birgün

9° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 26.02.2020 04:00
author

Cehalet çok güzel, gelsene

Ya hangi ülke daha cahil kalacak yarışının içindeyiz sanki. İnanılmaz bir cahillik, inanılmaz bir bilgisizlik, acayip bir bilimsizlik, inanılır gibi değil. Hani yağmur duasına inanan bireyler bile artık günümüz cahillerine göre çok daha kaliteli geliyor...

Dünyanın dört bir yanından cahillik ve bilimsizlik haberleri yokuş aşağı akarken başımıza neler gelecek merak etmekten kendimi alamıyorum.

En iyi senaryoda 20 yıldır başımızda olan hiç kimsenin bir gram önlem almadığı, üstüne deprem vergilerini vantuzlayıp ‘duble yol yabdığı’ bir ortamda neler neler olur acaba? Henüz istediğimiz gibi bir dünya savaşı çıkartamadığımız için, şimdilik önlemsizliklerle yola devam edeceğiz. Savaş da stand-by’da duruyor zaten. Bir iki şehidimiz varlı açıklamalar. Can kayıplarının açıklanmaması, bu konuda sorulan sorulara ters ters cevap vermeler filan da kalitemizi ve ne kadar açık bir basın / siyasi ilişkisi içinde olduğumuzu gösteriyor. Basit bir soruya bile ‘Beni sen kimsin de yargılıyorsun?’ diye sinire kesen otorite, kim bilir soru soran olmadığında neler neler yapıyor? Ellerine sağlık da zaten, yapsın. Vergilere vergi getirsin, emeklilerden para kessin –ki normalde bizim iktidar tayfa emeklinin cebine el uzatmazdı. Büyük ihtimalle bu sefer büyük mantarladılar, elde avuçta bir şey kalmayınca da emeklinin primine hallenmeler başladı...-

Neyse benim idealim büyük İstanbul depreminin olmaması. Çünkü olursa, doğruya doğru, İstanbul biter. Hepimiz biteriz. Evlerimizde ölemezsek, zaten açlık, susuzluk, salgın hastalık ya da yağmacılıktan sizlere ömür oluruz. İstanbul’u kimse kurtaramaz. Hava alanları zaten şehir dışında, yollar çatlak, toplanma alanları AVM olmuş, acil durum konteynırlarının içi hortumlanmış. Valla zombi istilası gibi ölüp gideriz. Felaket tellallığı filan da değil. Duayla, kelle paçayla, dut pekmeziyle dünyanın 2000’li yıllarda gördüğü en tehlikeli salgınına baş tutacağını düşünen cehalete bu az bile. Yani az bile dediğim, hep şansımız yaver gidiyor. Allah korusundan başka bir korunmamız da yok. Onun da garantisi yok ama çaresizlik içinde insan inancına tutunuyor. Tabii herkes bizim kadar çaresiz değil. Yüzlerce odada, odalar içinde odalarda, en pahalı, en zırhlı araçların içinde, halkından yüzlerce metre uzakta el sallayarak bu işlerden korunmak mümkün.

Bu sırada Türkiye’nin sınır komşumuz İran’da ise ölü sayısı 15’e yükseldi. Yine bu sırada İran Sağlık Bakanı Yardımcısının da koronavirüse yakalandığı açıklandı... Bizde olsa şaşırtmaz. İran’da da şaşırtmamıştır. Bakın bu haberden önce şunu okuyunca insanın içini güzel bir his kaplıyor: İran’ın Kum kentinde din görevlileri Sağlık Bakanlığı’nın salgın nedeniyle mabedi kapatma tavsiyesini reddedip halkı toplu namaza çağırmış...

Yani kalabalık toptan namaza durursa virüs de bu kadar inanan arasında dolaşmak istemez gibi bir düşünce. Bizde de meclisteki makamında tavukları çamaşır suyuna koyup başlarına bir şey gelecek mi diye deneyler yapan bakanlarımız var. Nedir yani? Bu arada çamaşır suyuna konan tavuklar mekanda bir leğende mi bekletildi onu da merak etmeden geçemiyorum.

Son olarak aklın, mantığın bittiği ama bütçenin başladığı en güzel yer olan ve sadece tek bir mezhebe özel hizmet sunan harika bir kurum var: Ben ona kısaca ‘Dio’ diyorum. Çünkü Dio o kadar kendine has bir kurum ki, gerçekten o Maybach’a binmeden Dio’nun kafasını anlamamız zor.

Diyanet’ten şiddet gören kadınlara tavsiyeler:

>> Eşinize tepki vermeyin
>> Uygun bir dille eşinize sebebini sorun
>> Akşama sevdiği şeyleri yapın
>> Polisi aramayın, konuşarak çözersiniz inşallah
>> Çok da şey etmeyin böyle şeyleri. Bakın bizim bile sonuçta altımızda Merso, işler hala terso.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız