birgün

23° AÇIK

SİYASET 08.06.2021 18:22

"İçişleri Bakanı Cumhurbaşkanı’na aba altından sopa gösteriyor"

TBMM Genel Kurulu'nda söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, suç örgütü lideri Sedat Peker’den aylık 10 bin dolar aldığı iddia edilen siyasetçinin açıklanması gerektiğini kaydederek, “Cumhurbaşkanı yerinde olmak istemezdim, bir tarafta İçişleri Bakanı örtülü şekilde cumhurbaşkanına aba altından sopa gösteriyor” diye konuştu.

"İçişleri Bakanı Cumhurbaşkanı’na aba altından sopa gösteriyor"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Engin Altay "Bu 10 bin doları alan siyasetçinin adı açıklanmadığı müddetçe, hepimiz, AK Parti'nin saygıdeğer milletvekilleri dâhil, zan altındayız. Buna kimsenin hakkı yok. Bu Meclisin saygınlığına halel getirmeye ne Cumhurbaşkanının hakkı var ne İçişleri Bakanı'nın hakkı var. Cumhurbaşkanı yerinde olmak istemezdim, bir tarafta İçişleri Bakanı örtülü şekilde cumhurbaşkanına aba altından sopa gösteriyor. Bir tarafta da suç örgütü yöneticisi cumhurbaşkanına aba altından sopa gösteriyor. Bakalım hangisine teslim olacak, hep birlikte göreceğiz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Genel Kurulu'nda söz alarak, 10 bin dolar maaş aldığı iddia edilen siyasetçinin açıklanması gerektiğini, açıklanmadığı sürece Meclis çatısı altındaki tüm siyasetçilerin zan altında kaldığını belirtti.

Ziraat Bankası tarafından Demirören Medya'ya verilen 750 milyon dolar krediye ilişkin de konuşan Altay, "Demirören Ziraat Bankası'ndan aldığı kredileri ödedi mi, ödemedi mi?" diye sordu.

NEDEN 'CUMHURİYET' SAVCISI?

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu Mustafa Kemal Atatürk ve 1924-1930 yılları arasında Adalet Bakanlığı görevinde bulunan Mahmut Esat Bozkurt'a devletin tanzim edilişi sırasında yaşanan diyaloğu Altay, şöyle anlattı:

"Gazi Mustafa Kemal Atatürk Mahmut Esat Bozkurt'a devlet tanzim edilirken der ki: 'Niye bu savcıların başına 'cumhuriyet' ibaresini koydun?' Esat Bozkurt da der ki: 'Cumhuriyeti gerektiğinde herkesten ve her şeyden koruyabilsinler diye koyduk.' Atatürk bu cevaba memnun olur, 'Devam edin' der."

CHP'li Altay, Türkiye'de görev yapan 4 bin 348 cumhuriyet savcısına,"Anayasa, Başlangıç, dördüncü paragraf: 'Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı, medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğunu belirtir'" diye seslendi.

ANKA’da yer alan habere göre, Altay'ın Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmadan öne çıkan başlıklar şöyle:

“Yasama, yürütme, yargı olmazsa devlet olmaz, demokrasi olmaz deyip duruyoruz; ortada maalesef bir yargı yok. Erdoğan'la ilgili, Erdoğan'ı incitecek bir cümlemizi duyar duymaz resen harekete geçen savcıların, ortalığa saçılmış bu kadar pislik ve kepazelik, arsızlık ve pişkinlik karşısında susmalarını, ben eminim, AK Parti'ye mensup saygıdeğer milletvekillerimiz de kabul ve tasvip etmemektedir, edilemez de. Ben AK Parti Grubu’nun, içerisindeki çok sayıda sayın milletvekilinin, diğer gruplar gibi, maaşıyla geçinen, namuslu, dürüst, ahlaklı insanlardan oluştuğundan da eminim, bu yaşananların onların vicdanını kanattığından da eminim.

‘DEVLET ÇÜRÜR, KİRLENİR, İTİBARSIZLAŞIR’

Bir siyasi partinin kimi unsurları illegal örgütlerle içli dışlı olursa sorun 'siyasi partinin iç sorunu' olarak değerlendirilebilir ama devlet illegal örgütlerle, gayrimeşru insanlarla içli dışlı olup, bazen onlarla iş tutup, bazen onların başına çöküyorsa bu başka bir şeydir. Devleti idare edenler devlet gücünü tehdit ve şantaj olarak bu insanlara yöneltiyorsa üç şey olur: Devlet çürür, devlet kirlenir, devlet itibarsızlaşır; böyle bir devlet de ülkenin felaketi olur.

‘17-25 ARALIĞI BU MİLLET UNUTMADI’

Bu ülke 1996'yı unutmadı; Tayyip Bey unutuldu zannediyor ama 17-25 Aralığı bu millet unutmadı. Şimdi, Mayıs 2021'de yeni bir krizimiz var; bu kriz alelade bir kriz değil. Ortaya saçılanlara baktığımız zaman, Meclis’in buna seyirci kalması kabul edilemez. Soruşturmadan geçtik. Soruşturma komisyonu önergesi verecek salt çoğunluğumuz yok. Ya, bir araştıralım arkadaş. Siz helal lokma yiyip burada oturuyorsunuz dürüst, namuslu bir şekilde. Evet, parti aidiyeti gereğince de parti hiyerarşisi içinde kabul oyu veriyorsunuz, şu, bu; bunlar ayrı ama yazık değil mi ya? Lafa geldi mi ‘Beytülmal’ deriz ‘Hak, hukuk’ deriz ‘Adalet’ deriz.

Ben şimdi soruyorum: Demirören Ziraat Bankası'ndan aldığı kredileri ödedi mi, ödemedi mi? Soru net. Bunun cevabı da bir kelime. Bir şey soruyorum: AK Parti MKYK üyesinin bagajına suç örgütleri çantalarla para koydu mu, koymadı mı? Tek kelimelik cevabı var. Biden görüşmesi öncesinde, video yayınlayan kişiden susması istendi mi, istenmedi mi?

İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz'a ‘Tahkikat başladı, yurt dışına çık’ dedi mi, demedi mi? Bu kadar basit. AK Parti seçimlerde suç örgütü yöneticisinin ürettiği kahveyi dağıttı mı, dağıtmadı mı? Gazeteciler Sezgin Baran Korkmaz'ın lüks otelinde bedava tatil yaptı mı, yapmadı mı? Sezgin Baran Korkmaz'ın otelinde hâkim ve savcılar kaldı mı, kalmadı mı? Ve son sorum: İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz'ı çağırıp 'Şu 42 milyon doları ver bakayım' dedi mi, demedi mi ya? Verilecek cevap net ‘Evet’, ‘Hayır.’ Ben bunu Bülent Turan'a sormuyorum. Meclis Başkanı’na teşekkür ederiz. Geç de olsa İçişleri Bakanı’na bir mektup yazma cesaretini gösterdi ama cevap gelmedi, gelmeyecek.

Şimdi, yasamanın başı olan Meclis Başkanı'ndan talebimiz şudur: Meclis Başkanının aynı mektubu ‘yürütmenin başı’ sıfatını taşıyan Cumhurbaşkanına yazmasını talep ediyoruz. Bu 10 bin doları alan siyasetçinin adı açıklanmadığı müddetçe, ben daha önce de söyledim, hepimiz, AK Parti'nin saygıdeğer milletvekilleri dâhil, zan altındayız. Buna kimsenin hakkı yok; bu Meclisin saygınlığına halel getirmeye ne Cumhurbaşkanının hakkı var ne İçişleri Bakanının hakkı var. Cumhurbaşkanı yerinde olmak istemezdim, bir tarafta İçişleri Bakanı örtülü şekilde cumhurbaşkanına aba altından sopa gösteriyor. Bir tarafta da suç örgütü yöneticisi cumhurbaşkanına aba altından sopa gösteriyor. Bakalım hangisine teslim olacak, hep birlikte göreceğiz.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol