Gençliğin heyecanı, yaşlılığın hikmeti
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY

Cazın en genç ve yetenekli trompetçilerinden birini İstanbul’da dinledikten kısa süre sonra, İstanbul’a 2000’li yıllarda iki kez festival konuğu olarak gelen büyük trompetçiye, Roy Hargrove’a ilişkin kötü bir haber aldık. Bir önceki kuşağın en iyi trompetçisi, iki Grammy ödüllü Hargrove henüz 49 yaşında hayata veda etmişti. On üç yıldır böbrek yetmezliği çeken sanatçı, son günlerde bu rahatsızlığına bağlı nedenlerle hastaneye yatırıldı ama menajeri Larry Clothier’in açıklamasına göre, kalbinin durması nedeniyle öldü.



1969 Ekim’inde Texas’ta doğup büyüyen Hargrove, daha lisedeyken, bir turnesi nedeniyle oraya gelmiş Wynton Marsalis ona hayran kalıp, yakındaki bir kulüpteki dinletisinde ona eşlik etmesini istedi. Çok parlak bir akşamdı. Ondan sonra da, yıldızlardan oluşan bir büyük grupla Lahey’deki Kuzey Denizi Caz Festivali’ne katıldı. Berklee Müzik Koleji’nde bir yıl eğitim gördükten sonra, cazseverlere dinletiler sunmanın çok daha öğretici olduğuna karar verip okuldan ayrıldı. Yuvası ise, Greenwich Village’daki Bradley’s kulübü oldu. Cazın saygın büyüklerinden çoğunun katıldığı jam-sessionlar sunup genç Hargrove’a büyük deneyim kazandıran Bradley’s, 1996’da kapandı.

Hargrove ise, New York’taki ilk altı ayında, kulübün sahibi Wendy Cunnigham’ın evindeki kanapede yattı. O sürenin sonunda çok iyi karşılanan ilk albümü “Diamond in the Rough”ı, RCA’da çıkardı. Gencecik yaşına rağmen Clifford Brown ve Lee Morgan’a benzetiliyordu. Trompete kornetten gelmişti. “Babam rehinciden bir kornet almıştı,” diyordu. “Ben de onu çaldım durdum. Zamanla korneti sevmeyi de öğrendim.” Hem çocukça bir coşkusu vardı hem de müzik konusunda çok ciddiydi. Tüm hayatı müzikti ve müzisyen olarak gençliğin heyecanı ile yaşlılığın hikmetini birleştirmeyi biliyordu.

Roy Hargrove yirmili yaşlarının ortasındayken onu veliaht ilan eden New York Caz âleminden aldıklarını geri vermeye başlamıştı. 1995’te vokalist Lezlie Harrison ve organizatör Dale Fetzgerald ile kurdukları küçük kulüp Jazz Galleri uzun süre genç caz müzisyenlerini sunan bir yer oldu. Hargrove cazdaki yenilikleri gözden kaçırmasa da gelenekten de uzaklaşmamıştı. “Herhangi bir şeyi tam olarak bilmek için, tarihine gitmek gerekir,” derdi. “Tarihi öğrenmeye çalışıyorum. Böylece belki de henüz yapılmamış bir şeyi yapabilirim.”

Albümü, John Coltrane’in “Impression” ve Miles Davis’in “So What” isimli standartlarının karışımı olan “Directions in Music”ti ve iki cazcının 75. doğum yılları anısına yayımlanmıştı. Hargrove altı kere aday olduğu Grammy ödüllerirden iki kez zaferle döndü. Biri “Directions in Music”ti, biri de En İyi Latin Caz Performansı’ dalında aldığı “Habana”. 23. İstanbul Caz Festivali’nde, İstanbul’daydı. Kamil Özler yönetimindeki TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası ile birlikte, gene Açık Hava’da küçük bir konser sundu.

Sanatçımızın 31 yıllık arkadaşı Christian McBride, “Kardeşimi kaybettim,” demiş. “Dünyadaki hiçbir şey ilişkimizi değiştiremezdi.” Ancak iki iyi trompetçiden daha söz etmeden bu yazıyı bitirmek mümkün değil. Biri, şimdinin dikkati çeken trompetçilerinden Keyon Herold. Müzik lafını duyunca kafasında hemen Roy’un trompet sound’unun canlandığını söylüyor. İkincisi ise, Hargrove ile aynı dönemin “umut veren”lerinden ve Genç Aslan’larından Nicholas Payton. Seçkin cazcı, “New York Müzik âlemini iki şeyin değiştirdiğini söylerim sık sık,” diyor blogunda. “Art Blakey’nin ölümü ve Bradley’in kapanması. “Artık bir üçüncüsünü eklemek zorundayim: Roy Hargrove’un gidişi. New York, sensiz aynı New York olmayacak.”