BJK’nin başkan adayı Hürser Tekinoktay
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Popülizm bir hastalıktır. Bir toplum ondan beslenmeye başlarsa, gerçek ile bağlarını koparıp kaybetme üzerine bir kısır döngü içinde yaşamaya başlar. Kısa süreli sanal mutluluklar, mutlu bir azınlığın çıkar kurgusuna manipüle olmaktan başka bir şey değildir.

BJK, kaybetme pahasına bu sanal mutluluğu Süleyman Seba’dan sonraki üç başkanla fazlasıyla yaşadı.

Temel kurgusu; Beşiktaş’ı menajerler üzerinden popülist transferler ile bir ‘rant’ kurgusu yaratarak bunu mutlu bir azınlığın hizmetine sunmaktı! Beşiktaş’ın ‘post-turuth’ dönemi artık kendini ifade edecek tüm manipüle etkileri kaybetti.

Gerçek tabirle, Beşiktaş’ın tüm değerlerinin içini boşaltmak üzerine kurgulanan bu danışıklı dövüş yönetim politikası ve bu üç başkan profiliyle aynı strateji üzerinden yaratılan borç sarmalı ve ortaya çıkan ‘rant kurgusu’ bugün borç tutarını 4 milyar TL civarına getirdi.

Artık deniz bitti!

İşte bu noktadan sonra, tüm Beşiktaş camiasının artık sanal kurgudan kurtulup gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor.
Kurulan sosyal birlikteliklerle Beşiktaş’a katkı yapmak isteyen tüm gruplar, bu zaafları üzerinde taşıyan kişilerden kurtulması gerekir. Grupların bireysel beklentileri olmayacak şekilde tüm gerçekliği kabul etmeleri gerekir.

Şu ana kadar yönetimlerde yer almış kişi veya kişilerin, bundan sonra BJK Kulübüne herhangi bir katkısı olamaz.

Çünkü, tüm bu sanal süreç içerisinde alınan kararların hepsinde imzaları var. Ne bir muhalefet şerhi koymuşlardır ne de bir karşı yazı yazmışlardır. Bu tüm zarar veren kararlar, bir vicdan azabı olarak onlarla yaşayacaktır.

Ve burada başka bir duruş ihtiyacı ortaya çıkıyor.

Tekrar Süleyman Seba iradesi ve ahlaki dürtüsüyle yeni küresel futbolun gerçeklerini kabul edecek bir anlayışa ihtiyaç duyuluyor.

Bunlar, ancak ve ancak üretim projeleriyle ifade edilebilecek içeriklere sahip olacak stratejileri içinde barındırmak zorundadır.

Ben hiçbir zaman Türkiye’de bırakın projeleri, bir projeyle gelip başkan adayı olan birini göremedim.

Gruplara verilen tavizler, taraftar gruplarına verilen deplasman bilet satış yetkisi, medyada kurulan özel ilişkiler…

Böyle stratejiler, sadece yalan bir kurgunun kabulendirilmesini sağlayacak bir ‘rant’ ortamı için büyük bir işbirliği sarmalından başka bir şey değildir.

30 yıllık dostum olan, tüm düşüncelerini ve karakterini ince ayrıntılarına kadar bildiğim değerli bir insan formatına sahip Tekinoktay, BJK Kulübü için son şans olarak ortaya çıkan Beşiktaşlıdır.

Bunları yazmak taktir edersiniz ki çok kolay değildir. Dostum olması ötesinde, bir kurum için çok önemli olan, hatta kurtuluş projeleri uygulama ortamını yaratacak birini tanıtmak ve hata yapmadan tanıtmak gerekir.

Öncelikle, yaratacağı kolektif akıl ortamıyla yönetim kurgusunu dizayn etmesi en başta kontrol mekanizmasını ortaya koyacaktır. Tüm Beşiktaşlıların bu taşın altına elini koymasını sağlayacaktır.

Yüz bin kişiyi üye yapma amacının altında yatan gerekçe budur.

En önemlisi, futbolun içinden gelen bir kimliğe sahip olmasıdır. Burada hata yapma şansı çok düşüktür. Onu Ali Koç’tan ayıran avantajlı nokta burasıdır.

Hem iş insanı kimliği hem de antrenörlük kimliğiyle oluşturduğu yönetim prensiplerindeki tamamlayıcı içerikler, BJK Kulübü içinde yeni kurguların ve bunu ortaya koyacak üretim projelerinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Şimdiden, dört yaşından itibaren oluşturulacak altyapı programları, finans, yönetim şablonu, spor meslek lisesi ile üniversite kurulmasını amaçlayan üretim projelerinin çoğu hazır.

Vizyonundaki küresel entegrasyon talebi, Beşiktaş’ı yöresel figür olarak kalıp bir ‘rant’ kapısı olmaktan kurtaracaktır.
Fulya davası, onun nasıl bir Beşiktaşlı olduğu konusundaki tüm değerleri ortaya koyduğu gibi, tüm şüpheleri de ortadan kaldırıyor.

Hürser Tekinoktay bir Mesih değildir. Ama ‘ahlaklı’ (!) bir insan olarak bu talepte bulunması, hem de bu dönem için talepte bulunması çok değerli ve dikkate alınması gereken bir başvurudur.