Mesleğim öğretmenlik
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Doğup, varlığını devam ettirmek isteyen küçük bir çocuğun en önemli talebi; yaşama tutunmak için gerekli olan boşlukları doldurmaktır. Bunlar, fiziksel ve zihinsel anlamadaki gelişimini karşılayacak ve tatmin edecek taleplerdir. Bunlar, almaya sonuna kadar açık olduğu doğru, yeni bilgilerdir.

Çocuklar için boşlukları dolduracak koşulların sağlanması, öğretmen tarafından istenilen kişisel bir talep değildir. Dünyaya entegre olma kaygısı içinde olan ve bilginin rekabet koşullarının sağladığı avantajdan yararlanmak isteyen tüm çocuklar için zorunluluktur. İnsan yetiştirmenin sorumluluğu, kişisel veya yöresel bir ihtiyacı karşılamak için ortaya konulan bir çaba değildir. Aksine, dünyaya ait olma kararlılığının organizmasıdır.

Keşfetme ve yetenek gelişimi üzerine kurgulanmış yeni, gelişen ve değişen müfredatlar olduğundan, bilgiye kavuşma kaygısı, ister istemez öğretmeni değişim için şartlara ayak uydurmaya zorlar. Ya da kendisi şartları değiştirmek ister. Bu istek, onu, akıl ve vicdan değerlerinin bütünü içinde kalmayı zorunlu kılar.

Bu yüzden mesleğimin gerçek tanımını yaparken: Akıl ve vicdanın ete kemiğe bürünmüş halidir, diyorum. Aklın temelini ‘bilgi’, vicdanın temelini de ‘meslek ahlakı’ ve ‘etik değerler’ alıyor.

Öğretmen, bilgi ile çocuğu buluşturmak için kara tahtanın önüne geçtiği zaman, mesleğin kutsallığını ortaya koyar.

Çünkü, yaşama tutunmak için talepleri olan ve boşluk içinde bulunan çocukların bu ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğu, işte bu noktada mesleği kutsal yapıyor.
Bilgiyi saf, temiz ve objektif biçimde verme zorunluluğu, kutsallığın kendisini ortaya koyar. Buradaki değer, bilginin bilimsel öz yapısının bozulmadan verilmesi için aklın ve vicdanın birlikte hareket etmesidir.

Öğretmenin tek talebi olur: Bu bir bilgiyi özgürce ve doğru sunmak için kara tahtanın önünde özerkliğine sahip olma talebedir. Bu da kendisi için istenilen talep değildir. Bilginin içeriğini ve değerini korunması için istenilen taleptir.

Ve mesleğin etik kurgusu onu bu konuda direnmeye zorunlu kılar.

Bilginin geçerliliğine karşı yapılacak her türlü hurafe fanteziye ve saldırıya karşı direnci ile kendi mesleki değerlerinin korunması hususundaki direnci hiçbir şekilde kırılamayacak kuvvete sahip olmak zorundadır. Bu sadece öğretmeni bağlayan bir husus değildir. Bu geleceğimizi bağlayan bir husustur.

Unutmayalım ki; eğitim bir süreçtir. Sonuçları sadece bir çocuğu değil, toplumu, ülkeyi ve dünyayı ilgilendirir.

Bilginin evrenselliği aynı zamanda öğretmenlik mesleğinin de evrenselliğini ortaya koyar. Bilgiyi sunma şekli ve bilimsel gerçekliğinin kaybolmaması tamamen mesleki etik değerlerin içinde bulunur. Dünyadan kopuk, dogmatik bir eğitim sistemi ve bir öğretmenin bu sistemin bir parçası olarak bunları uygulama zorunluluğu veya isteğinin ortaya koyacağı sonuçlar çok ağırdır. Bu süreç içinde, kendisinin bedel ödememe isteği topluma ağır bedel ödetme şeklinde bir dengesizliğe sebep olur ki bunun telafisi yoktur.

Öğretmenlik mesleğinin ahlaki kurgusu: Kendi alanındaki sahip olduğu bilgileri iliklerine kadar boşaltarak verme istek ve arzusudur. Bu, sadece sevgili öğrencilere ve gençlere karşı olan bir sorumluluk değildir. Bu bir okula, bir şehre, bir ülkeye ve dünyaya karşı ahlaki ve etik sorumluğudur.

Yaşama karşı olan sorumluluğumuz yanında, yaşam ile kuracağımız denge ve ondan haz alacak en kutsal değer üreterek paylaşmaktır.

Bu istek ve talep meslek olarak seçildiğinde, bu meslek, hayatın devamını sağlayacak ekonomik ve sosyal ihtiyaçları giderecek bir iş olmayacaktır. Öğretmenlik, bir yaşam şeklinin ve misyonun karşılıksız isteme ve uygulama aşkıdır.

İdealist olmadan öğretmen olunmaz.

Bu öğretmenlik mesleğinin var oluş kodudur.

İdealist öğretmenlerin 24 Kasım emek günü kutlu olsun.