Müslüm Baba
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

...var edilmiş yaşam üzerine yazılan senaryonun oluşumu, araştırma ve dinleme üzerine bir kurgu olduğunda, bazen hikâyenin içine girip oralarda kalmamak elde değil. Bir hikâyenin gerçek olması, üzerine yapılandırılan kurgunun her zaman içimizdeki yüzleşme acizliğini ortaya çıkarma gücüne sahip olur.

Hem dinlerken hem yazarken bu sürecin temel içeriği, hikâyeyi sunma sorumluluğunu sanatsal bir içerikle aktarma talebidir.

...önce nefes alma direncini kaybederek gelir sana hikâye, vücudun yavaş yavaş perdeye esir olmaya başlar. Direnmeyi koruma talebi, bazen bunu istememek üzerine yapı kurar. Acıyı hissetmenin isteği; senin film şeridinle perdedekinin üst üste oturduğunda kendinden bir parçayı bulmayla başlar. Yüzleşmenin verdiği ‘acı’ vicdanla ortaya çıkar. Karanlık ortamın avantajıyla sadece koltuğu hissetmek kadar basit kurguyla başlayan süreç bir iç talebin vücudu ele geçirmesiyle sonuçlanır.

Doğum ile ölüm arasındaki uzun ince yollu yaşam, bize sunulan lütufla bize verilen cezalar silsilesidir.

Elimizde olmadan içinde bulunduğumuz doğanın bir parçası olma ayrıcalığına sahip olmak, yaşamın bizi ilgilendiren tarafını elde etmek, sadece bize bırakılan bir lütuf olmuyor.

Kurguya sahip olduğunu iddia edenlerin talepleri, bizi kendi bencil çatışmalarında kullanmaktan başka bir şey değil. Baba olsun, devlet olsun her iktidarın talepleri kendi varlığının sürmesi üzerinedir. Bunu sağlayacak her türlü sömürü mekanizması acımazca kurgulanır ve uygulanır.

Bazen; bu kadar olumsuzluk içinde bir insan dokunur insana.

Bir el alır seni, başka bir yaşam kurgusunun alanına kabul ettirmeye çalışır. Bilmediğin, olmadığını sandığın ve sana öğretilen çaresizlikle mahrum bırakıldığın dünyayı algılamak üzere uzatılan bu el, her zaman insan olmanın değeri üzerine meslek edinmiş ‘ideal’ insanlarındır.

Doğru yaşam içinde kalma becerisi edinmiş bu insanların beklentileri: insanlığın doğası gereği, özgürlükleri içerisinde duygularının kuvvetiyle yaşam haklarını sağlayacak yönü göstermektir. Bazen sazla, bazen sözle olur, bazen piyanonun tuşudur, bazen top ile olur, bazen matematiktir, bazen fendir.

… karanlık içindeki yüzleşmenin devamında; bu coğrafyada, kaderle gerçekleri birbirine karıştırılarak oluşturulan mekanizmada kendini bulmandır. Bize öğretilen ve istenilen, bu mekanizmaya hizmet kurgusu ile ‘şükretmek’ üzerine kurgulanmıştır.

Bu kadar şükürlerin muhakkak bir karşılığı birilerine lütuf olarak sunulacaktır. Ama bu biz değiliz! Çünkü, bizim şükür içine sığdıracak ne günahımız var ne suçumuz var.

Yaşamın tesadüfleri hiçbir kadına ve anneye nedense şükür sunamıyor! Annelerin çilesi üzerinden beklentilere gidilmesi, insan kalma direncini kırmakla eşdeğerde olur. Duyguların parça parça edildiği bu süreç, annelerin varlık alanlarında mezarın içindeki ölüm kadar soğuk ve tek odalı bir ev içindeki sevgi kadar sıcak çelişkiler içerir.

Dünyada var olmanın tek dayanağı, umutlar üzerinden hayallerin temiz içeriğidir. Bir dondurma külahının içine çaresizlik içinde sadece hayalleri doldurmak, gerçek kadar değerlidir. Bu objeler, bazen tüm yaşamı kırar yok eder, bazen sevgi katar.

Sevginin imha sürecine sokulmasıyla bedel ödeme yaşamın kendisi olur.

Önce, insanın bütünlüğünü kaybetmesiyle her şey başlar. Bir organizmanın değer kaybı, onu doğru hareket ettiren özgürlüğün ve duygu kurgusunun bütünlüğünü kaybetmesiyle olur.

Kaybetmenin duygusal parçalanışı üzerine bir yaşam kurmak içerik taşımaz. Süreklilik arz eden parçalanmanın bertaraf edilemeyecek şekilde hüküm sürmesi, yaşamın anlam bütünlüğünü kaybederek irade dışında yaşamak anlamına gelir.
...perdenin kapanmasıyla her şey bitmiyor. Düğümlenen boğazın çözülmesini beklemekle, yüzleşmenin vicdani rahatlığını bulmadan kalkılmıyor.

Elinize sağlık.