Google Play Store
App Store
Rahmi Öğdül

Rahmi Öğdül

Hepimiz Zenon’un oklarıyız

Mevcut değillerdi. Örtülerin altında yaşıyor ve sessizce izliyorlardı olup bitenleri. Bazen kuşkuya düştüklerinde “Biz var mıyız?” diye soruyor, “Hareket edebiliyoruz,...

Çok süslü bir ülke

Modern, süsten hiç hazzetmedi. Bedenlerin, nesnelerin, toplumların, çağların evrime göre değerlendirildiği 19’uncu yüzyılda süs, evrimsel geriliğin, ilkelliğin semptomu olarak görüldü....

Webcam hayatlar

Çocuktuk ve hep birlikte tekerlemenin ritmine kaptırırdık kendimizi: “Yağmur yağıyor, seller akıyor/Arap kızı camdan bakıyor”. Arap kızının neden camdan baktığını...

Umut ve felaket

Yaşamdan öç alanların iktidarında, yaşayan ne varsa düşmandır. Yeryüzüne, taşlara, dağlara, ağaçlara, ormanlara, derelere, denizlere tutunan ve tutundukça yaşamı çoğaltanlar...

Mutlaka bir çıkış olmalı!

Çürümenin evreleri var. Hangi evresindeyiz acaba? Hangi evresinde olduğumuzu bilmesek de, hiç değilse çürüdüğümüzü biliyoruz, bilmeyenler de var....

Distopik nesneler düzeni

Bir mekân içine eşyaları biz mi yerleştiriyoruz yoksa eşyalar mı bizi? Özne-nesne ilişkisinin tersine çevrildiği, nesnelerin etkin, öznelerin ise edilgin...

Biz, yeryüzünün yerlileri

Tüm bedenler yerlidir; yerin yüzüne aittirler. “Biçimsizsiniz, bir o kadar da çirkin” diye seslendi yukarıdan birisi, “biçime sokulup güzelleştirilmeniz gerekecek;...

Açılmak mı dediniz?

Ne zaman açılacağız? Bu soru pandemiyle ilgili olsaydı hiç kuşkusuz uzmanlar yanıtlayabilirdi. Şöyle de sorulabilir? Biz hiç açıldık...

İnsan mikrokaostur

Parçaların bütün ile orantılı, uyumlu, düzenli ilişkilerini, şeylerin yasalı düzenini kozmos olarak tanımlayabiliriz. Bir kozmosun içine yerleşmeden önce bedeninize çekidüzen...

Rönesans hayatlar, Barok korkular ve heyûlalar

Her gece Barok korkular yaşardım, çocukluk işte. On yedinci yüzyılın Barok tablolarındaki bedenler gibi karanlığın içinden ışığa doğru fırlardım. Karanlıktan...

Şehre mor gelmiş

Renklerin kendi zamanları vardır. Zaman değildir renkleri değiştiren, renkler değiştikçe zamanlar da değişir. Sarı geldiğinde zaman akmaz olur, durgunlaşır. Mavide...

Dönülmez akşamın ufku mu?

Asla geri dönmemek üzere çıkılan yolculuklar vardır. Yolculuk sona erdiğinde gemiler yakılır. Ateşe verilen, terk edilen yerdir aslında. Her terk...

Taşınabilir tecrit hücreleri

Soyutlama, insan bilincinin en büyük numarası; Osmanlıcası tecrit. Birbirine benzemeyen tek tek şeylerde dışsal bir nitelik bulup, onları tek bir...

Olmadık şeyler olabilir

Var olmanın kendisi tutsaklık koşullarını üretebilir mi? Üretebilir. “Varoluşsal kaygılarla alınan önlemlerin kendisi varoluşa tehdit oluşturur.” Siegfried Kracauer’in bu saptaması,...

O halde dağılalım artık!

“Dağılın!” Megafonun metalik sesi meydanda toplanmış bedenlere sesleniyordu. Bedenler, kolaylıkla dağılıp tekrar bir araya gelebilen parçalar. Anonsa rağmen dağılmadılar. Sonra...

Ah şu imgesel kırılganlığımız!

Benliğin (self) ne denli kırılgan olduğunu yaşayanlar bilir. Benlik, bireyin içsel gelişimi sonucu kendiliğinden ortaya çıkan bir şey değildir; dışarıdan...