birgün

17° AÇIK

GÜNCEL 06.01.2020 07:03

Cezaevinde bir dahi: 10 yıl daha yatmasının kime yararı var?

32 yaşında, 14 yıldır hapiste. Maltepe Cezaevi’nde. Kendisine dijital kol saati verilmiyor. Televizyonun USB yuvaları sökülüyor. Ortaokulu, liseyi, üniversiteyi cezaevinde bitirdi. Sosyoloji 4’üncü sınıf öğrencisi. Ancak esas uzmanlığı bilgisayar. Hazırladığı yazılım ile yüksek lisans tezini verdi, adli yazılımlar konusunda doktora eğitimine kabul edildi. Yani 2 eğitim birden alıyor.

306 sayfalık kriptografi ve baştan sona yüksek dereceli matematik problemleri içeren tezini kurşun kalemle yazdı. Kendisinin bile kaynağını bilmediği fikirleri akademisyenleri şaşırtıyor. Burak Baysan, derdini anlatamazsa 10 yıl daha cezaevinde kalacak.

Hikâyesi biraz Can Dostum (Good Will Hunting) filmini, biraz Hacker’ı (Blackhat) anımsatıyor. Yer yer Bilgisayar Korsanları (Hackers) filmine göz kırpıyor. Hiperaktif bir çocuktu. Hem okulu bıraktı hem de sorunlar yaşanan evinden ayrıldı. 13 yaşında sokaklarda yaşamaya başladı. İlkokul mezunuydu ama bilgisayara müthiş eğilimi vardı. Zamanını internet kafelerde geçirdi.

Milyonlarca e-mail adresinden bir veri tabanı oluşturan sistemi ummadığı şekilde çalıştı. Oltalama (Phishing) denilen bir program icat emişti. Bunu cüzi paraya sattı. 17 yaşında cezaevine girdi, 7 gün kaldı. Baysan’ın sistemle eğlendiği de oluyordu. Sadece kaybolmuş, meraklı ve zeki bir çocuktu. TUBİTAK sitesini hackledi, Koçbank’ın internet açığını yakalayıp bankaya haber verdi, emniyetin GBT sistemini ele geçirip yayımladı, Windows Explorer’ın güvenlik zaaflarını anlatan makaleler yazdı.

Kendini kanıtlamaya çalışıyordu. “Ben suç işlemediğimi söylemiyorum” diyor. Hayatını esas karartan şey ise Phishing sisteminden çok daha karmaşık ve tehdit oluşturacak, trojen ağ koklayıcılar ve ağ manipülatörleri hazırlayarak internet üzerinden bu suçları işleyenlere satmak oldu. 2 avukatından biri olan Belçin Akca Niran, “O, hiçbir zaman bu yazılımları kullanmadı, kullananlarla işbirliği olmadı, suç işlemek üzere kurulmuş bir çeteye üye değildi” diyor.

2007’deki eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alındı. Türk ve Rus hacker ortaklığından bahsediliyordu. ‘Çete’ denilen ve onun da üye olduğu söylenen gruptakilerin çoğu birbirlerini bilmiyor ya da sadece internet ortamından tanışıyordu. Cezaevine 2’nci girişi 18’inci yaş gününe denk geldi.

Hakkında 26 klasörü var. Büyük tutarsızlıkları olan karmaşık bir yargılama dosyası.

Çete suçlamasıyla mahkûmiyetine neden olan tapelerdeki konuşmalar Baysan’ın değil. Adli Tıp raporu ile sabit. İddianame ve ekleri ise pek çok çelişkili delille dolu.
Ortada ‘hacker vurgunu çetesi’ var ama onun hesabında para yok. Hiçbir zaman da 5 kuruşu olmadı. Yargılama aşamasında alınan pedagog raporunda şu yazıyordu:

“Suçun amacı ekonomik değil ispat güdülü dürtüsellik.” Eğitim masrafları, avukatı Niran ve en başından beri ona destek olan diğer avukatı Gülderen Ertaş ile emekli maaşı ile geçinen annesi tarafından karşılanıyor. Avukatlar bunu kamu görevi sayıyor.

Zahmetli dosya yeniden ele alınmıyor, Baysan derdini anlatamıyor. Ona en azından cezaevinde eğitimi için uygun koşulların sağlanması gerekmiyor mu?

Avukat Belçin Akca Niran şunları aktarıyor: “2018’de Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı arasında protokol imzalanmıştı. Eğitim gören hükümlülere kolaylıklar getiriliyordu. Ancak bunlar kağıt üzerinde kaldı. Burak’a güvenlik gerekçesi ile zeka küpü (Rubrik küp) bile vermediler.”

Niran, Baysan’ın önündeki en önemli engelin ‘çete üyesi sayılması’ olduğunu söylüyor: “Meclis’te bir tasarı var. ‘Af yasası’ diye geçiyorsa da aslında infaza kanununda yapılacak bir değişiklik bu. Burak, örgüt üyesi olarak hüküm giydiği için bugüne kadar infaz yasasında lehine olabilecek hiçbir hükümden yararlanamadı. Muhtemelen bundan da yararlanamayacak.”

Türkiye ‘yerli otomobil’ üretiyor! Uçak üretimine de geçmek üzere! İşte bu ortamda Baysan, en az 10 yıl daha hapis yatacak. Avukat Niran soruyor: “Ülkede, teknoloji üreten kurumların bu gençlere ihtiyacı yok mu? Onun 10 yıl daha cezaevinde kalması devlete ve topluma ne yarar sağlayacak?”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız