birgün

8° KISA SÜRELİ HAFİF YOĞUNLUKLU YAĞMUR

Vahşi hayvanları ehlileştirme projesi Zaman: 1905. Mekân: Grand Palais, Paris. Olay: Güz Salonu sergisinde Donatello’nun etrafını vahşi hayvanların... Yazının devamı... Büyük dalgayı beklerken dalgamıza bakalım İktidarın tepeden dayattığı ölüm dalgasına rağmen, şimdilik dipte devinen ve yüzeye çıktığında sörf yapacağımız bedenlerin... Yazının devamı... Kene tipi algı hapishanesi İktidara rağmen hava hâlâ, duyumsanmayı bekleyen şeylerle tıka basa dolu. Bedenin tüm yüzeyinin duyarlı hale geldiğini bir... Yazının devamı... Fıtratınızı nasıl alırdınız? Doğayı ve kendini çökertmeye çalışan kapitalist bir bireyin ortaya çıkışı. Fıtratınızı nasıl alırdınız? Normlu mu olsun yoksa... Yazının devamı... Sabun köpüğünden hayatlar Yeryüzü kıvrımlarında patlayarak tüm fay hatlarını parçalayan ve iktidarın dayattığı formları alaşağı eden doğanın kuvvetleridir... Yazının devamı... Gölgeden resimler ya da ölçüsü kaçmış dünya Contemporary İstanbul’da dolaşırken gölgelerimiz yoktu. Ama duvarlara vuran gölgeler gördük... Yazının devamı... Devlet ayrıntıda gizlidir: Mülk-süz-leş! Devleti tepelerde bir yerlerde bütün olarak değil, kurduğumuz parçalı ilişkilerde, hatta kendi bedenlerimizde aramalıyız.... Yazının devamı... ‘Tina’ bir kadın adı değildir Ölüm sever iktidarın dört duvar arasına sıkıştırdığı bedenlerin, kıyıma uğrayacaklarını bilmelerine rağmen tepki göstermemesi,... Yazının devamı... Zamanı ve mekânı kullanma kılavuzu Süreç, iktidarın kendi tasarlayıp çektiği filmin banyo edilme sürecinden başka nedir ki?... Daha önce yan yana gelmemiş,... Yazının devamı... Korkacak bir şey yok: Önce soyalım sonra giydirelim Soymak, bir varlığın kimliğini belirleyen giysilerini çıkarmaktır... İktidar da önce soyuyor ve sonra kendi imgesini giydiriyor... Yazının devamı... Karşınızda bakkal değil, çok uluslu bir hipermarket var! Devlet denilen hipermarketin raflarındaki mallar gibiyiz. Biz tükendikçe, raflarını yeni mallarla zenginleştiriyor...... Yazının devamı... Daha fazla özgürlük: Kılçık ve boş çerçeve Onca mücadeleyle elde ettiklerimizin, kazanımlarımızın köpek balıkları tarafından parça parça talan edilmesini ve sonunda... Yazının devamı... Şehrin katmanlarında siyah lekeler 2002’de bir gazete kupürü bugüne ne kadar da denk düşüyor; Mayıs 2002’de Lüleburgaz’ın Gençlik Parkı’ndaki kargalar, Mayıs... Yazının devamı... Fotojenik görüntünün banyosu Dijital fotoğraf makinesiyle çekilmiş fotojenik pozlarımızı paylaşıyoruz sosyal medyada. Kapitalizmin karanlık odalarında banyo... Yazının devamı... Bana onun kellesini getirin! Düş gören ve düşünen, yarattıklarıyla insanların kafalarını karıştıran, sürüleşmiş bireyleri baştan çıkaran “homme revolté”yi... Yazının devamı... Yüzeyde sörf yapmaya devam! Derinlik kayboldukça parlak yüzeyli metalara sığınmaktan başka seçenek kalmıyor ve yüzeyde sörf yaptıkça tüm derinlik duygumuzu... Yazının devamı... Mona Lisa ve Lucretia: Poz mu verelim yoksa harekete mi geçelim? Mona Lisa’nın güzelliğine hayran olabiliriz, ama o kadar. Oysa Lucretia’nın eyleminin üzerine kafa patlatabiliriz... Yazının devamı... Yalnızlığın biçimleri Foucault toplumda üç tür yalnızlık biçimi tanıdığımızı söylüyor; “iktidar tarafından dayatılan yalnızlık, iktidar sahiplerini... Yazının devamı... Yaşam boşluğu sever, iktidar sevmez İktidar varlıkların hareket edip yeni doğumlara, dünyalara gebe kalmalarını önlemek için tıka basa dolduruyor tüm boşlukları...... Yazının devamı... Söz konusu halıysa gerisi teferruattır Savaşın, kanıksadığımız evcil bir nesne gibi yeryüzünü kaplaması bizi şaşırtmıyor artık. Savaş, yeryüzünün doğal örtüsü üzerine... Yazının devamı...