Google Play Store
App Store

Cumartesi Anneleri, AYM’nin verdiği “hak ihlali” kararına rağmen polis ablukasının sürdüğü İstanbul Taksim'deki Galatasaray Meydanı'nda açıklama yapmak isterken polisin engeline takıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Keskin'in de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar serbest bırakıldı.

Cumartesi Anneleri'ne polis müdahalesi: Gözaltına alınanlar serbest bırakıldı
Fotoğraf: Yüksel Uygun

HABER MERKEZİ

Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak isteyen Cumartesi Anneleri, 700’üncü haftadan itibaren eylemlerinin engellenmesine karşı başvurdukları AYM'nin "hak ihlali' kararına rağmen polis ablukasına alınarak engellendi.

Eylemlerinin 941’inci haftasında “AYM kararına uyun, Galatasaray’daki ablukayı derhal kaldırın” demek için meydanda bir araya gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, polis engeline rağmen açıklamada bulundu.

Sayısı artırılan polis ekipleri, Cumartesi Anneleri'nin etraflarını sararken, bu esnada sık sık AYM’nin kararını hatırlattı. Polisin müdahale ettiği Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları gözaltına alındı. Aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Keskin'in de aralarında bulunduğu en az 10 kişi, polis müdahalesiyle gözaltına alındı.

Cumartesi Anneleri gözaltına alınan isimleri şöyle paylaştı:

Besna Tosun, Maside Ocak, Ali Ocak, Hanife Yıldız, Sebla Arcan, Gülseren Yoleri, Eren Keskin, İrfan Bilgin, İkbal Eren, Deniz Zeyrek, Aylin Tekiner, Feyyaz Yaman, Ayşe Tepe, Mikail Kırbayır, Leman Yurtsever.

Gözaltına alınanların serbest bırakıldığı bildirildi.

"HAK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ"

Gözaltıların ardından Cumartesi Anneleri, saat 14.00'te İnsan Hakları Derneği'nden basın açıklaması yaptı.

Açıklamada şunlar ifade edildi:

"Gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerinin açıklanması ve suçun faillerinin yargı önüne çıkarılarak cezalandırılması için 941 haftadır mücadele ediyoruz. Kuşaktan kuşağa aktararak sürdürdüğümüz bu mücadelenin mekânı olan Galatasaray; bekleyişimizin, umudumuzun, ısrarımızın, itirazımızın, adalet ve hakikat talebimizin simgesi oldu. Galatasaray biz oldu, biz Galatasaray olduk.

Buluşmalarımız 700. haftasında ağır polis şiddeti ile engellendi. Ardından Beyoğlu Kaymakamlığı’nın verdiği yasaklama kararları ile Galatasaray bize kapatıldı. Bu kararlar gerekçe gösterilerek hakkımızda soruşturmalar ve davalar açıldı.

En başından beri bu yasaklamanın evrensel hukuka, Anayasa’ya ve ilgili yasalara aykırı olduğunu, keyfi olduğunu, haklarımızı ihlal ettiğini söyledik. Bu keyfiyetin son bulması için yaptığımız girişimler sonuçsuz bırakıldı. 23 Şubat 2023’te Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına kadar itiraz ve taleplerimiz görmezden gelindi.

Kayıp yakını Maside Ocak’ın başvurusu üzerine AYM, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkımızın ihlal edildiğine hükmetti. İdarenin Cumartesi Anneleri etkinliğini yasaklama kararına dayanak gösterdiği gerekçeleri haklı ve ikna edici bulmadı. Diğer yandan kayıplarımızın bulunması ve kamuoyunda farkındalık yaratılması amacıyla oturma eylemi ve basın açıklaması yapma isteğimizin demokratik bir toplumda saygı ile karşılanması gerektiğinin altını çizdi.

Bu karar vesilesiyle devletin yönetsel gücünü elinde bulunduranlara sesleniyoruz: Anayasa Mahkemesi kararları kesindir. Yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Toplanma ve basın açıklaması yapma özgürlüğümüzü ihlal etmeye son verin, Galatasaray’daki ablukayı derhal kaldırın.

Kamuya açık olan her türlü mekân toplanma özgürlüğünün kullanılabileceği alanlardır. Bir mekânın yasaklanması toplanma özgürlüğünün ihlalidir. Toplanmanın amacı ile mekân arasında bir ilişki varsa, her durumda o mekân kullanılmalıdır. Tam da bu hukuki dayanakla söylüyoruz; Galatasaray yasaklanamaz. Galatasaray bizimdir, Galatasaray hepimizindir.

941. haftamızda bir kez daha haykırıyoruz: Kayıplarımızı aramaya, akıbetlerini sormaya, faillerinin cezalandırılmasını istemeye, adil işleyen bir hukuk sistemi talep etmeye devam edeceğiz. Hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz."