birgün

13° PARÇALI AZ BULUTLU

GÜNCEL 04.04.2020 04:00

Koronayı sansürle önlemeye çalışmak yarayı derinleştirir

1918-1920 arasında 50 milyon üzerinde yaşam kaybına neden olan pandemi, İspanya’da başlamasa da ‘İspanyol gribi’ adını aldı. Tek nedeni sansürdü. İspanya Birinci Dünya Savaşı’na girmemişti. Askeri engellemeler yüzünden diğer Avrupa ülkelerinde salgından söz edilmiyordu. İspanyol basını hastalığı ilk kez gündeme getirdi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında 18 ay içinde o dönemdeki nüfusun yüzde 15’inin ölümüne sebep olan salgın, sansüre takılsa da ‘tarihin en büyük pandemisi’ olduğu gerçeği değişmedi.

YASAK VARSA HASTALIK DA YOK!

Dünyayı sarsan Covid-19 virüsü konusunda Türkmenistan, sansürü kendi yöntemi ile uygulamaya başladı. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), Doğu Avrupa ve Orta Asya Dairesi Başkanı Jeanne Cavalier’in açıklamasına göre Türkmenistan yönetimi, basına ‘koronavirüs’ terimini kullanmayı yasakladı. Türkmenistan, dünya virüs sıralamasında yer almıyor. Yasak varsa hastalık da ölüm de yok!

Türkiye ise ‘kısmen yasak’ uygulanan ülkeler arasında. Ancak çok kısa sürede şeffaflık dışı uygulamalar ve sansürün hiç de işe yaramadığı bilakis karmaşayı artırdığı test ediliyor. Salgının, sağlık çalışanlarına hasta sayısını gizlemeye yönelik baskı uygulamak ya da özür diletmekle engellenemeyeceği ortada.

Ne yazık ki Türkiye, çok kısa sürede Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sonuna gülücük koyarak attığı, “Şirin Hanım termal kamera geçişinizi gösteren görüntüleri izin verirseniz buradan paylaşabilirim. Sizi iyi görünce zahmet vermek istemedik” tweetinden uzaklaştı. Eğlenceli günleri geride bıraktı.

HALK SAĞLIĞI DEĞİL KOLTUK KORKUSU

18 yıllık AKP iktidarı bir kez daha gerçek yüzünü gösteriyor. Halk sağlığı yerine koltuk endişesi, güvenlik yerine ihracat ve üretimin daha çok dile getirilmesi, topluma teminat sunmak yerine bağış için IBAN numarası verilmesi devlete ait aklın büyük ölçüde yitirildiğinin göstergesi.

Emsaller açık. CHP’li belediyeler yardım kampanyasından, ‘prestij ve halkın sempatisini kazanırlar korkusu nedeniyle’ men edildi. Oysa İsmailağa Cemaati bağış toplayabiliyor. Salgının tek önlenme yolunun, temasın kesilmesi olduğu bilindiği halde, ‘sokak yasağı’ ilan edilmiyor. Çalışan kaderine terk edilmiş durumda, virüsün dolaşma riski de artıyor.

SOSYAL DEVLET NE YAPMAZ?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Biz Sosyal devletiz” sözlerinin hiçbir karşılığı yok. Çünkü sosyal devlette Yargıtay, emrivaki ile para toplamaz. İlkokul çocuklarının harçlıkları müdür vasıtası ile istenmez. Emekçiye bağış kesintisi yapılmaz. Sosyal devlet eleştiri yapanı, tepkisini ortaya koyanı gözaltına almaz!

SOSYAL DEVLET NE YAPAR?

Sosyal devlet, ABD’deki gibi 18 yaş altına 5.00, üzerine bin 200 dolarlık karşılıksız yardım çeki gönderir, Almanya’daki gibi serbest çalışana 5 bin euroluk geri ödemesiz para yatır. Sosyal devlet, ayar vermez, Kanada Başbakanı gibi, “Siz sağlığınızı düşünün, para bizim işimiz sözleriyle güven telkin eder. Üstelik bunları yaparken uzmanlar “Sosyal mesafeye dikkat” diye uyarı üzerine uyarı yaparken toplumu kuyruğa sokmaz.

AKP REJİMİNİN KARAKTERİ, TOPLUMSAL TALEPLERLE ÇAKIŞIYOR

Rejimin yoz bir ruhu var. Ayrıca işçiye, emekçiye, ihtiyaç sahibine zerre hürmet etmeyerek sınıfsal tercihini de ortaya koyuyor. Üçgenin son köşesi ‘din bezirganlığı’ ile tamamlanıyor. Ne diyor Saray Vaizi Nihat Hatipoğlu: “Müslüman, bulaşıcı hastalıktan vefat ederse şehit sevaplarından bir kısmını kazanır.”

TOPLUM ŞEHİTLİK DEĞİL DESTEK BEKLİYOR

Kamuoyu şehitlik değil; destek, ekmek, akıl, salgın günlerinde toplumsal ve ekonomik adalet eşitliği, sağlık hizmetlerindeki kriterlerin mümkün olduğunca standartlara uygun, ivediyle işletilmesini istiyor. Elbette bu süreçte mümkün mertebe şeffaflık talep ediyor.

‘Şeffaflık’ virüsün de şifresi. İktidarın beklentisi ve amacı ile toplumun talebi asla kesişmiyor. Şeffaflık beklemek de bu nedenle hayal. Türkiye’de salgının 10 gün içinde pik yapacağı konusunda ciddi uyarılar var. Sağlamasını karşılaştırmalı verilerle yapmak mümkün. Salgının büyük yara açtığı İtalya’da 15’inci günde vaka sayısı bin 125’ti. Oysa Türkiye’nin 15’inci gününde bu sayı 3629. Yani İtalya’nın 3 katından fazla.

İktidar sokağa çıkma yasağı, cezaevleri, toplumsal yardım, kamu yararına ekonomik tedbirler almazsa olacaklar belli. Türkiye, pandeminin altından kalkamayacak. Şeffaflık yerine daha çok perdeleme ve sansür ise karmaşa, kaygı, felaketin önünü açacak.

Dijital çağdayız. Her şeye rağmen gerçekler yolunu buluyor. Artık bugün İspanyol gribinde kaç kişinin yaşamını yitirdiği biliniyor. Türkmenistan’da olduğu gibi hastalığın ismini yasaklayınca, hastalık da ortadan kalkmıyor!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız