birgün

15° AÇIK

SİYASET 19.11.2021 09:00
author

Bitmeyen kriz

Bitmeyen bir krizin içinde geçiyoruz. 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında döviz kurundaki artışlarla patlak veren kriz, aradan geçen 3 yılı aşkın sürede katlanarak büyüdü.

Krizin ortaya çıktığı dönemde pek çok kişi, krizin nedenini ABD ile ilişkilerin gerilmesine bağlamış, Cumhurbaşkanı da bu umutla, daha öncesinde “görevde olduğu sürece bırakmayacağını” söylediği Rahip Brunson’u özel uçakla ABD’ye teslim etmişti.

Meselenin sadece bundan ibaret olmadığını, krizin asıl nedeninin AKP’nin yanlış ekonomi politikaları olduğunu o dönemde defalarca dile getirmiştik.
Uygulanan özelleştirme politikalarının, üretimden uzaklaşmanın, sıcak paraya dayalı büyüme modelinin, üretken sektörler yerine ranta dayalı sektörlere yatırım yapılmasının, halkı borçlanmaya ve kredi kullanımına yönlendirmenin, çılgın projelerin ve gösteriş için yapılan harcamaların krizin asıl nedeni olduğunu ilk günden beri tekrar ediyoruz.

Zaman bizi haklı çıkardı. ABD’ye, Almanya’ya, Rusya’ya nice jestler yapıldı; üç kere Merkez Bankası Başkanı, bir kere Maliye Bakanı değiştirildi; sayısız kurtarma paketi ve ekonomi programı açıklandı ama bunlardan hiç birisi içinden geçtiğimiz krizin ateşini düşüremedi. Bugün ekonomimizin içinde bulunduğu durum üç yıl öncesinden çok daha vahim durumda.

YOKSULLUK BÜYÜYOR

Döviz kurlarındaki artış, temel tüketim maddeleri olmak üzere tüm ürün ve hizmetlerdeki fahiş zamlar, bir türlü kontrol altına alınamayan enflasyon, her şeyin fiyatı artarken bir türlü artmayan gelirler nedeniyle kitlesel bir yoksullaşma yaşıyoruz.

Ülkede iktidarla çıkar birliği içindeki bir avuç yandaş ve işbirlikçi lüks içinde yaşamaya devam ederken, büyük nüfus kesimleri her gün daha fazla borçlanarak, her gün ihtiyaçlarından daha fazla kısarak adeta yaşam mücadelesi veriyor.

Siyasi iktidarın övünerek açıkladığı büyüme rakamları hiçbir toplumsal karşılığı olmayan, sanayi ve tarımsal üretime, bu alanlardaki yatırımlara bağlı olmayan ve istihdam yaratmayan hormonlu bir büyüme. Bu çarpık büyüme toplumdaki gelir dağılımı uçurumunun derinleşmesinden başka hiçbir anlam ifade etmiyor. Bu büyümeden halkın payına düşen işsizlik ve yoksulluk oluyor.

Ülkenin için yaşadığı bu korkutucu durum ne yazık ki iktidar sahiplerinin hiç umurunda ve gündeminde değil. İktidarın tek derdi, rant çarklarını döndürebilmek. İktidar sürelerini uzatabilmek. Kasalarını doldurabilmek. Gerici ideolojilerini topluma dayatabilmek.

Yaşanan derin krize bağlı olarak büyüyen işsizlik, hayat pahalılığı, düşük ücretler ve güvencesizlik emeğiyle geçinen herkesi olduğu gibi mühendis, mimar ve şehir plancılarını da çok yakından etkiliyor.

Bu krizde kamuda çalışan arkadaşlarımızın payına resmi enflasyon rakamlarına dayalı zamlar, ücretli çalışan arkadaşlarımızın payına açlık sınırında maaşlar ve işsizlik, serbest çalışan arkadaşlarımızın payına giderek artan maliyetler ve artan borç yükü düştü.

Hepimiz giderek daha fazla yoksullaşıyoruz. Hepimiz giderek daha zor koşullarda yaşıyoruz. Artık sadece kendi hayatımızdan değil, gelecek kuşaklarımızın hayatlarından da feragat ederek yaşıyoruz.

ÇÖZÜM İSTİYORUZ!

Artık bu gidişe bir dur demek için, giderek büyüyen sorunlarımıza çözüm bulmak için harekete geçiyoruz. Biz mühendis, mimar ve şehir plancıları: Üreten kalkınan, hakça bölüşen bir ülke istiyoruz.

Daha fazla istihdam ve adil bir gelir dağılımı istiyoruz. Almış olduğumuz, eğitim, vermiş olduğumuz hizmet ve üstlenmiş olduğumuz sorumluluğun niteliğine uygun ve insanca yaşanacak bir asgari ücret belirlenmesini istiyoruz. Ücret ve hak kayıplarımızın giderilmesini istiyoruz. Güvenli ve güvenceli çalışma koşulları istiyoruz. Kamuda daha fazla kadro açılmasını istiyoruz. Kamu çalışanlarının ek göstergelerinin ve özel hizmet tazminatlarının yükseltilmesini istiyoruz. Liyakate dayalı bir kamu yönetimi istiyoruz. Haksız, hukuksuz bir şekilde, haklarında herhangi bir yargı kararı olmadan işlerinden atılan kamu emekçilerinin tüm haklarıyla görevlerine iade edilmesini istiyoruz. Emekli maaşlarımızın insanca yaşanabilecek bir düzeye yükseltilmesini, insan onuruna uygun bir yaşam, insan onuruna yaraşır bir gelecek istiyoruz.

Emeğimize, mesleğimize, haklarımıza sahip çıkıyor sorunlarımıza çözüm istiyoruz!