Ax de vaji vaji*
Birgün Birgün Birgün Birgün
Ta Kabil ile Habil’den beri, kardeşlik en kutsal bağdır. İnsan kardeşliği, halkların kardeşliği, enternasyonal marşındaki “işçi sınıfı kardeşliği”, dinlerde ve mitolojideki kardeşlik, edebiyatta ve sinemada kardeşlik. Kardeşlik kadar yüceltilen, kardeşlik kadar küçültülen az şey vardır. Adem ile Havva’nın oğlu Kabil ilk kardeş katilidir. Bunun cezasını, ömür boyu sürgün ve gezgin kalarak ödemiştir. Ortadoğu’nun en eski […]

Ta Kabil ile Habil’den beri, kardeşlik en kutsal bağdır. İnsan kardeşliği, halkların kardeşliği, enternasyonal marşındaki “işçi sınıfı kardeşliği”, dinlerde ve mitolojideki kardeşlik, edebiyatta ve sinemada kardeşlik. Kardeşlik kadar yüceltilen, kardeşlik kadar küçültülen az şey vardır.

Adem ile Havva’nın oğlu Kabil ilk kardeş katilidir. Bunun cezasını, ömür boyu sürgün ve gezgin kalarak ödemiştir. Ortadoğu’nun en eski milletlerinden olduğu halde bugüne kadar egemen bir hükümet kurmayı başaramamış Kürtler mesela, kendi içlerindeki savaşların yıkıcılığı karşısında bu tür savaşlara “bırakuji” (kardeş kavgası) adını vermişlerdir. Kardeş katli veya kardeş kavgası -hangi zamanda, yerde ve topluluk içinde olursa olsun- çok ağır sonuçlara yol açmıştır.

Kabil’in sevgili kardeşi Habil’in kanını keskin bir hançer ile döktüğü günden beri insanoğlu, hiç bitmeyen bir kardeşlik rüyasının esiri olmuştur. Kan davası güden aileleri, anlaşamayan aşiret ve kabileleri, rengi ve dili farklı ulusları, gece gündüz çalışmaktan bitap düşmüş zavallı işçi sınıfını, ezilen halkları, birbiriyle kardeş yapma sevdası dinmemiştir. İnsanlığın kardeşçe yaşadığı geçici dönemlere rağmen, kardeş kavgası yeryüzünde egemen olandır.

Metin/Kemal Kahraman, otuzuncu sanat yılını tamamladılar; bu esmer müzisyen kardeşler, bir yandan da hepimize insan kardeşliğinin olumlu bir örneğini sunuyorlar. Aynı karından doğup, yaşamlarının son anında yalnızca birbirinin mezarına giden insanlar çoktur. Bir yandan da kolay değildir; dağların ülkesinde; unutulmuş bir köyde doğup; hapishane ve sürgünden geçip; bu defa Avrupa’dan Dersim’e bir müzikâl yolculuğu bu yüzyılda da sürdürebilmek. Emek, inanç, bitmeyen bir merak ve aşk ve dervişhane bir sabır isteyen bir yol bu; sürmeyi bildiler.

Onlar, sadece bir halkı ve tarihini değil, Türkçeyi ve Zazacayı yeniden yarattılar. Tek başına Zazaname şarkısı, müzikâl yaratıcılıklarının çok güçlü bir ifadesidir. Sultan Suyu ise, belki de Pir Sultan’dan bu yana, bundan böyle de tarihte hiç kimse tarafından bu kadar güzel söylenmeyecektir. Xece (Hatice) ile başlayan aşk türküleri, en son Ax de vaji vaji adıyla çıkan Dersim ağıtlarıyla (söyleyen Maviş Güneşer) sürüyor. Onlar bu yolculukta, ormandaki ayıdan korkup aman dileyen yalnız oduncunun yalvarışını da, hapse atılan Selahattin Demirtaş’ın şiirini de notaya dökmeyi başardılar.

Ax de vaji vaji, bir Dersim okuması sayılabilir. Geçen yüzyıl Rus işgali sırasında kanını döken Halil beyi, Çanakkale’ye götürülen ve padişahça “hayır ve hizmeti” kabul görmeyen mezarı belirsiz askerleri, “ah memleketim” diye inleyen, teslim olduğu halde idam edilen Seyit Hüseyin’i, atılan bir iftira sonucu darağacına çıkan Fındık ağayı, karakolu köyüne getiren ama aile fertleri “iki suyun birleştiği yer”de kırılan Kamer ağayı, baykuşların duvarlarında yuva kurduğu Ağdad’daki boş evleri anlatıyor. Bu sayede ağıtları söyleyen Weliye Uşênê İmam’ı, Sey Qaji’yi ve Sılo Qız’ı da anıyoruz.

Ve Metin/Kemal Kahraman bu çalışmaya eşlik eden kitaplarında, “bu ağıtlar sadece dün olup bitmiş bir takım vakıaların şahitleri değildir; ya da bizim amacımız dün yaşanmış ve dünde kalmış felâketlerin kayıtlarını yeniden hatırlatmak değildir, dün olmuş fakat bugün de olmaya devam eden hakikatlerin dile gelmesidir” diyor. Nitekim ABD’de kurulu Holokost Müzesi’nin dört ay evvel yayınladığı “Erken Uyarı Raporu”nda, Türkiye, “Soykırım Riskine Sahip Ülkeler” sıralamasında dünyada sekizinci sırada bulunuyor.

Metin/Kemal Kahraman’ın sesine, kederli ağıtlarına kulak verelim. Yurttaşların bir kısmına “defolun gidin” diye Irak’ın adres gösterildiği, ana muhalefet partisi liderinin idamının tartışıldığı bu korkunç ülkede, ağıtlar bize ışık olabilir; güç verebilir. Bir otuz yıl daha, “kardeşlerin” seslerine sağlık olsun.

*Ah, söyleyeyim söyleyeyim.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız