN KIZLAK

‘Beyaz Adam’ın manipülatif Batı basınına göre, Çin Komünist Partisi'ni (ÇKP) eleştirmek belaya davetiye çıkarmak demek. ÇKP polisi eleştiri yapanı yakalar, mahkeme sorgusuz sualsiz tutuklar, bir cezaevinde atılır ve unutturulur, hapiste çürür... Anlatılan distopya kabaca böyle bir şey. Yani emperyalist Batı’nın komünizm düşmanlığı oluşturmak ve yaymak için uydurduğu kara propagandanın bugünkü Çin’e uyarlanmış hali…

Bu kara propagandanın günümüzdeki gönüllü yaygaracıları kapitalizmin kullanışlı maymuncuğu liberaller. Sağcıları kimse ciddiye almadığı, söylediklerine değer vermediği için bu pis işi liberaller üstlenmiş durumda. Bu kadar karalama çabası Çin’in Batı kapitalizmine karşı güçlü ve baş edilemez bir rakip olarak ortaya çıkmasından kaynaklanıyor, komünist olmasından değil. Yoksa Çin’in bildik anlamda bir sosyalist ülke olmadığını Batı kapitalizmini yeniden üretme vazifesi üstlenen bu liberal tayfa tabi ki biliyor.

’İçeriden eleştiri’

Peki, ÇKP eleştirilemez mi, eleştirenlerin başına ne gelir? ÇKP kongrelerini izleyebilenler ve yayınlarını okuyabilenler birçok “içeriden eleştiri” ile karşılaşırlar. Eleştirinin gelişme ve yenilenmenin anahtarı olduğunu bilmediklerini sanmak ÇKP’yi hafife almak olur. Sorun eleştirinin hangi perspektiften yapıldığıdır. Marksist, sosyalist soldan eleştiriler “doz aşımı -sataşma, karalama vs” içermiyorsa genellikle “içeriden eleştiri” kabul edilir. Aralarında tanıdıklarım da olan “Yeni Solcular” olarak bilinen her renkten muhalif komünistin yaptığı ÇKP eleştirileri hafife alınacak cinsten değil. Ama başlarına bir şey geldiği de yok. Çoğunluğu akademisyen olan bu insanlar akademik çalışmalarına devam ediyorlar. Çin, dünyaya madara olmuş İslamcı ilkellerin Yeni Türkiye’si mi ki polisi, savcısı, yargısı muhalifleri bir suç uydurup içeri tıkmak için pusuda yukarıdan işaret bekliyor olsun…



Yolsuzluklu mücadele

ÇKP’ye göre “Burjuva liberalizmi”nin (kapitalizmin) değerlerine yaslanarak yapılan “salvolar” ve eylemler eleştiri değil sosyalizm ve dolayısıyla ÇKP ve Çin karşıtlığıdır. Devletle siyasi nedenlerle başı derde girenler genellikle bu grupta yer alanlar. Benim “bazı sosyalist uygulamalar da içeren bir tür devlet kapitalizmi veya onun gibi bir şey” olarak tanımladığım “Çin’e özgü sistem”, ÇKP’ye göre “Çin’e özgü sosyalizm”dir. Üretici güçleri geliştirmek için kapitalizme özgü bazı yöntemler kullandıklarını ve bunun sosyalizme-Marksizm’e bir katkı olduğunu düşünüyorlar. Bu sistemin sosyalizm olduğuna gerçekten inanıyorlar ve “kapitalizme, burjuva liberalizmine yaslanarak yapılan salvoları ve eylemleri” ifade özgürlüğü olarak anlamıyorlar.

Bir de çıkar ilişkilerine çomak sokarsanız ve edindiğiniz bilgileri özellikle Batı basını aracılığıyla dünyaya duyurursanız, başınız dertte demektir. Bir yetkilinin birkaç yıl önce gazetecilere söylediği şu cümle konuya bakışlarını özetliyor: “Yolsuzluk konusunda sadece Partinin yetkili organları, polis ve savcılarla işbirliği yapın”. Bakalım yolsuzlukla mücadelenin yalnızca devlete yani yolsuzluğu üreten kaynağa bırakılamayacağını ne zaman anlayacaklar.

*****

Gençler arasında İnternet bağımlılığı yüzde 10

Batı’nın psikiyatri literatürüne birkaç yıl önce giren “İnternet bağımlılığı”nın yolu sonunda Çin’e de düştü. “Ergen Sağlığı Eğitim Kılavuzu”nun son revizyonunda “İnternet bağımlılığı” bir psikolojik bozukluk olarak tanımlanıyor ve tanı ölçütleri yer alıyor. Bir uzman psikologa göre, ergenler arasında “İnternet bağımlılığı” dünya genelinde yüzde 6, Çin’de ise yüzde 10 civarında. Aradaki yüzde 4’lük fark akademik olarak ele alınması gereken ciddi bir konu. Çinlilerin içe dönük insanlar olmaları, dünyaya internetten açılmaya/anlamaya çalışmaları… Bunlar ilk aklıma gelen etkenler.

*****



Gelir vergisi indirimi

Sonunda yeni vergi reformu yürürlüğe girdi ve “gerçek kişiler” için gelir vergisi tabanı aylık 3500 Yuan’dan (505 Dolar) 5000 Yuan’a (725 Dolar) yükseltildi. Aylık geliri 20,000 Yuan’ın (2900 Dolar) altında olanlar yüzde elli civarında bir vergi indiriminden yararlanacaklar. Çin’de gelir düzeyi yükseldikçe artan bir gelir vergisi sistemi var (en yüksek oran yüzde 45). Vergi indiriminden yararlanacak olanlar yüzde 10-25’lik gelir vergisi diliminde yer alanlar. Reformu anlamlı kılan da zaten alt, alt-orta gelir gruplarına yani toplumun oldukça büyük bir kesimine dönük olması.

Bir ÇKP yetkilisi, “Reform, refahın topluma yayılmasını ve özellikle düşük gelirlilerin yaşam standardını yükseltmeyi amaçlıyor. Ayrıca, tüketimi artırarak ekonomik büyümeye önemli katkı yapacaktır” dedi. Yani ticaret savaşlarından bir ölçüde etkilenen üretimi
iç tüketimi artırarak telafi etme çabasından bahsediyor.

*****

Büyük yıldıza dokundular

Çin’in en popüler ve en çok kazanan sinema oyuncusu Fan Bingbing’e kazancını yanlış beyan ettiği ve böylece 370 milyon Yuan (55 milyon Dolar) eksik vergi ödediği için 479 milyon Yuan (70 milyon Dolar) vergi cezası kesildi. Vergi cezasını ve eksik ödediği vergi tutarını (70+55 milyon Dolar) yasal süre içinde öderse, ayrıca ceza davası açılmayacak (ilk cezası olduğu için).

Birkaç gün önce, Bingbing, “Çok utanıyorum ve herkesten özür diliyorum. Bu cezayı kabul ediyorum, suçluyum. Devlet ve halkın desteği olmadan bugünkü başarıma ulaşamazdım. Komünist Parti ve devletin iyi politikaları ve halkın sevgisi olmadan Fan Bingbing de yoktur” açıklaması yaptı.

Son birkaç yıldır giderek zorlaşsa da, vergi kaçırmak Çin’de yaygın bir alışkanlık sayılır. Yeni vergi reformunun yürürlüğe girmesinden önce çok popüler bir oyuncuya yönelik bu soruşturma bundan sonra vergi kaçıran kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağına dair bir uyarı.

Devlet Vergi İdaresi yetkilisi, Bingbing’e kesilen cezayı açıklarken eğlence sektörüne dönük bir uyarı da yaptı: “Diğer kişi ve firmalar da vergisi ödenmemiş gelirlerini beyan etmedikleri takdirde incelemeyle karşı karşıya kalabilirler. Yıl sonuna kadar beyanda bulunanlar ödenmemiş vergi tutarı haricinde bir ceza ödemeyecekler” dedi. Eminim hepsi hileli vergi beyanlarını düzeltmek için sıraya girecektir.

***

Mahkemeler kapatılmalıdır

“Yeni Türkiye”de yargı giderek gereksiz bir kuruma dönüşüyor. Bu gidişle muhalifler için suç uydurup içeri tıkmaktan başka bir işlevi kalmayacak.

Bursa’daki bir arazinin kamulaştırma bedeli için bedel tespiti davası açmıştık (Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi. Dosya no: 2017/674). Mahkeme kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğine karar verdi. Fakat, nasıl bir hukuk dalaveresiyse, Karayolları tespit edilen bedeli ödemediği için hâkim davanın reddine karar vermiş. Karar, “Karayolları mahkeme kararını takmıyor. Bu yüzden adalet tecelli etmeyecek” demek istiyor. “İstinaf mahkemesine gidin” yani “Derdinizi Makro paşaya anlatın” diyor.

Ruhumda münafıklık olsa, elbirliğiyle kotarıldığı belli olan bu karardan şu sonuçları çıkarırdım:

Artık devlet kasasından yandaş-yanaşma dışında kimseye bir kuruş yok. Bu kadar adamı beslemek kolay mı sanıyorsun…

16 yıl sonunda ülkeyi iflas ettirdik, ödeyecek para yok.

Devlet mahkemeleri-mahkeme kararlarını takmıyorsa, bize “siz de takmayın” demiş olmaz mı…

Devlet bize borcunu ödemiyorsa, biz niye devlete borç ödeyelim…