birgün

14° KAPALI

EKONOMİ 25.09.2018 09:34

Türkiye’nin dış borçlarının anatomisi

AKP’li yıllarda kamu sektörünün dış borçları yavaş bir tempoyla artarken, özel sektör hızla borçlanmaya devam ediyor. Teknik ifadeyle yabancı tasarruflar, özel sektörün tasarruf açığını kapatarak yatırımları finanse ediyor

Türkiye’nin dış borçlarının anatomisi

Türkiye ekonomisinin en önemli kırılganlık noktasının reel sektör şirketlerinin döviz borçları olduğu ortada. Berat Albayrak’ın sunumunda bu konuya şöyle yer veriliyor:

Birinci çeyrek itibariyle reel sektörün toplam borcunun milli gelir içerisindeki payı yüzde 69 seviyesinde olup, bunun yaklaşık yarısı döviz cinsindendir. Diğer taraftan, özel şirketlerin döviz açık pozisyonu 2018 Haziran ayı itibariyle 216 milyar dolar, kısa vadeli net döviz pozisyonları ise artı 4 milyar dolardır. Sektörün döviz yükümlülüklerinin yüzde 51’i yurtiçi bankalar nezdindedir…

Özetlersek, borçların kaba taslak yarısı TL, yarısı ise döviz cinsinden. Döviz borçlarının yarısı yurtiçi, öteki yarısı yurtdışı bankalara. Şirketlerin hem artan döviz kurları, hem de yükselen TL faizleri nedeniyle sıkıntıya düştükleri ortada. Merkez Bankası’nın Mayıs 2018 Finansal İstikrar Raporu’na göre şirketler kesiminin brüt döviz borçları 337 milyar dolar. Berat Albayrak’ın zikrettiği 216 milyar dolar döviz açık pozisyonu yanında bu rakamı da dikkatle izlemek gerekiyor. Çünkü açık pozisyon tüm döviz borçlarıyla bütün döviz varlıkları arasındaki farkı ifade ediyor. Halbuki A şirketinin 100 milyon dolar dövizi bulunması, B şirketinin 200 milyon dolar borcunun ödenmesi için hemen yardıma koşacağı anlamına gelmiyor. İstatistiklerde muhtemelen B şirketinin vadesi gelecek borçlarına karşın elde tuttuğu 50 milyon dolar döviz varlığı da yer alıyor. Ancak alt kırılımların ayrıntılarını bilemiyoruz.

Şirketlerin döviz fonlamasının iki ana kaynağı var: Birincisi bankalarda tutulan döviz tevdiat hesapları, ikincisi de kredi kanalıyla veya tahvil satışıyla sağlanan fonlar. Her iki kaynağın da tıkanması krizi derinleştirme potansiyeli taşıyor. Bu yazıda sadece ikinci konu üzerine yoğunlaşacağız.

turkiye-nin-dis-borclarinin-anatomisi-513651-1.

Brüt dış borçları
En son açıklanan istatistikler Türkiye’nin 2018 1. Çeyrek itibariyle 467 milyar dolar dış borcu bulunduğunu gösteriyor. Albayrak’ın sunumundaki 2018 sonu 763 milyar dolarlık GSYH rakamı temel alınırsa, borçluluk oranının yüzde 61.2’ye ulaşarak, yüzde 60 kritik eşiğini aştığı gözlemleniyor.

Aşağıdaki özet tablodan da görülebileceği gibi AKP’li yıllarda kamu sektörünün dış borçları yavaş bir tempoyla artarken, özel sektör hızla borçlanmaya devam ediyor.Teknik ifadeyle yabancı tasarruflar, özel sektörün tasarruf açığını kapatarak yatırımları finanse ediyor. En dikkat çeken nokta ise, ekonominin daraldığı, TL’nin değer kaybettiği 2009 yılında özel sektörün dış borçları azalırken, GSYH dolar cinsinden daha keskin biçimde küçüldüğü için borçlanma oranının sıçramasıdır. 2019’dan başlayarak aynı olgunun daha korkutucu bir şekilde tekrarlanma ihtimali çok yüksektir.

turkiye-nin-dis-borclarinin-anatomisi-513650-1.

Dış borçların vadesi
Günlük konuşmalarda dış borçların ödeme takvimine ilişkin spekülatif iddialar çok yaygın, “Kasım’da iş bitiyormuş!” benzeri… Gerçekten de önümüzdeki aylarda ticari bankaların “sendikasyon kredisi” tabir edilen, bir çok yabancı bankanın havuza katkı yaptığı konsorsiyumlardan borçlanmalarının iyice zorlaşacağı açıkça görülüyor. Sonbaharda yenilenecek kredilerin ancak %70-80 oranında döndürülmeleri (roll-over) ve borçlanma maliyetlerinin hızla artması normal kabul ediliyor.

Benim de yazılarımda sık sık yer verdiğim bir istatistik var: vadesine bir yıldan az kalmış dış borç yükümlülükleri. 2018 Temmuz itibarıyla bu rakam 181.3 milyar dolar. Yani Türkiye hiç cari açık vermezse bile bu miktarda taze para bulmak zorunda. Ne var ki bu istatistiğin bazı alt kalemleri, örneğin yabancıların döviz tevdiat hesapları, paralar çekilmediği takdirde otomatikman yenilenmiş oluyor. Ticari krediler ise, daha çok ithalatın finansmanını sağlıyor. İthalatçı şirket mal aldıkça kendiliğinden yenileniyor. En fazla darboğaz yaratma potansiyeli barındıran, vade bağlamında daha yakından izlenmesi gereken, dış aleme olan kredi borçları…

En son açıklanan verileri incelediğimizde Ağustos itibariyla, 1 yıl içerisinde ödenmesi gereken 51.7 milyar dolar uzun vadeli, 18.9 milyar dolar kısa vadeli dış borç bulunuyor. Eğer kritik bir ay aranacaksa, Ekim’de 7 milyarı uzun vadeli, 2.4 milyar doları kısa vadeli 9.4 milyar dolar borç ödemesinin söz konusu olduğunu söyleyelim. Finansal kuruluşların borçlarının ortalama vadesi 41.5 ay, finansal olmayan şirketlerin ise 56 ay olarak görünüyor. Vadelerin geçmiş kriz dönemlerine göre biraz daha uzun olması nedeniyle şimdilik akut borç servis sorunları yaşanmıyor.

Alacaklı ülkeler kim?
Merkez Bankası’nın Temmuz 2018 istatistiklerine göre, özel sektörün 221.6 milyar dolar uzun vadeli kredi borcunun 110.8 milyar doları, kaba taslak yarısı Avrupa ülkelerine. 18.9 milyar dolarlık kısa vadeli borcun ise aslan payı 15.4 milyar dolarla yine Avrupa’ya. Alacaklı ülkeler sıralamasında Birleşik Krallık 33.5 milyar dolarla başı çekiyor. 24.8 milyar dolarla ikinci sıradaki Almanya’nın ardından 20.4 milyar dolarla ABD, 17 milyar dolarla Hollanda geliyor. Körfez ülkelerinden Bahreyn’in 11 milyar dolarla, Birleşik Arap Emirliklerinin 10.9 milyar dolarla üst sıralarda yer aldığı görülüyor.

Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) Türkiye’deki yabancı sermayeli bankaları da içeren yabancı bankaların Türkiye’de yerleşiklerden alacakları tablosundan ise farklı bir manzara ortaya çıkıyor. BIS üyesi bankaların Türkiye’den 265 milyar dolar alacaklı oldukları görülüyor. 82.3 milyar dolarla en fazla risk taşıyan ülke konumundaki İspanya’yı, 38.4 milyar dolarla Fransa, 19.2 milyar dolarla Birleşik Krallık, 18.0 milyar dolarla ABD, 17.1 milyar dolarla Almanya ve 16.9 milyar dolarla İtalya izliyor.

Dış borçların hangi sektörlerde ve firmalarda toplandığının değerlendirilmesi de önemli ve ayrı bir yazının konusu. Ancak özetle görece düşük faiz ve değerli TL kuruyla kabaran dış borçlar, 2013’te küresel koşuların da değişmesiyle Türkiye ekonomisini krize sürükleyen başlıca etmen gibi görünüyor.

***

Türkiye’nin en fazla borçlu olduğu ülkeler (Milyar dolar)

Birleşik Krallık 33.5
Almanya 24.8
ABD 20.4
Hollanda 17.0
Bahreyn 11.0
BAE 10.9

***

Yabancı bankaların Türkiye’den alacakları (Milyar dolar)

İspanya 82.3
Fransa 38.4
Birleşik Krallık 19.2
Amerika 18.0
Almanya 17.1
İtalya 16.9
24 Üye
Ülke Toplamı 264.9

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız