birgün

24° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 29.06.2020 09:42

Komployla varolanlar

Sağ-muhafazakar kesimin diyalektik düşünme yetisinden epey uzakta şekillenen bir akıl yürütme biçimi var. Bu akıl dünyayı değişmez, hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir yapı olarak kurguluyor. En eğitimlilerinin bile, ne kadar saçma olursa olsun komplo teorilerini kolayca sahiplenmeleri biraz da bundan kaynaklanıyor.

Ama komplo teoricilerinin daha ilginç yanı, bariz biçimde ‘komplocu’ olmalarıdır.1950ler boyunca siyah ve Yahudi karşıtı söylemler geliştiren Myron C. Fagan buna iyi bir örnektir. 2’nci Savaş’ın bitişi ve Soğuk Savaş’ın başlamasıyla ismi bilinir hale gelen Fagan, Cinema Educational Guild (Sinema Eğitim Birliği) adını verdiği bir oluşum çerçevesinde dönemin en çirkin ve akıl dışı söylemlerini üretmeye başladı.


Adına bakarak sinema emekçilerinin eğitimiyle ilgili bir meslek kuruluşu olduğunu düşünebilirsiniz ama aslında Cinema Educational Guild’in (CEG) ne olduğunu kimse bilmiyor. Tek bilinen, bazı sağcı politikacılar tarafından desteklenen Myron C. Fagan’ın ölümüne (1972) kadar CEG News Bulletin adı altında ırkçı-faşist propaganda bültenleri yayımladığı. Bu bültenlerin en iyi bilinenlerinden biri “Civil Rights-Most Sinister Tool of The Great Conspiracy” (Yurttaşlık Hakları-Büyük Komplo’nun En Fena Aracı) adını taşıyor. Siyah Amerikalıların oy kullanabilme, eşit ve ortak eğitim alabilme gibi temel insani isteklerini ‘Büyük Komplo’nun bir parçası olarak sunduğu bu bültende Fagan, 1913’te Israel Cohen adlı bir yazarın yazdığı A Racial Program for the 20th Century (20. Yüzyıl İçin Bir Irk Programı) adlı bir kitaptan söz edip şöyle bir paragraf alıntılıyor:

“Partimizin en güçlü silahının ırksal gerilim olduğunu anlamalıyız. Siyah ırktan olanlara yüzyıllardır beyazlar tarafından ezildikleri düşüncesini sunarak onları Komünist Parti programına uygun biçimde şekillendirebiliriz. Amerika’daki hedefimiz çok incelikli bir zafer olacak. Zenci azınlığı Beyazlara karşı ateşlerken, Beyazların içine de Zencileri sömürdükleri için suçluluk kompleksi ekeceğiz. Zencilerin hayatın her alanında, hem mesleklerde hem de spor ve eğlence dünyasında ön plana çıkmaları için yardımcı olacağız. Buradan edinecekleri prestijle Zenciler Beyazlarla evlenebilecek ve böylece Amerika’yı asıl hedefimize taşıyacak süreç başlayacak.”

Yani bu Israel Cohen ve içinde bulunduğu oluşum (Komünist Parti?) tüm dünyada bir komünist devrim gerçekleştirmek istiyor, bunun ABD ayağını da siyahileri beyazlara karşı kışkırtarak, dahası siyahlarla beyazları evlendirerek yapmayı planlıyor.

Tabii tahmin edebileceğiniz gibi, aslında Israel Cohen diye bir yazar ve A Racial Program… adlı bir kitap yok. Başta sanki bu kitap hemen önünde açık duruyormuş gibi yazan Fagan, aynı bültenin sonraki bir yazısında bu alıntıyı Washington Evening Star gazetesinden alıntıladığını itiraf ediyor. Yahudi düşmanlığıyla meşhur bir gazetenin uydurma olduğu besbelli bir isme yazdırdığı olmayan kitabından yapılmış, her cümlesinden cehalet akan bir alıntı ile üretilen bu komplo teorisi siyahların hak arayışına görünürde bir zarar vermedi neyse ki, ama bugün Trump yönetiminin düşünsel temelinde payı olduğu açıkça görülebiliyor.

Fagan 1948’de Red Stars in Hollywood (Hollywood’un Kızıl Yıldızları) isimli bülteninde “gazetelerin yayımlamaya korktuğu 100 isim” alt başlığıyla Joan Bennett’tan Gene Kelly’ye, Gregory Peck’ten Frank Sinatra’ya kadar o sırada hoşlanmadığı ne kadar oyuncu varsa hepsinin adını yazdığı bir liste yayımlamıştı. Aslında oyun yazarı olan Fagan’ın The Great Power adlı oyununun 1929’da aynı adla sinemaya aktarıldığını, filmin New York’taki Capitol Theatre’da bir kere sunulduktan sonra kaldırılıp ‘gösterimi en kısa süren film’ rekorunu sahiplendiğini, 1931’de iki filmin daha senaryosunu yazıp bir daha sinemaya hiç bulaşmadığını biliyoruz.

Fagan’ın toplum düşmanlığında bu kariyerin ne kadar etkisi vardır bilemeyiz ama, sinemayla ilişkisi bu kadar kısa ömürlü birinin ‘Sinema Eğitim Birliği’ diye bir ‘şey’ kurup 20 yıl boyunca nefret tohumları ekmeye çalışması sağcı-muhafazakar Amerikalıların komploculukla varoluşsal ilişkisine dair epey ipucu sunuyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız