Umut olmak yerine umutsuzluğu seçen CHP!..
MERYEM KORAY MERYEM KORAY

CHP ile ilgili çok eleştiri yazdım... İzlediği siyasetle umudu güçlendirmekten çok umutsuzluğu büyüttüğünden benim gibi birçok yazar tarafından eleştirildiler.



Ne var ki, Abant Kampı’nda milletvekillerine sunulan ‘Yerel Seçimler 2019 Stratejisi-Yöntem, Hedefler, Öncelikler ve Öneriler’ raporuyla, yalnız biz değil, kendileri de umutsuzluğu ve kendinden vazgeçişi itiraf ettiler!...

Kullanılan şu ifadelere bakın!... Önümüzdeki yerel seçimlerde AKP’den oy almanın hedeflenmesinden söz edilip, bu hedefe ulaşmak için “Entelektüel, akademik ve elitist bariyerleri aşıp sağ partilere oy veren büyük kesimin diliyle konuşma” gibi, “İnsanları Alevi, Sünni, Kürt, Türk, şu partili bu partili diye ayırmadan ‘annelik’, ‘öğrencilik’, ‘esnaflık’ gibi ortak paydalar altında seslenilmesi” gibi öneriler getirilmekte.

Bu ifadelerle ne anlatmak istiyorlar?

Örneğin “akademik, elitist bariyerleri” aşmaktan, “sağ partilere oy verenlerin “dilinden ne kast edilmekte? Çünkü, seçim söyleminde entelektüel, akademik bir dilleri olduğu söylenemez.

Kaldı ki, akademik metinlerde yer alan ifadeleri halkı ilgilendirecek bir söyleme, dile dönüştürememişlerse bu onların siyasal beceriksizliği anlamına gelir ki akademik bariyerlerden değil kendi beceriksizliklerinden söz etmeleri doğru olur.
Bariyer demekle kendilerine yönelen eleştirileri kast ediyorlarsa, içinde bulunduğumuz durumu ve kendi hatalarını hala anlamamakta ısrar ediyorlar demektir ki, daha da kaygı verici...

Örneğin CHP öğrencilik, annelik, esnaflık gibi ortak paydaları her seçimde kullanmaktadır; asıl kullanılmayan ortak payda “emek” tir...

Bu ülkede emeğin ortak bir paydada buluşmasından hep ürkülmüştür; buna sendikalar da, CHP de dahildir. Sonunda sermaye çevrelerinin tepkisini çekmek vardır çünkü!...

Oysa işsizlik, taşeronlaşma, düşük ücretler, geçim darlığı, gelir dağılımı, vergi adaletsizliği gibi hangi konuya el atsanız, bu konuyu ancak emek ve sermaye ikilemi içinde açıklayabilirsiniz. Bunlara karşı anlamlı çözümlerden söz edebilmek ve de sosyal demokratlık iddiasında bulunabilmek için de “emek” odaklı bir söylemi izlemeniz gerekmekte...

CHP’nin bunu yapmadığı ortada.

Dolayısıyla, halkın derdinden kopuk bir söylemden önce, halkın dertlerine çare olacak bir politikayı ortaya koyamamaları gibi bir sorunları olduğunu söylenebilir.

Oysa acımasızlığı ve vicdansızlığı giderek artan dünyada asıl bu politikalara ihtiyaç var.

Öyleyse getirilen önerilerin anlamı ne?

Bundan böyle sosyal demokrat”mış” gibi yapmaktan bile vazgeçip, popülist kandırmacaların baş rol oynayacağı bir siyasetin benimseneceği mı ifade edilmekte?

Türkiye’nin içine düştüğü girdabı topluma anlatmak ve tek adam sistemine hayır diyen yüzde 50’yi yanına çekmek için çabalamak varken, sağın yükseldiği, Trumph, Putin, Orban, Erdoğan’ların başa geçtiği, insanların, halkların duygularının kullanılıp popülist politikalarla kandırıldığı bu dünyada “bu oyuna ben de katılacağım mı” denilmek istenmekte?

Bakın, sağ kesimin oy verdiği Erdoğan son olarak ne dedi; “medya ile demokrasi olmaz; benim için halkın ne dediği önemli!”

Şimdi, bu dille yarışmak için CHP ‘nin de “basın özgürlüğü filan boş laf” deyip, kentlerin, kıyıların, tarlaların daha fazla talanı ve oradan gelecek nemalarla sosyal yardım belediyeciliğine yüklenilmesi gerektiğini söylemeyelim de ne diyelim!
Bu da yetmeyebilir. Örneğin Yalçın Akdoğan, “CHP’nin Erdoğan’a yönelik büyük öfkesi, ona oy veren insanları da rencide etmektedir” demekte ki, bundan böyle Erdoğan konusunda dikkatli olmaları gerektiği anlaşılmakta.

Bu da yetmeyebilir. Muhafazakar kesimlere yanaşmak için yaptığı manevralar konuşulurken, laiklik konusunda bugüne kadar olan duruşu ve politikalarından söz edilerek “bu bagajı varken” CHP’nin muhafazakar kesimlerden oy bekleyemeyeceği de söylenmişti.

Gerçi sağ kesimin artık laiklik konusunda endişelenecek bir yanı kalmadı ama belli ki “kindar ve dindar” nesilleler geçmişin hesabını yapmaktan vazgeçmemekteler. Yani, bagajdan da kurtulmaları gerekmekte.

Kısacası bu sağ popülizm öyle bir iş ki, elini verdin mi kolunu kurtarman zor!

O nedenle, “entelektüel, akademik ve elitist bariyerler” gibi ifadelerle, yalnız aydınları küçümseyip cehaleti pohpohlayan sağ popülizme kaymış olmuyor CHP, farklı bir siyasal parti olmak iddiasını yok edip kendi kuyusunu da kazmakta!...