birgün

2° PARÇALI BULUTLU

author

Bir de borsayı denesek

EKONOMİ 25.11.2022 06:30
Abone Ol google-news

Malum, giderler hızla artıyor, gelirlerimizde bir iyileşme yok. Para kazanmak lazım, hem de hemen! Ama nasıl? Nereden para kazanacağız? Yok, öyle uzun vadeli işlerden bahsetmiyorum. Öyle bir fırsat bulalım ki koyduğumuz tutar katlanarak artsın, biz de rahat edelim. Çiftlik bank işini denediniz olmadı, kripto paralara girdiniz olmadı, gayrimenkul fiyatları zaten uçmuş, döviz ya da faiz desen, iktidar müdahale ediyor. Geriye ne kaldı?

Evet, doğru bildiniz: Borsa! Son günlerde borsa yeniden gündeme oturdu. Nereye baksanız borsadaki yükselişe ilişkin bir şeyler görüyorsunuz. Endeks filanca seviyeye yükselmiş, bilmem ne hissesi 10 kat artmış, geri kalanlar da acayip yükselecekmiş(!) Madem durum bu, bundan siz niye yararlanmayasınız? Bir koyup beş almakta ne sakınca var? Üstelik Bahçeli borsanın daha da yükseleceğini söylemedi mi? Bu güvence size yetmez mi? Alın birkaç “kâğıt”; haftaya arabayı değiştirirsiniz. “Fırsat” büyük olunca kaçırmak istemeyen de çok oluyor. Bu “fırsattan” yararlanmak isteyen yüzbinlerce kişi daha borsaya girmiş. Girişler son birkaç ayda daha da hızlanmış. Söylenene göre borsadaki “yatırımcı” sayısı 3 milyonu aşmış. Ayrıca, şirket bilançoları da baya iyi geliyormuş. Şirket çok para kazanınca sizin payınıza düşen de fazla olur. Ne güzel işte. Ama maalesef buradan sonra okuyacaklarınız hevesinizi kursağınızda bırakabilir. Bunun olmasını istemiyorsanız yazının geri kalanını okumayın derim. Boş verin. Gidin birkaç kâğıt alıp zengin olma “şansınızı” deneyin. Yıllardır “yatırım” dersi vermesine rağmen borsadan para kazanan bir hoca gördünüz mü? Ben görmedim. Neymiş efendim, dünya ekonomisine, oradan ülke ekonomisine, oradan sektöre, sonra şirketin finansal tablolarına, ne üretip kime sattığına bakmalıymışsınız da, detaylı analiz ve değerlendirmeler yapmak gerekiyormuş da… Geçin bunları.

Etrafınızda hangi kâğıdın uçacağını bilen birileri yok mu? Ha, işte onlara kulak verin. Zaten borsada böyle kazanılır. Etrafınızda yoksa da pek çok sosyal medya hesapları üzerinden bu tür “bilgileri” paylaşanlar var, onlara bakın. Hiç tanımadığınız insanların sizin mali menfaatinizi düşünerek yaptıkları paylaşımlara itibar edin. Zaten onları dinlemiş olsaydınız son birkaç haftadır hemen her gün tavan giden kâğıtları kaçırmamış olurdunuz. Efendim? O kâğıtlar tabana düşmeye mi başladı? Ya gördünüz mü? O kâğıtlarda geç kalmış olsanız da başka kâğıtlar vardır. Girin onlardan alın. Hangi kâğıtlar mı? Söyledim, ben bilmem bu işleri. Siz girin sosyal medyanın anonim hesaplarına, oralara bakın. Bu tür bilgiler oralarda. Üstelik bedava! Zaten bizler de ders anlatırken, bilgiye erişimin maliyetsiz olduğunu varsayarak başlıyoruz. Bizim varsaydıklarımız meğer gerçek olmuş. Hala bu yazıyı okumaya devam ediyor musunuz?

Peki, size para kazandıracağını söyledikleri o bilgileri neden bedava paylaştıkların hiç merak ettiniz mi? Ben söyleyeyim. Onların para kazanabilmeleri için sizden önce almış oldukları kâğıtları satabilecekleri birilerine ihtiyaçları var. Eğer siz, onların aldıkları fiyattan daha yüksek bir fiyata ellerinde bulunan hisseleri alırsanız onlar parayı kesin kazanacaklar. Peki, bu yüksek fiyattan aldığınız kâğıtlardan siz nasıl para kazanacaksınız? Bunun yanıtı da basit. Sizin ödediğinizden daha yüksek bir fiyat ödeyecek birilerini bulursanız, onlara satarsınız. Ya bulamazsanız? Biraz beklersiniz, almış olduğunuz kâğıtların fiyatı düşer, “kısmetimde yokmuş” dersiniz ve zararına satarsınız. Ta ki bir sonra ki “önemli” bilgi size ulaşana kadar. O bilgi geldiğinde, hala elinizde bir miktar para varsa, şansınızı yeniden denersiniz. Geçen sefer olmadı ama bu kez kesin kazanırsınız. Garanti. Değil mi? Hisseye girecek paranız mı kalmadı? Sorun değil. Size sunulan fırsatı kaçırmamak için evinizi ya da arabanızı satıp oradan gelen parayı yatırın. Nasıl olsa kazanacağınız para ile daha büyük bir ev ya da araba alırsınız. Ama ben yine de notumu buraya düşeyim: unutmayın kiralar çok arttı. Oturun oturduğunuz evinizde.

MB BEKLENENİ YAPTI

Dün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun faiz kararı açıklandı. Daha önceki açıklama metninde ifade ettikleri şekilde 150 baz puan indirime gidilerek politika faizi yüzde 9’a düşürüldü. Böylelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizin tek hanelere ineceğine ilişkin “tahmini” de gerçekleşmiş oldu. Karar metnine bakınca, enflasyon ile mücadele etmeyen bir MB olduğunu bir kez daha görebiliyoruz. Metinde en az kullanılan kelime enflasyon. MB, yaptığı açıklamada, “mevcut politika faizinin küresel talebe ilişkin artan riskleri dikkate alarak yeterli düzeyde olduğunu değerlendirmiş, ağustos ayında başlatılan faiz indirim döngüsünün sonlandırılmasına karar vermiştir” diyerek, sanırım seçimlere kadar, faizin yüzde 9’da kalacağını da ifade etmiş.

Ama haklı olarak siz de soruyorsunuzdur: Enflasyonun yüzde 85 olduğu bir dönemde faizi 9’da tutsanız ne olur, indirseniz ne olur. Şimdiye kadar verecekleri zararı verdiler, enflasyonu rekor seviyelere çıkardılar zaten. Ama enflasyonun bu kadar yükselmesinde uyguladıkları para politikasının bir etkisinin olmadığını söylüyor, sorumluluğu başka yerlere yıkıyorlar. “…ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri[3 harfli marketler], küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların[savaş var] oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam etmektedir. “ Ama siz yine de şöyle düşünün; enflasyonu düşürmeseler de düşürebildikleri bir şey var, onu düşürüyorlar. Ama niye burada durduklarını ben de anlamadım.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun