birgün

3° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 05.12.2021 11:35
author

Anadolu’da sanat havarileri

Bugünlerde Anadolu’nun dört bir yanında nitelikli sanat etkinleri gerçekleşiyor. Bu festivaller, etkinlikler, sergiler sanatın Anadolu kentlerinde yaygınlaşması adına epey önem taşıyan etkinlikler.

Anadolu’da sanat havarileri

Yazımın başlığında ‘havari’ sözcüğünü kullanmam boşuna değil. Sanat yaşamımızın İstanbul’da yoğunlaştığını, ülkemizdeki sanat ve kültür etkinliklerinin büyük çoğunluğunun İstanbul’da gerçekleştiğini biliyoruz. Bu durumdan yakınan sanatçıların ve sanatseverlerin sayısı az değildir. Ne var ki, pek çok kentimizin üzerine ölü toprağı serpilmiştir adeta. Elbette pek çok yazar, çizer, tiyatro sevdalısı vardır Anadolu’da.

Ama bu sanatçıların ürünlerini sergileyebileceği kamusal alandaki etkinliklerin sayısı pek azdır. İşte bu ortamda, yakınmakla yetinmeyip kolları sıvayan yerel sanat insanları ile sanatı ülke çapında yaygınlaştırmayı kendilerine dert edinen insanların ortak çabaları sonucu ortaya çıkan sanat etkinlikleri giderek görünürlüklerini artırıyor. Bu insanlara sanat havarileri sözcüğünü yakıştırıyorum. Sinop’ta, Çanakkale’de, Antakya’da, Mardin’de bienaller, Anadolu’nun dört bir yanında film festivalleri düzenleyen dostları başka nasıl nitelendirebilirim? Pek çoğu, bu etkinlikleri küçük bütçelerle gerçekleştirmek zorunda kalıyor, çünkü ne merkezi yönetim, ne de yerel yönetimlerin ciddi desteğine sahipler. Hatta kimi zaman onların direncine rağmen gerçekleştiriyorlar bu etkinlikleri. Afyon’a uluslararası bir klasik müzik festivali kazandırmakla yetinmeyip, buna bir de uluslararası caz festivali ekleyen sanat havarisi öğretmen Hasan Hüseyin Başkadem’in çektiği sıkıntıları bilmeyen kaldı mı? Ama bu havarilerin en büyük özelliği inatçılıklarıdır ki, bununla kimse baş edemez.

ÜNİVERSİTENİN ROLÜ

Bir kentte sanatın yaygınlaşmasında en önemli rolü üstlenmesi gereken iki kurum vardır: Yerel yönetim ve üniversite. Ne var ki, tek adam rejiminin bu iki kurum üzerindeki baskıları sanat alanındaki özgür girişimlere kapılarını kapatıyor. AKP’nin egemen olduğu illerde sanatçılara destek olan yerel yönetimlerin sayısı fazla değil. Tabi, istisnaları da olabiliyor bunun. Bazı illerde, siyasal iktidar kendi görüşlerine yakın bulduğu insanların düzenlediği etkinliklere sıcak bakıyor ya da kendileri birtakım etkinlikler gerçekleştiriyor, Yed’i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali, Gaziantep Uluslararası Gastronomi Festivali, Kayseri, Konya, Malatya’daki uluslararası film festivalleri gibi… Kültür ve sanatın beşiği olması gereken üniversitelerimiz arasında da bu işlevi hakkıyla yerine getirebilenlerin sayısı pek az günümüzde. Bir zamanlar, Malatya ve Van üniversitelerini birer sanat cennetine dönüştüren rektörlerin hapislerde çürütüldüğü günler belleklerimizden silinmedi henüz. İşte bu karanlık ortamda sanat alanına yatırım yapan üniversite yöneticilerinin çabaları çok önemli. Sanat dostu Yılmaz Büyükerşen’in rektörlüğü zamanında başlatılan film festivalini yaşatmak adına ciddi bir çaba gösteren Eskişehir Anadolu Üniversitesi rektörü ile İletişim Bilimleri Fakültesi dekanını ve Festival yönetmenliğini başarı ile sürdüren Doç. Dr. Serhat Serter’i ne kadar kutlasak az.

Önceki akşam, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Şener Şen salonunda gerçekleşen 21. Eskişehir Uluslararası Film Festivali açılış töreninde, ev sahiplerinin konuşmalarının ardından Onur Ödüllerini alan Erden Kıral ve Nur Sürer, sinema sanatına verdikleri değerden ötürü üniversite yöneticilerine teşekkür ederek, Eskişehir’in sanat dünyamızdaki önemli konumunu vurguladılar. 21. festivalin programında 32 uzun metraj ve 20 kısa metraj gösteriliyor. Filmlerin çoğunluğunu izlemiş olsam da, Eskişehir’in aydın insanlarıyla yeniden bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 11 Aralık’a dek sürecek olan festivalde filmler iki salonda gösteriliyor: Anadolu Üniversitesi’nin Şener Şen salonunda ve kent içinde Cinetime sinemasında.

GEZİCİ FESTİVAL

Bu yıl da katılamadım, ama 26. yılına ulaşan Gezici Festival’in sinema sanatının Anadolu’da yaygınlaşması adına ne denli önemli bir uğraş verdiğinin farkındayım. Yıllardır farklı kentlerimizde yerel yönetimlerle el ele vererek gerçekleştirdikleri festivaller arasında Kars’ı anlata anlata bitiremez katılan sinemacılar. Ne yazık ki, belediye yönetiminin değişmesiyle artık bu kente uğrayamıyor Gezici Festival. Sanırım birkaç yıldır uğradıkları iki Anadolu kentinden memnun kalmış olmalılar ki, bu yıl da aynı kentlere gidiyorlar. Her zaman olduğu gibi Ankara’da başlayan festival, Sinop Belediyesi ve Telvin Sanat Akademisi işbirliğiyle Sinop Halk Eğitim Merkezi’nde sürdü. “Okul Traşı”nın yönetmeni Ferit Karahan, “Kerr”in yönetmeni Tayfun Pirselimoğlu, “İki Şafak Arasında”nın yönetmeni Selman Nacar, “Anadolu Leoparı”nın yönetmeni Emre Kayiş, “Zuhal”in yönetmeni Nazlı Elif Durlu ile bu filmlerin yapımcıları ve oyuncularının katıldığı Sinop gösterimleri 3-5 Aralık tarihlerinde (Sinoplu kardeşler, dikkatinizi çekerim bugün son gün) gerçekleşti. Sırada bir başka güzel ilimiz var. 6-8 Aralık tarihleri arasında, Kastamonu Üniversitesi İletişim Topluluğu işbirliği ile üniversitenin Ahmet Yesevi Salonunda yer alacak gösterimlerde yılın önemli yerli ve yapımlarından oluşan bir seçkiyi Kastamonulu sinemaseverlerle paylaşacak olan sinema havarisi iki arkadaşım Ahmet Boyacıoğlu ve Başak Emre’yi kutluyorum. İzmir’de de festivallerin ardı arkası kesilmiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Edebiyat Festivali, Büyükşehir’in yanısıra, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, AB Türkiye delegasyonu ve UNICEF desteğinde Çocuk Hakları Kültür Sanat Derneği tarafından düzenlenen 10. Çocuk Hakları Film Festivali, 22. İzmir Kısa Film Festivali ve yarın akşam ‘Hanuka’ (Işıklar Bayramı) ile sonuçlanacak olan İzmir Sefarad Kültür Festivali’nden sonra yeni bir festivale merhaba diyor İzmirliler. Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat Vakfı’nın düzenlediği 9. TAKSAV Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali cuma akşamı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde ‘Onur’, ‘Emek’ ve ‘Direnç’ ödüllerinin verildiği açılış töreniyle başladı. 13 Aralık tarihine kadar İzmir’in farklı ilçelerinde 11 mekânda gerçekleşecek olan festivalde Türkçenin yanı sıra Kürtçe, Rusça, Gürcüce oyunlar sergilenecek. Kapanışı, Azerbaycan Devlet Akademik Rus Dram Tiyatrosu’nun “Mutluluğun Bedeli” oyunu ile yapacak olan festivalin ana teması ‘direnç’ olarak belirlendi. Görsel sanatlar alanında her yıl düzenlediği nitelikli sergilerle İzmir’in kültür yaşamına katkı sunan Folkrat Gallery’de 23 Kasım’da açılan “Türk resminin Bohem ve Asi Fırçası: Çallı” sergisi ressamın yapıtlarından önemli bir seçkiyi İzmirli sanatseverlerle buluşturuyor. Proje direktörü Fahri Özdemir’in çeşitli kurumların ve özel koleksiyonerlerin elindeki yapıtlardan derlediği sergi 11 Nisan’a kadar açık kalacak. Özenle hazırlanmış 400 sayfalık sergi kataloğu da Çallı’nın sanatını farklı açılardan değerlendiren yazılar içeriyor. İzmir, Bienal’ine ve Çağdaş Sanat Müzesine kavuşmayı beklerken, Çallı sergisi (Arkas müzelerindeki sergilerle birlikte) önemli bir ihtiyaca cevap veriyor. Yalnızca bu sergi bile, kış aylarında İzmir’e bir yolculuk yapmak için yeterli bir neden. Ayın ikinci yarısında da İzmir Uluslararası Mizah Festivali başlıyor. Ondan da haftaya söz ederiz…