Kayıp evladın izinde geçen 39 yıl
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ
88 yıllık ömrünün 39 yılını gözaltında kaybedilen oğlu Hayrettin (Hayri) Eren’i aramakla geçiren Elmas Eren, aramızdan ayrıldı. Geriye, elinde oğlu Hayrettin’in fotoğrafıyla Galatasaray’da oturduğu fotoğrafı kaldı. Hayri'yi arama mücadelesini çocukları ve torunları sürdürecek.

AYÇA SÖYLEMEZ

‘Oğlunun yıllarca kaçak gezdiğini bilen annem bir yandan da oğlundan hatıralar istiyordu. O da artık oğlunu bir daha görmeyeceğini hissediyor, bize çaktırmamaya çalışıyordu. Ama özellikle giysilerini istiyordu.’



Cibali sigara fabrikasında işçi olarak başlayan hikayesi, Galatasaray meydanındaki Cumartesi eylemlerinde devam eden Elmas Eren’i gazeteci oğlu Faruk Eren, Kayıp Bir Devrimin Hikayesi, Bir Zamanlar Hasköy’de adlı kitabında böyle anlatıyor.
88 yıllık ömrünün 39 yılı gözaltında kaybedilen oğlu Hayrettin (Hayri) Eren’i aramakla geçen Elmas Eren, pazartesi günü aramızdan ayrıldı. Ben onu, elinde oğlu Hayrettin’in fotoğrafıyla Galatasaray’daki vakur oturuşuyla hatırlayacağım.

Ama hayattaki mücadelesi çok önce, İstanbul, Hasköy’de başladı. Burada inşa ettikleri gecekonduda eşi Kemal’le birlikte dört çocuk büyüttü, kızı Ünzile kendi tabiriyle “fakirlikten ölmüştü”. Ailecek hapishaneyle ilk tanışmaları da 1978’de Hayrettin’in tutuklanmasıyla oldu. O dönem Sağmalcılar’da geçen bir ayın ardından Sultanahmet adliyesiyle yargı mesaileri tamamlandı ama iki yıl sonraki 12 Eylül darbesiyle devletle karşı karşıya gelmeye alışacaktı.

ÖLDÜRÜP ASKERE ÇAĞIRDILAR

12 Eylül’den sonra Hayrettin gözaltına alındı, annesinin onu ilk sorduğu yer Karagümrük Karakoluydu. “Evet Hayrettin Eren buradaydı, Gayrettepe’ye Siyasi Şube’ye sevk edildi” dediler. Gayrettepe’ye gitti, “Oğlum burada” dedi. Bu kez o bilindik cevabı aldı: “Böyle biri yok.”

Ardından kızı İkbal ile hapishaneleri dolaşmaya başladı: Alemdağ, Maltepe, Kabakoz, Hasdal… Devamında diğer çocuklarının da görüşçüsü oldu başka hapishanelerde.

Yine Faruk ağabey anlatıyor: “Biz hapisteyken annelerimiz dışarıda inanılmaz bir kavgaya tutuştu. Bütün tutuklu anneleri, birer insan hakları savunucusuna dönüştü. Bizler cezaevinde açlık grevlerindeyken ya da başka direnişlerdeyken annelerimiz, ablalarımız, babalarımız da cezaevleri önünde direnişteydi.”

Hatta “direnişçi anne” Elmas Eren, oğlu Faruk aylar sonra tek tip elbiseyi giydiğinde “Neden giydin o paçavrayı, diğerlerinin canı yok mu?” diye kızmıştı.

Hayri bir gün gelir diye evde dergileri biriktiren Elmas Eren, Faruk hapisteyken de her hafta Metris önündeydi, karda, yağmurda, sıcakta. Diğer günlerde de ya dilekçe vermek için savcılıklarda ya “yetkililerle” görüşmek üzere Ankara’daydı. Köye her gittiğinde ise oğlu Hayri için askerlik şubesine çağrılıyordu, öldürdükleri oğlunu askere çağırıyorlardı.

Kayıp yakınları ilk kez 27 Mayıs 1995’te oturdu Galatasaray meydanına. Elmas Eren de elinde oğlunun fotoğrafıyla katıldı onlara. Faruk Eren “Annem bizim yanımızda hiç ağlamadı, en güçlümüz hep oydu” diyordu ama kayıp annelerini ilk gördüğünde hüngür hüngür ağladı. Her hafta gözaltı, her hafta dayak derken 1999’da eylemlerine ara vermek zorunda kaldılar. 10 yılın ardından eylemler yine devam etti ama polis şiddetinin ikinci dönemini de bugünlerde yaşıyor kayıp yakınları. Galatasaray Meydanı 90’lardaki gibi, yine yasak.



OĞLUMUN TEK KEMİĞİNE RAZIYIM

Elmas Eren, 2011 yılının Şubat ayında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşen kayıp ailelerinin arasındaydı. Erdoğan’a “Oğlumun tek bir kemiğine bile razıyım. Senden oğlumun mezarını istiyorum” demişti. Seslerine kulak veren olmadı, dönemin konjonktürü gereği iktidar halkla ilişkiler çalışması yaparken anneler Ankara’dan bir kez daha eli boş döndü.

Oğlu Hayri yaşasaydı 65 yaşında olacaktı. 12 Eylül darbesinden 1 ay 9 gün sonra 21 Kasım 1980'de arkadaşı Ahmet Öztürk ile buluşmaya gittiği İstanbul Saraçhane'de gözaltına alındı. Önce Karagümrük Karakolu’na oradan da meşhur ve meşum Gayrettepe Siyasi Şubeye götürüldü. Hatta acele ve umursamazlıkla Hayri’nin aracını da şubenin önüne park edip bırakmışlardı. Daha sonra gözaltına alınan Ahmet Öztürk, Ahmet Ok, Şaban Arslan, Turgut Karataş ve Fevzi Rakıcı, Hayri’nin yakalanma ve sorgulanma sürecine tanıklık ettiler. Öztürk, “Tanığım; onu hem karakolda hem de siyasi şubede gördüm” dedi. Hayri’yi bir daha gören olmadı.

Elmas Eren’in bıraktığı yerden çocukları ve torunları Hayri’yi aramaya devam ediyor.

* Bilgiler Faruk Eren’in Kayıp Bir Devrimin Hikayesi, Bir Zamanlar Hasköy’de adlı kitabından.