birgün

22° PARÇALI AZ BULUTLU

Enola Holmes: Kamu Malı

Enola Holmes karakterinin enerjisini sevdim, Sherlock Holmes karakteri her ne kadar kamu malı ilan edilmiş olsa da, onun politik daha doğrusu popüler doğruculuk adına bu kadar değiştirilmesini doğru bulmuyorum.

KÜLTÜR SANAT 03.10.2020 04:00
Enola Holmes: Kamu Malı
Abone Ol google-news

“Ben nasıl da duymadım Sherlock Holmes’un bir kız kardeşi olduğunu?” diye içinizden geçirdiyseniz hemen söyleyelim Enola Holmes, yazar Nancy Springer'ın aynı adlı kitap serisinde 2006 yılında yaratılmış bir karakter. Yani karakterin Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’u ile bir ilgisi yok ama bir ilişkisi var. Çünkü bu filmde Viktoryan bir evrendeyiz ve içinde Enola’nın abileri Sherlock Holmes ve Mycroft Holmes da var.

EN ÜNLÜ POLİSİYE

Edgar Allan Poe polisiye roman türünün babası olarak kabul edilmekte ve 1841’de yayınlanan dedektif Dupin karakterinin yer aldığı Morgue Sokağı Cinayeti adlı hikâyesi polisiye türün ilk örneği sayılmakta. Ardından Émile Gaboriau’nun polisiye romanlarıyla yaratılan polis Lecoq karakteri ile tanışırız. Ama kuşkusuz, polisiye türünü Sherlock Holmes karakteriyle büyük üne kavuşturan Arthur Conan Doyle’dur.

4 roman ve 56 hikâyeden oluşan Sherlock Holmes serisini 1887-1927 yılları arasında kaleme almış olan Doyle, 1893 yılında yeni tarihi romanlar yazmak istediğinden Holmes’u öldürmüş. Ancak okur baskısıyla, 1901 yılında Baskerville Tazısı’nı yayınlayarak, Holmes’u geri döndürmüş ve seriyi devam ettirmiş. Doyle’un, tam anlamıyla Viktoryan değerlerini taşıyan karakterinin arka planında milliyetçi bir anlayışın yattığını biliyoruz. Hatta Reşit Küçükboyacı’nın dediği üzere o dönemde Fransız romancılarının yarattığı dedektif kahramanlarının İngiltere’de ilgiyle izlenmesine karşılık olarak, Doyle’un yarattığı Sherlock Holmes karakteri Fransız egemenliğini kırmak ve İngiltere’ye özgü bir kahraman yaratmak amacını da taşımaktaydı.

enola-holmes-kamu-mali-788010-1.

POPÜLER DOĞRUCULUK

Yeni tanıştığımız Enola karakterine geçmeden önce Sherlock Holmes’u bu kadar iyi tanıyan bizlere, filmin Sherlock’u nasıl sunduğunu önemsiyorum. (Bu konuda hukuki davalar da devam etmekte.) Filmde karşımıza Henry Caville’in oyunculuğu ile çıkan Sherlock karakterinin, Doyle’un yarattığı karakterle ters düştüğünü düşünüyorum.

Sherlock Holmes egoist, soğuk bir kişidir, kibirlidir ve onu bu denli ilgi çekici yapan da zaten bu itici kişilik özellikleridir. Onun bu olumsuz özelliklerini dengeleyen isim de aslıda Watson’dur. Filmde ise Holmes’un Enola’ya karşı sergilediği cana yakınlık, anlayış halini yadırgadım. Sherlock Holmes’un vaka üzerine çalışmadığı dönemlerde depresyona girdiğini ve kokain kullandığını biliyoruz ki bunlar onun kişiliğinin en önemli parçaları. Ancak kendisi vakalar üzerinde çalışırken son derece enerjik birisine dönüşen Holmes’un filmde esamesi okunmuyor, aksine iri vücuduyla ensomni etkisinde gezen bir Holmes çıkarmış Henry Caville karşımıza. The Witcher ‘hmmm’lamasını bile duyar gibi oldum diyebilirim. Sherlock Holmes karakteri her ne kadar kamu malı ilan edilmiş olsa da onun politik doğruculuk -ki ben buna artık popüler doğruculuk diyorum- adına bu kadar değiştirilmesini doğru bulmuyorum.

ROMA KOMEDYASI

Enola Holmes karakterini sevdim. Kıpır kıpır, zeki, yaratıcı, girişimci, özgüveni tam bir genç kadın karakteri. Viktoryan dönemde geçse de günümüze bile referans oluşturabilecek güçlü, özgür kadın söylemi de başarılı kodlanmış. Enola karakterinin dördüncü duvarı yıkarak seyirciyle konuşması ise anlatısını derinleştiren bir yöntem olarak değil de filmin ve karakterin enerjisini yükselten bir araç olarak kullanılmış. Filmin enerjisi gerçekten çok yüksek, her şey hareket halinde adeta Yunan komedyasına misilleme niteliği taşıyan Roma komedyası gibi. Mille Bobby Brown, tiyatronun etkili olması için “Oyuncu canlandırdığı duyguları kendi içinde yaşamalı” diyen Horatius’u duymuşçasına bir Enola karakteri ortaya çıkarmış. Bu genç oyuncuya hâlâ kanım ısınamamış, kendisini fazla hırslı bulsam da, yaşı itibarıyla kariyeri için bulunabilecek en doğru projeyi bulmuş. Hatta bunun farkında ki filmin yapımcılarından biri bile olmuş. Polisiye türünün en önemli hedefi merak duygusu uyandırmak, en dikkat çekici yanı dedektifin olayları çözmede kullandığı sıra dışı becerilerdir. İşte filmin bu yönleri zayıf. Ancak uzun konuşmalardan kaçınan filmin kısa ve ritmik diyalogları, durağan olmayan olay örgüsü ile gayet keyifli canlı kanlı bir film.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun