birgün

-3° HAFİF KAR YAĞIŞLI

GÜNCEL 24.11.2020 04:00

Vahim dönemeç!

Geçen hafta gündem Alaattin Çakıcı’yla doluydu.

Daha önce Erdoğan’a “Rizeli, yezit kişilikli, onursuz, dinimizi kullanan, hırsı için ülkemizin fidanlarını telef ettiren, ruhunu şeytana teslim etmiş kişi” ve Bahçeli’ye “Yürüyen Buda kılıklı. Allah yüzünden nuru silmiş. Sen keçi değil teke yumurtası bile olamazsın” diyerek yazdığı hakaret ve tehdit dolu mektupların bir benzerini de bu kez, Kemal Kılıçdaroğlu’na yazarak ülke gündemini işgal etti. Mektup; açlık, işsizlik, Covid-19, esnafın çektiği sıkıntı, zamlar ve nihayet ekonomik çöküş gibi hayati konuları unutturdu. Geçmişte yapılan hakaret ve iftiraların hedefi olan Bahçeli’nin Çakıcı’yı “dava arkadaşım” diyerek koruması ve Erdoğan’ın “susarak” destek vermesi yeni bir oyunun başlangıcı gibi görünüyor! Türkiye cambaza bakarken halkın soyulmasını, emeğin sömürülmesini sağlayacak, yandaşı daha da zenginleştirecek 2021 Bütçesi, Meclis’te sessizce görüşülmeye başlandı.

AKP’nin hükmettiği Bütçe; ülke kaynaklarının büyük bölümünü havaalanı, köprü, yol ve hastane sahiplerine pervasızca dağıtırken, Covid-19’u bahane ederek yeni tasarruf tedbirleriyle emekçilerin haklarını elinden alıyor. Yani sömürdüğü işçinin kıdem tazminatına, emekli olacak memurun ikramiyesine, IMF önerisi doğrultusunda el koymaya hazırlanıyor. Sosyal devlet olmanın Anayasal gereğini yok sayıyor!

Bu bütçe yoksulluğu ortadan kaldırmayacak. Aksine zengini daha zengin, fakiri daha fakirleştirecek! İnsanlar çaresiz bırakılıyor! Çünkü halkı koruyan ve hizmet eden devlet yapısı bozuldu. Kurum ve kuruluşlar sorumlu ama yetkisiz. Amorf Cumhurbaşkanlığı sisteminde kişiye bağlı bir devlet yapısı oluştu!

Fren ve denge görevini gören TBMM işlevsiz bırakıldığı için partili Cumhurbaşkanı yargıyı ele geçirmiş durumda.

Yargı bağımsız ve tarafsız olmayınca yurttaşın can ve mal güvencesi de ortadan kalkıyor. Böyle bir yönetim anlayışı yurttaşın devletiyle olan ilişkisini de yok ediyor. AKP/MHP iktidarı mevcut anayasa ve yasaları tanımayınca halkın egemenliğinin tartışıldığı, insan hakları, özgürlükler ve eşitlik kavramlarının yok edildiği bir ülke konumuna geliyoruz.

Dolayısıyla iç barışı olmayan bölünmüş bir yurttaşlar topluluğu görünümündeyiz. Toplumsal değerlerin gevşemesi nedeniyle vatan ve millet kavramlarını tartışılır haldeyiz! Tüm bu gelişmeler sırasında Türkiye için hayati önem taşıyan bir olay daha gözden kaçırıldı! AKP’nin, KKTC’nin 37’nci kuruluş yıldönümü kutlamalarını Maraş bölgesinde basit bir pikniğe dönüştürmesi, KKTC’nin egemenliğine zarar veren bir skandal oldu! Siyasilerin turistik gezisi olarak değerlendirilen “Kuruluş Bayramı kutlama” görüntüleri, diplomatik kazanım yerine, Doğu Akdeniz’deki iddialarımız adına olumsuz etki yarattı! Bu yıl; “Kıbrıs Türk toplumunun varoluş mücadelesinde büyük emeği geçen Dr. Fazıl Küçük ve KKTC kurucu başkanı Rauf Raif Denktaş anılmadı. Resimleri asılmadı. Alanlar, sokaklar Atatürk’ün posterleri yerine Tayyip Erdoğan’ın resimleriyle donatıldı. Bayram yeri AKP’li cemaatçilerle dolduruldu!

Bu güruh, kendi vatanlarında Kıbrıslı Türklere terbiyesizce “beslemeler” diye hakaretler yağdırdı! Kısaca, bu yıl yapılan kutlamalar tamamen AKP ve Cumhur İttifakı’nın siyasi propagandasına alet edilmiştir… Yapılan bu siyaset KKTC’deki yurttaşlarına ve devletin kurumlarına zarar vermektedir. AKP, Türkiye‘de olduğu gibi Kıbrıs’ı da bölmektedir! Korkarım ki, AKP’nin bu yanlış ve sinsi politikası hem Kıbrıs’ı kaybetmemize hem de Doğu Akdeniz’deki iddialarımızın yok olmasına neden olacaktır! Ekonominin çökmesiyle siyaseten gerileyen AKP, tıpkı Azerbaycan’da olduğu gibi KKTC üzerinden de milliyetçiliği köpürterek kendisine çıkış yolu aramaktadır! Bu politikanın diğer nedeni, “yalanlansa da” MHP’den ayrılma hazırlığıdır! Görülen o ki; Çakıcı yolun sonuna gelmiş, itibarını kaybetmiş, dünyada saygınlığını ve yurttaşları gözünde güvenilirliğini yitirmiş bir iktidarın, yeni ve korkutucu yüzü olarak sahaya sürülüyor.

Türkiye çok vahim bir dönemece girdi… Arkası karanlık! Dikkatli olmak gerekir! Bizleri bu durumdan çıkaracak çağdaş ve bilime inanlar öğretmenler olacak. Atamaları yapılmasa da, sorunları zirve yapsa da insanlık için çırpınan öğretmelerimizi kutluyorum.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız