Kocama Mersedes hediye ettiler
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Düşünün ben bir ev hanımıyım. Bir gün eve geliyorum, beyimin altında bir araba. Mersedes S500 filan... Pahalı...
Biz ise orta halliyiz, evde bir ay boyunca kendi kendimize geçinemiyoruz, kira zor çıkıyor, çocuk okuma yazma bilmiyor, zaten en az 3 çocuk sayabiliyorum evin içinde.



Evin güneş alan yerlerine para getirsin diye başkalarına tezgah açtırmışız, camları perdeleri de açamıyoruz zaten... Eve acayip bir araba geliyor, kocam diyor ki ‘Yan mahalleden Semih var, beni çok seviyor, o hediye etti bu arabayı...’...

Haliyle ev hanımlığının da getirdiği bir ağırbaşlılık ve düzenli dayak yemenin de getirdiği gri maddelerde azalmadan dolayı kocama soruyorum ‘Ya bu Semih necidir?’...

Beyim bana Semih’i ve havadan gelen Mersedes S500’ün hikayesini anlatıyor. Diyor ki, ‘Ya bu Semih şimdi Sahibinden.com’a bu arabayı koymuş, benim ilgilendiğimi de görünce, Kaan, gel sana bunu ben hediye edeyim dedi’... Ev hanımı olarak bu ani hediyeyi sorgulamıyorum haliyle. Adam satacakken, -satış sitesine koymuş- birden bizimkinin ‘A bu araba satılık mı?’ demesi üzerine, ‘Gel Kaan kardeş, sana bu arabayı hediye edeyim’ diyor... Tam Nuri Alço filmi gibi olay. Bayram değil, seyran değil, bu araba bizim Kaan’a neden hediye edildi?

Kocam bana dönüp ‘Şanımız şeklimiz yürüsün hayatım’ diyor, ‘Sonuçta benim arabam değil bu, ikimizin arabası’ diye de ekliyor... Ben Kaan’a diyorum ki ‘Kaancım, kocacım, eğer bu araba evimizin arabasıysa, gel satalım evin borçlarını ödeyelim, kredi kartı borçlarımızı ödeyelim, çocukların başına üst baş alalım, arabanın parasıyla onları güzel bir okula yazdıralım... Hem kimmiş bu adam da durduk yerde kocama araba hediye ediyor?’ Neden yani?

O esnada Seda Sayan’ın Erol Köse hakkındaki konuşmasındaki ‘KİM?’ diye bağırmak istiyorum. Seda Hanım bağırdıktan sonra sesinin yansıması salonda çınlıyordu ya, onun gibi... Neyse ki şimdilerde kendisini Simit Sarayı’nın önünde yerlerde sürünürken görüyoruz. Canım, bir eli de taa Londra’daki simit sarayının simidine tutunmuş bekliyor...

Neyse, zaten kadının tercihi saraylar, kimse kimsenin tercihine karışamaz.

Kocama hediye edilen arabayı düşünüyorum. Acaba bu Semih, arabanın içinde gizli kamera filan mı koydu da bizim Kaan’a durduk yere hediye etti. Yani hikaye insanı huylandırıyor ister istemez. Bu Semih’i zaten pek gözüm tutmuyor. Belki de bu manyak Semih arabanın içine gizli kamera koydu. Benim kocamı dikizliyor. Cinsel sapık mıdır nedir? Belki de benim koca Kaan Efendi, geceleri arabayla saçma sapan ortamlara giriyor. Semih delisi de bunu kaydedip benim Kaan’ı tehdit edecek belki? Ne malum? Ya bu ülkede berberler bile dinlenildiklerini düşünüyor. Berberlere bile telefonlarınız dinleniliyor hissini yaşatan bir yerdeyiz. Kocama durduk yerde deli gibi lüks araba hediye ediliyor. Bunun karşılığında da ne isteniyor? Ya da neden bi şey istenmiyor? Neden bu araba bana hediye edilmedi? Ben böyle bir hediye alsam, kocam ne derdi? Ne derdi gerçekten de?

Bunu gittim Kaan’a sordum bana ‘Ya fiyatı 400 mü ne?’ dedi... koskoca araba 400 bin dolar... Kocam olacak adam 400 bin dolara nasıl ‘400’ diyebiliyor. Bizim bilmediğimiz bir yerde çok büyük bir zenginliğimiz mi var da binlerce doları ‘400’ diye özetliyoruz? Çocuğun pantolonu yırtık daha geçen gün yine diktim. ‘Anne hep oradan yırtılıyor, ben alıştım rahatsız olmuyorum istersen dikme’ dedi... Gariban evladım, hep özverili, hep iyi niyetli... Babası Mersedes’le şimdi pazara gitti. İki kilo patates, iki kilo da soğan almış. Döndüm ‘Bu ne?’ dedim, bana dönmüş bakıyor ‘Durumumuzu biliyorsun, paramız yok’ diyor...

İşte böyle sevgili okur. Hiç tanımadığın bir yerde, hiç tanımadığın bir insan sana spor bir araba hediye ederse, bir düşün. Adam senden ne istiyor? Bu arabayı evime nasıl götürürüm? Bu arabanın içinde bi şey mi var da adam bana veriyor, beni kurye gibi kullanıyor? Her şey olabilir, belki de hiçbir şey olmaz.