birgün

10° PARÇALI BULUTLU

author

Cannes’da ustalar geçidi

75. Cannes Film Festivali resmi seçkisinde yarışan 21 filmin çoğunluğu ünlü yönetmenlerin imzasını taşıyor. ‘Belirli Bir Bakış’ bölümündeki 20 film arasında Emin Alper’in “Kurak Günler”i yer alıyor.

KÜLTÜR SANAT 15.05.2022 06:30
Cannes’da ustalar geçidi
Abone Ol google-news

Dünya sinemasının kalbi 17-28 Mayıs tarihleri arasında Fransız Rivierası’nın şirin kenti Cannes’da atacak. Bu yıl, festivalin 75. yılı kutlanacağı için olsa gerek, Resmi seçki bir ustalar geçidi görünümünde. Her yıl birkaç ilk filmin de yer alabildiği yarışmada bu kez gençlere yer yok. 21 film (iki yönetmenli filmleri hesaba katarsanız 23 yönetmen) arasında 5 kadın var. Elbette, festivalin yan bölümleri de var, o bölümlerde ilk filmler oldukça önemli bir yer tutuyor; kadın yönetmenlerin görünürlüğü de daha fazla.

Pandemi nedeniyle katılamadığım iki yıldan sonra bu yıl yeniden Cannes’a gidebilmeyi umuyordum, ama olamadı. Bu yüzden filmleri kısaca tanıtmakla yetineceğim bu yazıda. Festival, salı akşamı Fransız yönetmen Michel Hazanavicius’un “Final Cut” filmiyle açılıyor. Yönetmeni “Artist” filminden tanıyor olmalısınız. Filmin adı yakın zamana kadar “Z” idi, ama bu harfin Putin’in Ukrayna savaşında kullandığı bir zafer simgesi olması nedeniyle alelacele filmin adı değiştirilmiş. Film, aynı gün Fransız sinemalarında gösterime gireceğine göre çok yakında ülkemizde de izleme şansımız olur diye düşünüyorum.

JÜRİ BAŞKANI VINCENT LINDON

Resmi seçkiyi değerlendirecek jürinin başkanlığını ünlü sinema oyuncusu Vincent Lindon yapıyor. İnşaat işçisi, yüzme hocası, heykeltıraş (Rodin), sendikacı, gazeteci gibi çok farklı rollerde izlediğimiz, gerçekçi yorumları ve karakterleri derinliğine yorumlama gücü ile tanıdığımız Lindon 2015 yılında En İyi Erkek Oyuncu ödülünü almış, son filmi “Titane” geçen yıl Cannes’da Altın Palmiye’yi kazanmıştı. Cannes’da 1987 yılında Yves Montand, 1993’te Gerard Depardieu, 1997’de Isabelle Adjani jüri başkanı olmuştu. Lindon, 2009 yılında jüri başkanlığını üstlenen Isabelle Huppert’den sonra jüri başkanı olan ilk oyuncu. Sanatçı, Festival Komitesi tarafından şu sözlerle tanıtıldı: “Lindon, içgüdüsel ve tutku dolu oyunculuğuyla gerilimi ve duyguları ustalıkla yansıtan, sınır tanımayan bir oyuncudur. Modernizmin tuzaklarına boyun eğmez, adaletsizliğe başkaldırır. Günümüzün politik ve toplumsal hastalıklarına, adaletsizliğe, yabancı düşmanlığına, yoksulluğa tavır alarak, yenilgiye uğramış insanlığın çelişkilerini bütün çıplaklığıyla yansıtır.”

cannes-da-ustalar-gecidi-1015632-1.

Lindon, Cannes Jüri başkanlığı görevine ilişkin şunları söylüyor: “Dünyanın şu karmaşası içinde, zorlu ama keyifli bir görevi üstlenmekten onur duyuyorum. İnsanların ortak yaralarından ve sevinçlerinden söz ederek, geniş kitlelere cesaret, sadakat ve özgürlük umutları aşılamaya çalışan filmleri elimizden geldiği kadar titizlikle değerlendirmeye çalışacağız.”

Jürinin diğer üyeleri ise şu isimlerden oluşuyor: İngiliz asıllı Amerikalı oyuncu, yapımcı, senarist ve “Passing” filminin yönetmeni Rebecca Hall, sosyal sorumluluk projeleri ile tanınan, Time dergisinin ‘100 Yılın En Etkili 100 İnsanı’ listesinde yer alan Hintli oyuncu, manken ve yapımcı Deepika Padukone, “Ejderha Dövmeli Kız” filmi ile dünya çapında ün kazanan İsveçli oyuncu Noomi Rapace, İtalyan oyuncu ve yönetmen Jasmine Trinca, “Bir Ayrılık”, “Satıcı”, “Kahraman” filmleri ile tanınan Oscar’lı ve Altın Palmiyeli İranlı yönetmen Asghar Farhadi, “Sefiller” filmiyle tanıdığımız Fransız yönetmen, senarist, oyuncu ve yapımcı Ladj Ly, “Sevmek” filminin Amerikalı yönetmeni Jeff Nichols ve “Dünyanın En Kötü İnsanı”nın Norveçli yönetmeni Joachim Trier.

AVRUPA’DAN UZAK DOĞU'YA

Yarışma seçkisinde yer alan 21 film içinde önceki yıllarda Cannes’da yarışmış, başarı kazanmış yönetmenlerin yapıtları başı çekiyor. Bir sinemacı arkadaşım, genç yönetmenlere şans verilmiyor diye bu duruma tepkisini dile getirdi. Bir bakıma doğru, ama ustalar ne yapsın, Altın Palmiyelerini aldıktan sonra bir daha seçilmesinler mi? Tabi ki, iyi filmler yaptıkları sürece bunu hak ediyorlar. Cannes’da önemli ödüller kazanmış yönetmenlerden Jean Pierre ve Luc Dardenne (“Rosetta” ve “Çocuk” Altın Palmiye, “Bisikletli Oğlan” Jüri Büyük Ödülü), Japon Kore-eda Hirokazu (“Arakçılar” Altın Palmiye), İsveçli Ruben Öslund (“Kare” Altın Palmiye), Güney Koreli Park Chan-Wook (“İhtiyar Delikanlı” Jüri Büyük Ödülü), İranlı Asghar Farhadi (“Kahraman” Büyük Ödül), David Cronenberg (“Çarpışma” Jüri Özel Ödülü) bu yıl Altın Palmiye için yeniden yarışa katılıyorlar.

Seçkide Avrupa ortak yapımları çoğunlukta. Dardenne Kardeşler’in yanı sıra, “Girl” filmi ile tanınan Lukas Dhont var. Yeni filminin adı “Yakın”. Felix van Groeningen ile birlikte yönettiği “Otto Mountains” filminin yönetmeni Charlotte Vandermeersch da yarışmadaki üçüncü Belçikalı. İtalyan yönetmen Mario Martone, “Nostalji” adlı son filmiyle, İtalyan asıllı Fransız oyuncu yönetmen Valeria Bruni Tedeschi’nin “Her zaman Genç” filmleriyle yer alıyorlar seçkide. İspanya’dan Katalan yönetmen Albert Serra’nın “Pacifiction” filmi var. Fransız sinemasını üç film temsil ediyor bu yıl. “Genç Kadın” filmiyle Cannes’da Altın Kamera (En İyi İlk Film) ödülü kazanan Leonor Serraile “Küçük Kardeş”, usta yönetmen Claire Denis “Öğle Vakti Yıldızlar”, Arnaud Desplechin “Erkek Kardeş-Kız Kardeş” filmleriyle…

Bir Rus yönetmenin, “Yaz” filmi ile tanıdığımız Kirill Serebrennikov’un “Çaykovski’nin Karısı” filmini Resmi Seçki’ye alarak, bir ülkeyi eleştirirken sanatçılarını da yasaklamak gibi aptalca bir yanlışa düşmüyor festival yönetimi. Yarışma dışında Ukrayna sinemasına özel bir yer ayırmayı ihmal etmeden... Polonya sinemasının ustalarından Jerzy Skolomovski ise “Eo” adlı filmiyle, Amerikan sinemasından “İlk İnek” filmiyle haklı bir başarı kazanan Kely Reichardt’ın “Showing Up”, James Gray’in “Kıyamet Zamanı”, Kanada’dan David Cronenberg’in “Geleceğin Suçları” filmleri yer alıyor seçkide.

İran’dan Farhadi’nin filminin yanı sıra Saeed Roustaee’nin “Leyla’nın Kardeşleri” de yarışmada. Bu kadarla da kalmıyor İsveç’te yaşayan İran asıllı yönetmen Ali Abbasi de “Kutsal Örümcek” filmiyle yarışıyor. İsveç sinemasını Ruben Öslund’un yanı sıra bir doğu kökenli sinemacının, Tarık Saleh’in yönettiği “Cennetten gelen Oğlan” temsil edecek. Uzak Doğu’dan ise iki usta var listede: Japonyadan “Arakçılar”la Altın Palmiye kazanan Kore-eda Hirokazu ve Güney Kore’den “Kan Arzusu”, “Hizmetçi”, “İhtiyar Delikanlı” filmleriyle tanıdığımız Park Chan-Wook.

Cannes’ın 75. yıl afişi, “Truman Show”un bir sahnesinden esinlenmiş, Cannes’ın kırmızı halısına gönderme yaparak, gökyüzüne yükselen bir merdivende bir insanı gösteriyor. Bir yandan, ifade ve özgürlük arayışını temsil ederken, öte yandan -pandemi sonrası- yeniden doğuşu simgeliyor. Filmlerin bir bölümü ailenin önemine vurgu yaparken, bir bölümü toplumsal sorunlara, özellikle göçmen sorununa değiniyor.

EMİN ALPER'İN BAŞARISI

Sinemamız bir filmle temsil ediliyor 75. festivalde. Emin Alper’in “Kurak Günler” filmi, 20 filmin yarışacağı “Belirli Bir Bakış” bölümünde yer alıyor. Film, Türkiye-Fransa-Almanya-Hollanda-Yunanistan-Hırvatistan ortak yapımı. Bu bölümde yer alan filmlerden 8’inin ilk film olduğu belirtiliyor. Bu bölümün ayrı bir jürisi var, başkanlığını İtalyan oyuncu Valeria Golino yapıyor. Anlaşılan bu yıl oyuncuları onurlandırmayı tercih etmiş festival. Altın Kamera Jürisinin başkanı da Almodovar’ın fetiş oyuncusu Rossy de Palma.

Elbette, Cannes programı sözünü ettiğim filmlerle sınırlı değil. Resmi Seçki’nin Yarışma Dışı bölümü, Özel Gösterimler, restore edilmiş önemli filmlerin sunulduğu ‘Cannes Klasikleri’, Geceyarısı Gösterileri, Kısa Film Yarışması (10 filmin seçildiği yarışmadaki filmlerden biri, Jamil McGinnis’in yönettiği “As Time Passes” ABD-Türkiye ortak yapımı olarak yer alıyor katalogda), yan bölümler olan Fransız Yönetmenler Birliği’nin düzenlediği “Yönetmenlerin On beş Günü”, “Eleştirmenler Haftası”, dünyanın dört bir yanından sinema okullarının gönderdiği filmler arasından 10 filmlik bir seçki içeren CINEF, Plaj Sineması ve tabi binlerce filmin alıcıların dikkatine sunulduğu Film Pazarı…

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol