Türkçeyi dışlamak Anayasa suçudur!
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

TCDD, İstanbul’un simge yapılarından Haydarpaşa ve Sirkeci garlarına ait alanların kiralanması amacıyla açtığı ihaleye İBB’yi sokmadı! Ulaştırma Bakanlığı’nın şaşılası açıklamasına göre, İBB’nin bir kamu kuruluşu olarak bu ihaleye girmesi, başka katılımcılar açısından “caydırıcı” olurmuş!

Oysa tezgâh başkaydı! Haydarpaşa ve Sirkeci garları, yandaş bir şirkete peşkeş çekilecekti. Öyle de oldu. İhaleyi kaşla göz arasında Okçular Vakfı’nın eski bir yöneticisinin kazandığı açıklandı. Düne değin İBB’de üç bin lira aylıkla çalışan bu kişinin tek özelliği, AKP’li Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan’ın arkadaşı olmasıymış...

Sıkı durun! İBB’nin bu ihaleden elenmesinin nedenlerinden biri de, başvuru dilekçesinde “müteselsilen ve müştereken” sözcükleri yerine öz Türkçe “birlikte ve ortaklaşa” diye yazmasıymış!

AKP iktidarının Türkçe düşmanlığını bu kerteye vardırması gerçekten inanılır gibi değil! TDK’ye el koyan 12 Eylül darbecilerinin bile aklına bu kadarı gelmemişti!

Anayasanın 3. Maddesinde, bu ülkenin dilinin Türkçe olduğu yazılıdır. İstanbul Belediyesi’nin, Arapça bir söz kalıbının Türkçesine yer verdiği için ihale sürecinden dışlanması Anayasa suçudur. İBB avukatları, konuyu bu yönden de yargıya taşımalıdır.

HAFTANIN NOTU

Ankara’dan Karl Marx geçti!

Geçen hafta sonu Yılmaz Güney Sahnesi’nde çok etkileyici bir oyun izledik. Amerikalı Marksist tarihçi Howard Zinn’in yazdığı ve SemihÇelenk’in uyarlayıp yönettiği “Marx İstanbul’da”, Ankaralı sanatseverlerce ayakta alkışlandı. Daha önce çeşitli topluluklarca “Marx’ın Dönüşü” ve “Ben Marksist Değilim” adlarıyla sahnelenen oyunu bu kez Tiyatroevi buluşturdu seyirciyle. Oyunda KarlMarx’ı canlandıran HamitDemir, başarılı makyajı ve olağanüstü performansıyla izleyenleri büyüledi.

Özgün adı “MarxSoho’da” olan bu oyun, ölümünden sonra düşüncelerinin çarpıtılmasından yakınan KarlMarx’ın, hakkındaki spekülasyonlara yanıt vermek ve yanlış anlamaları düzeltmek için “öbürdünya”dan kısa süreliğine Soho’ya gelmesiyle başlıyor! Ne var ki “öte dünya bürokrasisi”nin yaptığı bir yanlışlık sonucu Marx, yaşamının son dönemini geçirdiği Londra’nın renkli semti Soho yerine New York’taki Soho’ya gönderilmiştir. Oyunun özgün metninde, günümüz dünyası ABD toplumu üzerinden eleştirilirken, SemihÇelenk’in başarılı uyarlamasıyla olaylar bu kez İstanbul Beyoğlu’ndaki “Soho” adlı eğlence yerine taşınmış…

Marx’ın kuramsal yanı ağır basan görüşlerinin olabildiğince anlaşılır biçimde aktarılmasına Semih Çelenk ve oyuna danışman olarak katkı veren Prof. Dr. İzzettinÖnder Hocamız özen göstermiş. Uyarlamada yer yer mizah öğesi kullanılmış olsa da Marx’ın felsefesinin sulandırılmadan, dosdoğru yansıtıldığını söyleyebiliriz. HamitDemir, tek kişilik gösteride ilgiyi canlı tutmak için zaman zaman salonla iletişim kurarak seyirciyi de oyuna katıyor. Bir saat on dakika süren tek perdelik oyunu izlerken bu nedenle hiç sıkılmıyorsunuz.

Marx’ın yaşamından kesitlerin yer aldığı oyunda, dönemin devrimci önderlerinden de söz ediliyor. Özellikle Engels, Bakunin, Proudhon gibi devrimcilerle Marx’ın diyalogları hem gülümsetiyor hem düşündürüyor. Ama oyunda en çok, eşi ve yoldaşı Jenny’nin adı geçiyor. Marx’ın genç yaşında âşık olup evlendiği Jenny’yle Londra’nın Soho’sunda geçirdiği açlık ve yoksulluk günlerini hüzünle izliyorsunuz.

Oyun, tam da Marx’a yakışan bir replikle sona eriyor: “Rahatsız oluyorsanız, oturmayın, ayağa kalkın!

Yönetmeninden oyuncusuna, çevirmeninden sahne tasarımcısına, ışıkçısından yapım ekibine, bu harika oyuna emeği geçen Tiyatroevi’nin tüm çalışanlarını yürekten kutluyor, henüz görmeyenler için “Sakınkaçırmayın!” diyorum…