Tartışılan Cumhuriyet...
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük Bayramı. Cumhuriyet Bayramı’mız Kutlu Olsun.

Cumhuriyet niye 29 Ekim’de ilan edildi?

Atatürk diyor ki; “Beyler Mondros 30 Ekim’dir. Cumhuriyet 29 Ekim’de kurulacak!

İşte bu mazlum bir milletin ahıdır...”

Kendimi bildim bileli 29 Ekim sabahları farklı bir heyecanla uyanırım. Bunda en büyük etken Kurtuluş Savaşı Gazisi, Güney Cephesi Kurmay Başkanı dedem Süleyman Fikri Mutlu’nun anlatımlarıdır...

Şöyle derdi; Yedi düvel emperyalistlere bir mavzerle karşı koyan ve vatanını kurtaran halkımızın tek güvencesi Mustafa Kemal’di. O Kurtuluş Savaşı sonrası çağdaş laik Cumhuriyet’i kurarak yeni bir devlet yarattı. Bu bayram bağımsızlığımızı ve uygar insanlar olarak yaşama sevincimizi kutladığımız bir bayramdır.”

AKP iktidarında tüm milli bayramlar olduğu gibi Cumhuriyet Bayramı da değersizleştirilmeye çalışıldı.

Öyle ki yıllarca Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olarak Cumhuriyet Bayramları’nda hasta oldu(!). İl ve ilçelerde bayram kutlamalarına son verildi.

Bayramların önündeki ve sonundaki günler birleştirilerek tatil haline sokuldu…

Bugün bile Nevşehir Valiliği ilde halkın katılımıyla yapılacak bayram kutlamasına izin vermedi.

Düzce Belediyesi, CHP meclis üyelerinin; “Cumhuriyet Bayramımızı coşkulu şekilde kutlayalım” önerisini, MHP ve AKP’li üyelerinin ‘saçma’ ve ‘gereksiz’ sözleriyle reddetti.

Ankara Valiliği, Başkentte Cumhuriyet’in 96. yıldönümü kutlamalarının yapılması gereken haftada nazire yaparcasına “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” etkinliğini programladı...

Bazılarının amacı belli, Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan laik, demokratik Cumhuriyet’le hesaplaşmak istiyorlar!

Ne kadar acı!

Defalarca sordum. Kimse yanıtlayamadı!

AKP Genel Başkanı her defasında “2023 hedefimize ulaşmak adına…” diyerek başlayan konuşmalarında neyi kastediyor?

AKP’nin 2023 hedefi nedir? Biri bu halkı ve de beni aydınlatsın!

Türkiye Cumhuriyeti kolay kurulmadı…

Kolaylıkla da yıkılmayacak!

Her ne kadar Cumhuriyet’in temel ilkeleri teker teker yok edilmeye çalışılıyorsa da en azından bu ülkede özgür ve eşit olarak yaşamak isteyen yurttaşlar, laik, çağdaş, demokratik ve hukukun üstünlüğüne inanan Türkiye Cumhuriyeti devletine sahip çıkmaya devam edecekler…

Cumhuriyet’i var eden devrimleridir.

Bir imparatorluk bakiyesinden yeni bir ulus yaratılmıştır.

Cumhuriyet, öncelikle insanların eğitilmesini, din ile devlet işlerinin ayrıştırılmasını ve demokratik hakların verilmesini öncelemiştir.

Hilafet ve Saltanatın kaldırılması, toplumsal barışın kurulması ve toplumsal vicdanın oluşmasını sağlamıştır.

Cumhuriyet’i kuranlar, yeni ülkeyi kapitülasyonlardan kurtarıp Osmanlı’nın borçlarını ödemiş, uçak yapabilecek kalkınmışlığa ulaşan bir ekonomi yaratmışlardır.

Çağdaş Türkiye için hedefledikleri yurtta ve dünyada barış ilkesiyle dünyada saygınlık kazanmışlardır.

Öyle ki başarılı diplomasiyle Hatay’ı sınırlarımıza katmış, özellikle Avrupa’yı yıkan ve milyonlarca insanın ölmesine neden 2. Dünya Savaşı’nın dışında kalarak kalkınmayı sürdürmüşlerdir.

Lozan Antlaşması, Kurtuluş Savaşı zaferini masada da gerçekleştiren temel başarıdır...

TBMM’nin varlığı demokrasiye ulaşmanın en kalıcı yolu olmuştur.

Yeni dünyada çok partili demokrasiye geçerek çağdaş yolda ilerlemesini sürdürmüştür.

Cumhuriyet’in 96. Kuruluş gününü buruk bir sevinçle kutluyoruz.

Geldiğimiz nokta çok iç acıcı değil!

Vesayeti kaldırmak adına 17 yıldır uygulanan politikalar çağdaş cumhuriyetle kavga ediyor.

Yeni tek adam vesayeti ile Cumhuriyetin temel çağdaş ilkeleri yok sayılıyor.

Toplumsal birliktelikte ve yurttaş dayanışmasında bariz bir gevşeme var.

Ayrıştıran ve yabancılaştıran politikalar, devlet ve millet hafızasının yok sayan üslup, tarihi gerçekler yerine vahşice yapılan popülist çarpıtmalar ve siyaset anlayışı ulusun varlığını ve egemenliğini tartışılır hale getirdi…

Bu durumdan çıkmanın yolu ivedilikle demokrasiye dönmektir. Yeni bir anayasa ile yargı, yasama ve yürütme erklerinin ayrışmasını sağlamaktır.