Hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şeyler oldu!
Birgün Birgün Birgün Birgün
Önce altını çizerek vurgulayalım: “Hiçbir” sözcüğü, başlıktaki gibi bitişik, “bir şey” ise ayrı yazılır! Tersini yapanlar öyle çok ki! Adını daha önce hiç duymadığımız ama 31 Mart seçimlerinden sonra ekranları şenlendiren AKP’nin yeni yıldızı Ali İhsan Yavuz, gerçekten de “yavuz” bir politikacı çıktı! Kendileri “hukukçu”ymuş ama İstanbul seçiminde yapıldığını öne sürdüğü “yolsuzluğu” açıklarken önce “teamülen” […]

Önce altını çizerek vurgulayalım:

“Hiçbir” sözcüğü, başlıktaki gibi bitişik, “bir şey” ise ayrı yazılır! Tersini yapanlar öyle çok ki!

Adını daha önce hiç duymadığımız ama 31 Mart seçimlerinden sonra ekranları şenlendiren AKP’nin yeni yıldızı Ali İhsan Yavuz, gerçekten de “yavuz” bir politikacı çıktı! Kendileri “hukukçu”ymuş ama İstanbul seçiminde yapıldığını öne sürdüğü “yolsuzluğu” açıklarken önce “teamülen” dedi, sonra “teamüden” diye düzeltti! Ama bir türlü “taammüden” diyemedi!

Hukukçular çok iyi bilir, bu sözcüğün doğrusu “taammüden”dir. Arapça “taammüt”ten gelir. Daha çok “taammüden cinayet” nitelemesinde geçer. Suçun “önceden tasarlanarak” işlenmesi demektir.

***

Sayın Yavuz 17 Nisan günü düzenlediği basın toplantısında, YSK’ye verdikleri “Olağanüstü İtiraz” dilekçesinin gerekçelerini açıklamaya çalışıyordu. Gelin görün ki ne dediği anlaşılamadı. Saatlerce konuşup da anlamlı bir şey söylememek, gerçekte “yetenekli politikacılar”a özgü bir niteliktir! Çünkü Süleyman Demirel’den öğrenmiştik; usta politikacılar her konuda uzun uzun konuşur ama dişe dokunur bir şey söylemezlermiş!

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un iki buçuk saat süren basın toplantısında kurduğu tümcelerden birkaç örnek verirsek ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır:

-“Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama fark etmedik!”
Böyle bir tümceden yola çıkarak Ahmet Ümit yeni bir polisiye roman yazabilir. Ama bu sözün anlambilim açısından bir değeri olmadığı gibi hukuksal bir karşılığı da yoktur.

-“Bu işte bir şeyler olduğunu hissediyoruz!”

Kanıta değil “hissiyata” dayalı yeni bir hukuk kuramı icat etmiş AKP sözcüsü!

-“Ben, ‘bu işi baştan sona Cumhuriyet Halk Partisi kurguladı, usulsüzlük yaptı, yaptırdı’ iddiasında değilim. Ama bu oldu ve biz belgeleriyle ortaya koyuyoruz. (…) Cumhuriyet Halk Partisi ne yaptı bilmiyorum, yaptı diye itham etmiyorum ama bu iş CHP’ye yarasın diye yapıldı.”

Evlere şenlik bu açıklamaya yorum gerekir mi?

-“Biz kısıtlı seçmenlerin listesini verdik. Bunlar arasında oy kullananları YSK arayıp bulsun!”

Seçimin yenilenmesini istiyor ama ortaya somut kanıt koyamıyor. YSK’yi, araştırma yapacak savcılık makamı sanıyor!

-“KHK ile görevlerine son verilenler ile FETÖ’den atılanların birinci derece yakınları da oy kullanmamalıydı! Seçimin bu yönden de iptali gerekir.”

Bunu söyleyen AKP Genel Başkan Yardımcısı, tutuklu FETÖ’cülerin kardeşlerini milletvekili, bakan, büyükelçi yapan bir iktidarın temsilcisi olduğunu unutuyor!

Evet, biz ne denli yadırgasak ve anlamsız bulsak da, YSK böylesi tutarsız savları ciddiye alarak İstanbul seçimini yenileme kararı verdi. Ne var ki kararın gerekçesi iki haftadır yazılamıyor! Çünkü zırva tevil götürmez!

***

Melez silah adları!

Geçen hafta Türk abecesinden söz etmiştik. Başlamışken sürdürelim. Çünkü abeceyi doğru bellemeden Türkçeyi doğru yazmak ve konuşmak olanaklı değil.

Şu günlerde ABD ile yeniden papaz olmamıza yol açan F-16’lar ve S-400’ler konusu gündemde.

Bu silahların adları televizyonlarda “Ef-on altı” ve “Es-dört yüz” diye seslendiriliyor!

“Altı kaval üstü şeşhane” deyimini çağrıştıran bir garip söylem bu! Türkçeyi bile “Türkilizce” konuşmaya başladık!

Türk abecesinde “Fe” diye okunan “F”yi İngilizce “Ef”e dönüştürüp önündeki 16 sayısını Türkçe söylemek nasıl bir mantığın sonucudur? Ya tümünü “Fe-on altı” diye Türkçe seslendirecek ya da en azından kendinizle tutarlı olmak için hepsini İngilizce okuyup “Ef-sikstiin” (“F-Sixteen”) diyeceksiniz!

S-400’ler için de durum böyledir. Ya “Se-Dört yüz” ya “Es-for handrıd” (“S-Four hundred”)… Ortası yok!

Biraz Türkçe, biraz İngilizce olmaz! Olursa melez bir dil olur. Ona da Türkçe denmez!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız